<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Argun "Ramanên Azad, Özgür Düşünceler" &#187; Tevger ÇEKDAR</title>
	<atom:link href="http://www.argun.org/category/4-niviskar/tevger-cekdar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.argun.org</link>
	<description>www.argun.org</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Sep 2010 13:53:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Feride ve Kominist Bildiri (Tevger ÇEKDAR)</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/09/09/feride-ve-kominist-bildiri/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/09/09/feride-ve-kominist-bildiri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 13:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=8207</guid>
		<description><![CDATA[Ellerimiz kelepçelendi, ‘suç unsuru’ kitaplarla beraber küfür ve hakaretlerle polis otosuna konulduk. Nereye götürüldüğümüzü bilmiyordum,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2010/09/iskence.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-8208" title="iskence" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2010/09/iskence.jpg" alt="iskence" width="280" height="190" /></a>70’li yılların sonu ‘ sol ‘ un en hararetli tartışmalarının yaşandığı ‘sıkı yönetim’li yıllar iş için İstanbul’a gitmiştim. Tanıdık arkadaşlar sayesinde bir Kürd öğrenci yurdunda birkaç günlüğüne misafir olarak kalmama izin verildi. O meyanda çoğu kişi ile tanışma fırsatım da oldu. Kısa sürede aramızda bir samimiyet doğdu. Mertliğin fedakarlığın ve dürüstlüğün yaşandığı bir dönemdi o günler.</p>
<p>Bir gün sabaha karşı, yurdun demir dış kapısına şiddetle vuruldu “ kapıyı açın ! polis “ sesi ile korku ve telaş içinde derin uykudan uyandık. Ben, ilk kez bu tür bir olayı yaşıyordum yabancısıydım ne de olsa büyük şehrin ! Tüm öğrenciler gayet sakin hareket ediyorlardı, çünkü alışıklardı. Kim bilir bu kaçıncı karşılaşmaları idi bu tür baskınlarla!</p>
<p>Kapının açılması ile polis hepimizi bir salona topladı diğer taraftan da arama yapmaya başladılar. Zaman sonra kucak dolusu kitapla ve dökümanla gelip masaya koydular. Polis şefi sert bir üslupla “ Bunlar kimin çıksın yoksa ben çıkarmasını bilirim “ deyince o öğrencilerin öğrenim hayatlarını düşündüm. Hayatlarının karartılması söz konusuydu ne de olsa. Aklıma bir şey geldi, benim gibi yurtta misafir statüsünde kalan ve bir çay bahçesinde garsonluk yapan Abdullah (apo) ile gözgöze gelince işaretleştik öne doğru çıkıp “bizimdir sahibi biziz” dedik polise. Bu çok inandırıcı gelmese de polis kabul etmeye mecbur kaldı.</p>
<p>Ellerimiz kelepçelendi, ‘suç unsuru’ kitaplarla beraber küfür ve hakaretlerle polis otosuna konulduk. Nereye götürüldüğümüzü bilmiyordum, Apo’nun sayesinde Samatya polis karakolu olduğunu öğrendim sonra. Karakola girdiğimizde tekme-tokat ile karşılandık ve nezarethane denilen bir hücreye konulduk. Tam da kendimizi nasıl savunacağımıza veya nasıl ifade vereceğimize endekslenmişken, dışardan gürültü-patırtı, küfür ve dayak sesleri ile kalabalık bir grubun daha getirildiğini anladık. Dışardan bir polis şefinin “ nezarethanedeki o iki Kürdçü-komünisti benim odaya alın, bunları oraya koyun. …na koyduğumun karakolunda başka yer mi var “ dediğini duyduk. Kapı açıldı ve “ benimle geliyorsunuz “ diyen polisi takip ederken göz ucuyla baktığımda hayli tartaklanmış 5-6 kişiyi gördüm. Kılık kıyafet ve bıyıklarından ‘solcu ‘ oldukları belliydi.</p>
<p>İkimizi bir odaya alan polis “ uslu uslu burda durun bir hal çaresi buluncaya kadar burdasınız “ dedi ve kapıyı çekip gitti. Bir de ne göreyim, bize ait ‘ suç delili kitap vs.’ masada duruyor. Merakımı gidermek için temkinli bir şekilde karıştırmaya başladım. Çünkü bize ait olmayan ama, fedakarlık adına üstlendiğimiz şeylerin ne olduğunu anlamak istemiştim. Hatırladığım kadarı ile ‘ Koral yayınlarının Mervani Kürtleri Tarihi, Komal yayınlarından M.Emin Zeki’nin Kürdistan Tarihi gibi bir çok kitap ve o dönemin illegal fraksiyonlarından Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği‘ne ait bir bildiri gözüme çarptı. Deneyim sahibi abilerden öğrenmiştim ‘ eğer kitabı yayınlayan yayınevi belli ise ceza almazsınız, yayınevi belli olmayan kitap,imzasız bildiri, broşür vs. ise ceza alma nedeni olur ‘ denmişti. Bu TİKB’in bildirisi beni korkuttuğu için Apo ile de düşüncemi kısık bir sesle paylaştım. İkimiz bu imzasız bildiriyi nasıl yok edebilirizi tartıştığımız bir anda odanın kapısı birden açıldı, açan son derece bakımlı saçı başı boyalı minyon tipli bir bayandı. Polis şefini kast ederek “ Ramazan’a baktıydım kendisi yok mu?” dedi. Biz irkildik O ise şaşkındı ! “ Ulan Apo senin ne işin var burada ? “ demez mi ! Apo da “ hiiiç abla yok bişi öylesine alındık “ dedi. “ Hele bi Ramazan’ı bulayım bakarız çaresine “ dedi ve bayan çıktı gitti.</p>
<p>Apo’ya nerden tanıştıklarını, samimiyet ölçüsünü sorgulamaya başladım. Bu, acaba bizi bu ‘ illegal bildiri ‘ den kurtarabilir mi çabasındaydım ! Apo, çay bahçesinden tanıdığını adının Feride olduğunu; “ dostu “ olan biri ile her gece gelip oturduğunu vs. anlattı. Karakol bahçe kapısına yakın olan oda kapısını ‘ kendiliğinden açılmış ‘ gibi hafif aralayıp dışarıda olup bitenleri ölçmeye başladım. Dışarıda Feride’nin aradığı kişi olduğunu tahmin ettiğim polis şefi ile gırgır-şamata cinsinden bir sohbet içinde olduğunu anladım. Feride’nin ‘ arabasının Türkiye’ye ithal edilen 16 arabadan bir tanesi olduğunu ‘ da öğrenmiş oldum.</p>
<p>Zaman sonra Feride tekrar odaya geldi, içeri alınma nedenimizi sorgulayınca ve nasihat vermeye kalkınca; kendisine dedim ki: “ Apo’yu seviyorsan şurada masada duran bir kağıdı al yok et, yoksa Apo ceza alacak yazık olur “ Feride, “ Çok önemli değil ben şimdi onu Ramazan’a aldırır yok ederim, dert etmeyin “ demez mi ! Kendime kızdım, “ bir ‘orospu’ya iş yaptırmak akılsızlıktı, O da dostu olan bir polise havale edecek ve belki de farkında olmadıkları bir delili kendi elimle onlara sunmuş olacağım “ diye hayıflandım, pişman oldum. Feride aç olduğumuzu öğrenince gidip bize pide getirdi, hakkını yemeyelim ‘harbi’ kadınmış.</p>
<p>Apo ile bir değerlendirme yaptık ve kafamdaki operasyonu çok acele gerçekleştirmeye karar verdim. Apo kapıyı gözetlerken, ben de o bildiriyi aldığım gibi, elimi oturduğum koltuğun alt döşeme muşambasına bıçak gibi saplayıp bir delik açtım. Bildiriyi burarak rulo haline getirdikten sonra o delikten koltuğun içine gizleyip sakinleştim. Hiçbir şey olmamış gibi otururken Feride tekrar yanımıza geldi ! Kafamda kurguladığım gibi dedim ki “ ben size şaka yapmak için öyle bir şey dedim, sakın polise bir şey demeyin lütfen. Sadece Apo’yu sevip sevmediğinizi anlamak için öyle bir şey uydurdum “ Feride ikna olmuştu, bize bol nasihat edip ayrıldı bir daha da gelmedi.</p>
<p>***</p>
<p>Akşam olmuştu, mesai saatinin sonuna doğru karakol amiri “ nezarethane dolu başka da yer yok, bunları Fatih’e götürün; geceyi orda geçirsinler, ordan yarın Gayrettepe’ye siyasi şubeye götürsünler “ deyip çıktı gitti. Tekrar birkaç tekme ve tokat yiyerek otoya alındık akşamüzeri yola koyulduk. Fatih karakoluna giriş yaptığımızda bizi karşılayan polis sordu, “ bunlar hangi guruptan ? “ bizi getiren polis “ bunlar Kürdçü-komünistmiş şefim “ dedi. Şef hayli yüksek sesle “ ulan a…na koyduğumun çocukları şimdi sizi nereye koyacam, nezarethanenin biri komünistlerle tıka basa dolu, diğerinde ülkücüler var. Yetmezmiş gibi bir de Kürdçü komünistler çıktı başımıza töbe töbe “ Bir taraftan sert bir şekilde yüzümüze bakıyor, bizden yanıt bekliyor sanki! Tüm cesaretimi toplayıp dedim ki “ komiserim bizi ülkücülerin olduğu yere koymayın “ Bu yanıt karşısında ses tonunu düşüren ve birden şefkatli bir eda takınan şef, “yavrum neden oraya koymayayım sizi “ deyince; dedim ki “ sabaha kadar kavga ederiz de ondan “ söyledim. Vay sen misin bunu diyen ! Şef avazı çıktığı kadar bağırarak ve hışımla suratımı tokatlarken şöyle diyordu “ Ulan it oğlu it devletin karakolunda kavga ha ! “ Hırsını aldıktan sonra dayak atmayı bıraktı.</p>
<p>Koridorda bekleme durumundayız, şef düşünüyor ! Sonra bize dönerek, “ gelin bakim bu geceyi ‘Akıncılar ‘la geçireceksiniz” İçimden sevinmedim değil doğrusu ne de olsa ülkücülerle aynı yere konmamıştık. Kapı açıldı, içeride 4 kişi yere serilmiş halının üzerinde oturuyorlar. Kıçımızdan yediğimiz tekmelerle sendeleyerek içeri atıldık. “ Selamün aleyküm “ ile tanışma faslı başladı Akıncılarla. Bize yer açtılar halıya oturduk, sohbete koyulduk.Biz onlara Kürdleri, komünizmi onlar da bize ümmeti,islamiyeti anlatıyor ! Karnımız aç, mazgal deliğinden polise yiyecek almak için yaptığım istek küfürle red edildi. Gecenin ortalarına doğru Akıncı ‘kardeş’lere tepsi içinde bir restorandan geldiği belli olan kebaplar verildi. Yemeklerini biz komünist ‘kardeş’leriyle paylaştılar. Gecenin bir saatinde Apo ile beni dışarı çıkardılar, izbandot gibi birinin hortumlu kaba dayağını yedikten sonra geri getirildik. Sabaha kadar uyumadan Kürd meselesi üzerinde karşılıklı tartışmalar kaldığı yerden devam etti. Saat 09 gibi kapı açıldı polis “ hadê ikiniz gelin bakim siyasi şubeye gönderileceksiniz !” dedi. Tekrar yeni bir bilinmezliğe doğru gidişti bu.</p>
<p>***</p>
<p>Dışarı çıkarıldığımızda emanete alınan kemer, tespih, para vs. eşyamız geri verildi. Bir taksi çağrıldı, yeterli arabaları yokmuş güya! Taksi geldiğinde polis, “ ücreti 5 liradır verin “ deyince; ben paramızın olmadığını söyledim inat ettim. Polis “ ulan komünistler yalan söylemez, paranızın olmadığına inandım “ der demez tekme-tokat dayak faslına başladı. Eller kelepçeli olduğundan her tekme ile top gibi yuvarlandık yerlerde. Sonra çaresiz parayı vermeye razı olduk !</p>
<p>Gayrettepe’yi duymuştum abilerden, orda çok işkence yapıldığını biliyordum. İçeri girdiğimizde hiç de yanılmadığımı anladım. Bizi karşılayan 4-5 polis adeta sevinç içinde bize başlayacakları işkence faslı için sırıtıp duruyorlardı. Bu an, bir avcının avını yakalama sevincinden farksızdı. Fişleme dosyasına konulmak üzere fotoğraflarımız çekildi, parmak izlerimiz alındı. Sorgu odasına alındık, rutubetli loş ışıklı ve tuhaf kokan bir yerdi. Yüzümüz duvara dönük ‘hazırol’ vaziyetinde beklememiz emredildi, hiçbir şekilde arkamıza bakmamamız tembih edildi. Ellerindeki dosyadaki bilgiler üzerinden sorgulama başladı. En çok ‘Kürdistan’nın neresi olduğu’ ve bizim tarif etmemiz ısrarla soruluyordu! Verdiğimiz yanıtlar tatmin etmediğinde arkadan kafamıza ani vurmaları ile yüzümüz duvarla bir oluyor arada bir. Burnumuzdan ve dudaklarımızdan salya-sümük ve kan aktığını hissediyoruz ancak silme olanağından yoksunuz çünkü ellerimiz kelepçeli arkadan.</p>
<p>Aşağı-yukarı 5-6 saat bu şekilde fasılalarla devam etti. Bitkin ve açız, arada bir düşüyoruz ayakta duramıyoruz. Midemiz bulanıyor, kusma krizi ile iki büklüm oluyoruz içerde bir şey yok ki çıksın ! Sonra talimat üzerine bir nezarethaneye alındık, hayli kalabalık devrimci bir gurupmuş içerdekiler, bizimle ilgilendiler moral verdiler. Atılan sloganlarla işkenceyi unuttuk, kendimizi bir mitingde hissettik bir an. Küfür ve hakaret eşliğinde lavabo ve tuvalet ihtiyacımızı yerine getirince biraz rahatlamıştık. Kebap parasına alınan tost ile açlığımızı da bastırmıştık !</p>
<p>Gecenin sessizliğini açılan demir kapıların şangırtısı ve polislerin küfürleri bozuyordu. Birilerinin işkenceye alındığı belliydi, sloganlarımızla eşlik etmemek olmazdı, derken sıra bize geldi ! Önce bayanları aldılar topluca, sonra tek tek geri getirdiler zaman sonra işkence edilmiş kan içinde bırakılmış şekilde. Moral vermekten başka yapabileceğimiz bir şeyin olmadığı çaresizliği yaşıyorduk dayanışma içinde. Aynı akıbetin bizi beklediği gerçeğini pek umursamıyorduk! O gece yetişmemiş olacak ki, sıra bize gelmedi.</p>
<p>rtesi günün yarısını bekleme içinde geçirdik, ikindi üzeri tek tek alındık! Bodrum gibi bir yere gözlerim kapalı şekilde indiğimi biliyordum. Gözlerimi açtıklarında karşımda iri cüseli biri nereli olduğumu sordu, hemşehri olduğumuzu anladım diyalog sayesinde. Diğer iki kişinin çıkmasını istedi ve bana dönerek “ bak oğlum bu işler boş iş, ne Kürd’ü ne hali . Sizi kandırıyorlar Kürd diye bir millet yok, hepimiz Türküz “ babında bir beyin yıkama yaptı kendince. Hiç tepki vermedim, sadece yüzüne boş boş baktım. Çok rahatsız olduğunu hissettim. Dedi ki “ seni dövmiyeceğim ama sakın kimseye belli ettirme tamam mı ? “ Tek kelime konuşmadan onayladığımı başımla işaret ettim. Hem ben hem de O suçlu gibi epey sessiz bakıştık. Sonra içeri çağırdığı biri ile alındığım yere geri gönderildiğimde hıçkırıklara boğulmuş bu suçluluk duygusu içinde ağlayarak içeri girmiştim. Arkadaşlarıma ihanet etmiş gibi oldum, çünkü dayak yememiştim oysa, onlar oradan yarı baygın dönmüşlerdi.</p>
<p>***</p>
<p>Nihayet ertesi gün sıkıyönetim savcısına ifade vermek üzere Selimiye Kışlasındaydık. Erlerin gözetimine verilmiş olmak polisten kurtulmuş olmak da ‘ sevindirici ‘ bir durumdu bizler için ! Katı bir disiplin içinde verilen emirlere riayet edilmemiz istendi girişte. Sonra koca bir salona alındık sıra sıra oturtulmuş herkes gibi savcılık sıramızı beklemeye başladık. Elleri coplu erler sert bakışlarla arada geziniyor, fısıldaşmak copun kafamıza inmesi için yeterli bir nedendi.</p>
<p>Bir tepsi içinde lahmacun gezdiren er geldi, isteyenler sadece tek bir tane alabilir dendi. Ere işaret ettim yanıma geldi, lahmacunumu aldım parayı çıkarmaya çalışırken usulca nereli olduğumu sordu. Hemşehrim çıkmasın mı ! Fazla bir şey konuşamadık, isteyenlere lahmacun vermeye devam etmek üzere gitti. Benim gözüm üstünde bir yardımını bekliyorum, çünkü o koşullarda 3 gündür hiç sigara içememiştim.</p>
<p>Takriben yarım saat sonra yanıma geldi, görevli inzibata “ tuvalete gitmek istiyormuş “ inzibat kafası ile onay verince; ve bana dönerek “ kalk gidiyoruz “ dedi. Tuvalete gider gitmez cebinden bir paket sigara ve bir kibrit çıkarıp verdi, sanki içimi okumuştu. “ Çorabının içine sakla, tuvalete her geldiğinde içersin. Benim verdiğimi sakın demeyesin “ diye tembih etti. O an ne çok sevindiğimi anlatamam. Sigaramı içip çıktığımda tuvalet sırasını bekleyenlerden ilk sıradaki kız “ yoldaş fazla sigaran varsa bir tane verir misin demesin mi “ Hemşerimin yüzüne baktım, kafası ile onayını alınca paketten birkaç tanesini verdim ki o da diğerleri ile paylaşsın. Gelip salondaki yerime oturduğumda yanımdakilere de birer sigarayı çaktırmadan verdim. O koşullarda bile devrimci dayanışmanın gereğini hiç unutmadık.</p>
<p>Akşama doğru çatık kaşlı askeri savcıya ifade verdik, suç delili sayılan kitapları şöyle bir göz attı; ‘ beyhude şeylerle ‘ uğraşmamamızı söyledi. Tekrar polis gözetiminde ve ‘suç delili kitaplarla’ beraber alındığımız Samatya karakoluna bırakılmak üzere serbest bırakıldık. Polis ücreti bize ait olmak üzere taksi tutmamızı söyleyince, paramızın olmadığını arabalı vapurun uygun olacağına ikna ettik. Selimiye Kışlasından Harem’e taksi ile indik. Arabalı vapura bindik, güverteye çıktık. Kitaplar polisin elinde güverteden aşağıya doğru sarkıtmış şekilde konuşarak yol alıyoruz. Niyetini anlamıştım sanki, dedim ki “ abi yorulma ver kitapları ben tutayım” “ gerek yok ” deyince yapılacak bir şey kalmadı. Beş dakika sonra elinden saldı düşmüş gibi yaparak, kitaplarımız vapurun dalgaları ile denizin sularına gömüldü.Uğruna bu kadar işkence gördükten sonra serbest bırakılan kitapların bu şekilde cezalandırılmış olması bizi çok üzdü.</p>
<p>***</p>
<p>Bugün eğer kitap okunmuyor diye serzenişte bulunuluyorsa hikayemizde abartısız anlattığım gibi nedenleri vardır. İstanbul’a her gidişimde bu anı yeniden canlanıyor kafamda ve 30 yıl sonra ehliyetimi yenilemek için gittiğim emniyette karşıma çıkan o dönemdeki GBT kayıtları ve fişlemeler… Demek ki ne beyinlerden siliniyor ne de kriminal dosyalardan o izler…</p>
<p>12 Eylül darbesine giden yolda 12 Eylül referandumuna doğru bu öykümü sizlerle paylaşma gereği duydum. Saygılarımla</p>
<p>09 Eylül 10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/09/09/feride-ve-kominist-bildiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KURD BI ZIMANEKÎ MAQÛL NA AXIVIN ! (Tevger ÇEKDAR)</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/08/10/kurd-bi-zimaneki-maqul-na-axivin-tevger-cekdar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/08/10/kurd-bi-zimaneki-maqul-na-axivin-tevger-cekdar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 22:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=8149</guid>
		<description><![CDATA[Pêvajoya ku em tê de ne, mecbûr dike em ji hevdu fêhm bikin, ji hev sûd wergirin. Lê mixabin zimanê em pê diaxivin destur nade ji bo fêm kirinê !]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1273" title="argun" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg" alt="argun" width="100" height="100" /></a>Pêvajoya ku em tê de ne, mecbûr dike em ji hevdu fêhm bikin, ji hev sûd wergirin. Lê mixabin zimanê em pê diaxivin destur nade ji bo fêm kirinê ! Gengeşîyên me wek şereke dijwar di domîne! Bi peyvên tûj û tehl hevdu di êşînin ! Çiqwas peyvên me yê kirêt neçê hebe di tûrikê me de, hemî ya bê sînor û bêrêz wek gule di barînin ser hev de ! Bêguman ev ziman ne zimanê mirovahîyê ye.</p>
<p>Bi destura we ez bûyereki ji jîyana gundê xwe bidim. Li gundê me miroveki bêedeb, neçê û bêpergal hebû. Her roj sibe radibû ser banê xanî ji cîranên xwe re dida çêra, dijûnên kesanedîtî dikir bê sedem. Gor dîtina xwe ‘dilê xwe rehet’ dikir paşê ji banê xanî xwarê jêr dibû. Wek mirovek bêguneh tevê civatê dibû ! Gava mirov li minaqeşeyên, gengeşîyên Kurda mêze dike, bawerî ya we hebe ferqa wan û wî gundîyê me tune mixabin. Li ser mijarekî dema minaqeşe dikin, ji bo ramanên xwe bi bandor bidin qebulkirin bi zimanekî neçê di axivin. Bêsedem hevdu tawanbar dikin, cûdatîyan normal nabînin. Dixwazin kesên di gengeşîyê de hildin bin tesîra xwe an bêrûmet bikin bi devekî bi dijûn û neçê.</p>
<p>Camêrî bi demokratî bi xweşbînî bê xemilandin herî xweştir dibe. Xûyekî nebaş hilanîne ji bo tiştekî biçûk dikarin tûrikê dijûna vala bikin bêrêz bi ser kesên hember de. Ne şerm dikin ne jî fedî kirin maye bi rastî ! Berî salan digotin ‘ ew faşîst e, revîzyonîst e, paşverû ye û hwd…’ Niha jî hema ji devê xwe bêpîvan, bêsînor ‘ cahş, tirşikçî, xwefiroş, îxanetçî, sixûr û hwd…’ dirijînin wek jahra mara. Paşê jî bê lêborîn xwestin, bê dil xweş kirin dixwaze ku civat rûmetê bidê ! Ev rewşeki sosret e.</p>
<p>Lê belê ez nizanim ev kesên dev xerabûyî, bêrêz û sînorê xwe nezan vî mafî ji ku derê hildigirin ? Kî vî mafî dide wan ku ewqas şûmin û bêedebîyê dikin ! Mirov ji zanatîyên xwe hêz hildigre, ji rastîyên xwe taqetê hildigire. Bêguman ew kesên xwe nenas, bêsinç û bêrûmet ji kirêtî yê, ji kotîtî yê pişt digirin, ev ne mirovahî ye. Xwe dispêrin rêxistinên despot, bi piştgirî û desteka bêxawênan li ser civakê zordarîyê dikin. Li welatparêzan li rewşenbîran gef lê danîyê dikin. Armanca wan kifşe ye ku mirovên giranbiha, birûmet, rûspî jî bikişînin rade ya gemar û ketî.</p>
<p>Bêguman Kurd jî wekî hemû neteweyan, netewekî hemdemî ye; xwedî sinç e û birûmet e. Divê her Kurd di derbarê doza xwe de, li ser pirsgirêkên netewî bi axive û azedegan be. Divê kes çerçoveyekî sînorkirî nede pêş Kurda. Dîsa em mecbûrin hemû pirsgirêkên xwe bi zimanekî xweş, baş û qenc mineqeşe bikin. Di gengeşîyê de zimanê tahl, peyvên necûtî û tûj ne hewceye. Ji bo têgihiştinekî rast û fêhmdar zimaneki şêrin pêwiste.</p>
<p>Rewşa niha di xûyê çapemenî ya Kurda, tv.yên Kurda, rojnameyên Kurda, malperên Kurda, rewşenbîrên Kurda, sîyasetmedarên Kurda bi piranî vê gavê bi zimanekî maqûl naaxivin mixabin. Divê em bi tevahî li dij vê rewşê helwest bigrin û ji vê xeterê derkevin u çareser bikin. Divê di her mercî de em ji xweşbînî û rêzdarîyê dev jê bernedin. Heke zimanê biratîyê, zimanê dostanîyê bibe sereke vê yekîtî û piştgirîya Kurda xurt bibe.</p>
<p>Kurdawarî bi hemû rengên xwe bi hemû cûdayîyên xwe bi zimanekî şêrin bê jîyandin ji bo her kesekî dilxweşîyekî mezine.</p>
<p>24 Gelawêj 2010<br />
Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/08/10/kurd-bi-zimaneki-maqul-na-axivin-tevger-cekdar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇIMA NAXWAZIN KURD BIXWÎNIN ? (Tevger ÇEKDAR)</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/07/10/cima-naxwazin-kurd-bixwinin-tevger-cekdar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/07/10/cima-naxwazin-kurd-bixwinin-tevger-cekdar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 20:33:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=8111</guid>
		<description><![CDATA[Xwendin rêya fêrbûnê ye, bi xwendinê mirov dibe xwedî tevgerên qenc, xwendin dijminê nezanîyê ye. Civakên xwende di her qadê de pêşve diçin, civakên nezan nikarin pêşve biçin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2010/08/kurdi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-8112" title="kurdi" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2010/08/kurdi.jpg" alt="kurdi" width="270" height="186" /></a>Xwendin rêya fêrbûnê ye, bi xwendinê mirov dibe xwedî tevgerên qenc, xwendin dijminê nezanîyê ye. Civakên xwende di her qadê de pêşve diçin, civakên nezan nikarin pêşve biçin. Mirovên xwende û perwerde bi zanînên xwe dikarin ji civakê re bibin pêşeng, rêber. Lê mirovên nezan di jîyana civatê de dibin sedema pirsgirêkan bêguman. Bingeha problemên civakî, ji nezanî yê tê çimkî nezanî çavkanîya hemî tiştên neçê ye. Di sedsala 21.an de divê gelê Kurd girîngî yê bide xwendin û fêrbûna zarokên xwe. Hewceye pêşeroj bi vî ronî bibe û gelê Kurd pêşve biçe.</p>
<p>Bi helsengandineki biçûk mirov dikare derbarê sedema nexwendina Kurda de çend tişt bibêje.</p>
<p>Di dîrokê de tê zanîn heta dawîya sedsala 18. û 19.de serdestên Kurdistanê Mîr û Beg (axa) bûn. Avaneyên wan, destyarên wan jî Şêx bûn. Mîr’an, Beg’an û Şêx’an zarokên xwe didan xwendinê , lê zarokên gel nezan di hîştin bi zanatî. Çimkî gor berjewendîyên xwe ev neyarî bi gelê xwe re dikirin.</p>
<p>Di sedsala 20.an de welatê Kurda Kurdistan hat dagirkirin. Dewletên dagirker (Turkiye, Îran,Iraq, Sûrî) gor berjewendîya xwe politikayên nû nerîtandin li ser gelê Kurd. Dewletên dagirker li herêmên Kurda dibistan û medrese çênekirin an jî kêm çêkirin. Armanca dagirkeran kifşbû, nedixwestin zarokên Kurda bixwînin û şîyar bibin. Di dibistanan da politikayên asimilasyonê nêrîtandin ku Kurda asimile bikin. Hîmê bernama hînbûnê înkarî ya neteweyê Kurd bû. Li Bakur zarokên Kurda wek Tirk, li Rojava wek Ecem(Faris), li Başûr wek Ereb hatin perwerde kirin.</p>
<p>Dewletên dagirker li dij heçî kesên xwende yên Kurda jî bergiriya xwe girtin ku nebin xwedî sereke cîh û negihên derfetan. Bi îstixbaratî, bi hêzên ewlehî, bi sîxurî li peyê Kurdên xwendekar, karmend û bîrokratan ketin. Sixletîdan, ceza kirin, vepirsandin ku ji Kurdayatî yê dûr bikevin û dûr bi sekinin.</p>
<p>Dagirkeran bi pêşbînî bi zanatî gor pêşerojê plan amade kirin ku pêşîyê li zarokên Kurda bigrin nedin xwendin, nezan bihêlin. Ji bo wî destgeh saz kirin, mahane dîtin, ûşt pêkanîn. Çimkî zanîbûn gelheya(nüfus) Kurda wê di pêşerojê de zêde bibe rêje di leh Kurda de bi guhere. Bi dek rêya xwendinê li ber zarokên Kurda xetimandin bi neyarî.</p>
<p>Dagirkeran bi pêwendîyên tarî û qirêj rêxistin damezrandin, zarokên Kurda bi taybet yên xwendekar hildan bin tesîra xwe. Bi îdeolojîya alî dewletên dagirker perwerde kirin, nasnameyên wan guhertin ji xwe re kirin barkêş, xûlam û xizmetkar. Ew kesên hatin hevotin jî gor berjewendîyên dagirkeran bi awayekî li xwendina zarokên Kurda pêş birîn. Yên hatin kuştin, yên avêtin zîndanan, yên peyirkên wan hat xirab kirin, yên ji dibistanan hatin avêtin. Yên tek û tûk xwendine jî tu car nikarin bibin xwedî cîhekî sereke, bilind. Lîstokek mezin hat leyîstin li ser pêşeroja cîwanên Kurda, mixabin ev lîstok hîna jî dom dike.</p>
<p>Dagirkeran yekem dest avêtin cîvanên zanistgeha roj li ber wan tarî kirin, paşê jî ji bo zarokên Kurda nezan bimînin êrîş bir ser dibistanên gunda, dane şewitandin di şerê qirêj de. Yên mayî jî ku hêsan bêne asimilekirin li navenda de dibistanên YİBO saz kirin, li wir kom kirin politikayên xwe nerîtandin. Di van dibistanan de hemî tiştên bêrûmet bi zarokan re hat kirinê. Dijminan bi nedilovanî ji zarokên bêguneh tol hilanîn. Di dijminatî yê de sînor nasnekirin!</p>
<p>Bi gelemperî mirov dikare ewqas bibêje di derheq nexwendina zarokên Kurda de bi kurtasî. Ev tablo bêwijdanî ya neyarên Kurda û hevkarên wan diyar dike. Him li alîkî rêya xwendinê girtin him jî li alîyê din xwendekarên zana, welatparêz û pêşeng winda kirin ku gelê Kurd di pêşerojê de ji buy mafên neteweyî serî bilind neke li dij neyarên xwe serhilnede. Enîya Kurdên dijber bi vî awayî lawaz kirin. Çimkî di zanîbûn serxwebûn, azadî û xweserî ya Kurda dawîya dagirkerîyê ye.</p>
<p>Divêt her Kurd gor derfetên xwe zarokên xwe bide xwendin, li zarokên xwe xwedî derkeve ji bin tesîra rêxistinên dagirkeran derxîne û bi tevgerekî Kurdewarî perwerde bike.Nexwendin sedema paşdemanîyê ye,bixwînin pêş ve biçin. Divêt her Kurd bi zimanê zikmakî bipeyive, dîroka xwe bizanîbe û bi rûmet bijî. Zarok pêşeroja gela ye bi kesîn edin tarîkirin!</p>
<p>Cîhê zarokan divê kuçe kolan û zîndan nebin, dibistan bin !17.08.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/07/10/cima-naxwazin-kurd-bixwinin-tevger-cekdar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÛYEREKÎ CIVAKÎ BÊNDER(coxîn-xerman) &#8220;Tevger ÇEKDAR&#8221;</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/07/09/buyereki-civaki-bendercoxin-xerman-tevger-cekdar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/07/09/buyereki-civaki-bendercoxin-xerman-tevger-cekdar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 09:18:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=8078</guid>
		<description><![CDATA[Demên berê hîna traxtor, patos û teknolojî neketibû xaka Kurdistanê, cotkarî bi çi rewşê dibû? Çi zehmetî di kişandin! hinekî qala wî kirin hewceye]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1273" title="argun" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg" alt="argun" width="100" height="100" /></a>Demên berê hîna traxtor, patos û teknolojî neketibû xaka Kurdistanê, cotkarî bi çi rewşê dibû? Çi zehmetî di kişandin! hinekî qala wî kirin hewceye. Nifşa nû bila bizanibin bav û kalên wan bi çi awayî jîyîne. Pêwîste mirov bûyerên civatî û civakî fêr bibe, civaknasî ya gelê xwe him bibe.</p>
<p>Debara gel bi gelemperî bi çandina genim û ceh bû. Wexta genim û ceh di gihîşt hewcebû ku bê çinîn û paşê jî bê bênder(bêder-xerman) kirin. Çinîn bi dasê an bi tirpanê di kirin. Genim û ceh an dikirin deste an jî qûçê biçûk çêdikirin (Serhedî dibên xirom). Deste an jî qûç di anîn berhev dikirin part (lûs). Li rûyê zevî yê hişk dibû paşê di anîn ku bênder bikin. Bi gerdûna ga di kişandin bênderê.</p>
<p>Genim an ceh li bênderê wek cerge radixistin paşê li ser gêle di gerandin ku bê hûrkirin. Îcar ji bo ga an dewarên gêlê simbêla nexwin devê wan bi “ devfik “ê girê didan. Bi nîrê ser milê ga va kam (moşene-cencere) girê didan ku genim, ceh hûr bike. Li ser kamê zarok rûdiniştin gêle bi saetan li dora xwe li ser bênderê dizivirî. Bi hefteyan dewar hindî di gerîyan pê wan di haşivî nikaribûn ling bi avêtina. Bêndervanan bi sêguhan (dirgan) bênder serobin wergerandin ku bi hev re hûr bibe. Bênder gava êdî baş hûr dibû kêfa me jî pê re dihat çimkî wê hêdî hêdî were li ba kirin û wê hebê genim derkeve holê.</p>
<p>Alîyê civakî evbû, kesên hejar xîzan bi torbeyên xwe li ber bênderan di gerîyan û genim berhev dikirin ji bo debara xwe an ji bo aborî ya xwe. Zarokan jî didan torbeyê xwe ew jî bo “ kalmastê “ dihatin bênderê. Kesên xwe li bênderê bigirta û bihata vala venedigerandin. Zarokan jî bi berhev kirina genim ji xwe re fêkî, lîstok û hwd. di kirîn. Ev ne tiştek şermbû, kevneşopîyeke sedsalane bû di civaka Kurda de. Bênder dibû sedema dilşa kirinê, dibû sedema çareserî ya pirsgirêkên aborî, xîzanî.</p>
<p>Mirov bi bal wexta hûr dinêre, pêwendîyên civakî niha ji berê lawaztire mixabin. Her kesekî bi qasî zad hildana xwe zekata zadê xwe dida hejar û xîzanan. Ferdên bêderfet bi vî awayî kargerandina xwe dom dikirin. Yanê bênder jî bi rewşa xwe sedem bûna piştgirî û hevgirtinêbû. Civak îro xwedî traxtor û xwedî gelek derfetane lê wek berê ne civakî ye, nealîkar e. Dewlemendîyê hevgirtina civakê qels kirîye bêguman.</p>
<p>Em dikarin bibêjin “ kapitalizm di nav Kurda de pêşket, pêwendîya di nav civakê de xesar dît “ Divê civak zêde “ çavbirçî “ nebe û gor kevneşopîyên berê kesên hejar, xîzan bi parêze. Li çarmedora xwe mêzekin hûnê bibînin ez qala çi dikim ! Mirovahî ya dilê xwe nekujin !.. 08.08.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/07/09/buyereki-civaki-bendercoxin-xerman-tevger-cekdar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇIMA ERÊ ? (Tevger ÇEKDAR )</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/06/23/cima-ere-tevger-cekdar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/06/23/cima-ere-tevger-cekdar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 10:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=8019</guid>
		<description><![CDATA[Bi we diyare wê pakêta guhertina makezagonê di 12 Îlonê de biçe dengdayînê, referandum dê bê çêkirin. Hişê Kurda tevlihev e, çimkî beşek dibê ERÊ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2010/07/evet.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7980" title="evet" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2010/07/evet.jpg" alt="evet" width="193" height="102" /></a>Bi we diyare wê pakêta guhertina makezagonê di 12 Îlonê de biçe dengdayînê, referandum dê bê çêkirin. Hişê Kurda tevlihev e, çimkî beşek dibê ERÊ, beşek dibê NA, beşek jî dibê ne erê ne jî na; hema seranser BOYQOT. Bi rastî ji bo çi xwedi vê helwestêne ew jî ne zelal e. Beşa ku dibê na an jî boyqot, bi vê guhertinê demokratikbûneke çawa dê bê çêkirin ewî jî baş nizanin. Ev pozber kirina BDP ê û rêxistina PKK yê ye, Ji ber wî nikarin li dij derkevin. Bi viyana xwe ya azad nîne ev helwest girtin.</p>
<p>Demên AP(Demirel) û CHP(Ecevit) di hilbijartinê de gel dibû du enî.Bi zanatî an nezanî dengê xwe didan gelek caran.Cîraneki me hebû, xulambû Hemo, min jê pirskir “ tuyê dengê xwe bidî kîjanî ? “ bersiva wî wuhabû “ dengê min ê malbata hecî Mistefa ye, ew bidin kî, ezê jî bidime wî “ Di guhertina makezagonê de dengdayîn jî wek Hemo dê biçe. PKK û BDP dest daye ser dengê gel, ew çi bêjin gel mecbûr e wî bibêje mixabin. Tê dîtin û bihîstin gel di bin bandorê de ye, ne azad e. Ji ber wî nizane ev guhertina makezagonê pêşveçûyîneke, demokratikbûneke bê guman. Her çiqwas gaveki biçûk be jî, ji bo pêşerojê ger piştevanî bê kirin.</p>
<p>Li dij derketina guhertina makezagona 12 Îlonê mirov helwesta CHP, MHP û ê partîyên “ çep “ên Kemalist fêm dike ji buy çi dibên NA. Ew AKP yê dikin hêncet ku sernekeve, lê armanca veşartî ne ew e. Naxwazin “ statuko” biguhere, naxwazin sazîyên sîstemê (AYM-HSYK) bên hilweşandin. Naxwazin demokratikbûn û pêşveçûn çê bibe. Armancên xweyê veşartî bi hinek tiştên din di xemilînin ku neyê dîtin. Lê mirov nikare BDP û ji Kurdên di vê enîyê de cîh girtine fêm bike ! Helwesta wan ne gorî berjewendîyên gelê Kurd e. Bingeha vê makezagonê “ yek dewlet, yek netew , yek ziman, yek al “ e. Ew netew jî Tirk e. Ev tê zanîn , ka mirov çawa dibe cerdevanê vê makezagonê ?</p>
<p>Madem ku hûn zagonên komara Tirkîyê hilnadin balê, hûn çima di parlamentoya wan da sîyasetê dikin? Hûn çima parlamentoyê boyqot nakin ? Ev durûtî nîne çî ye gelo ? Ev tevgera we ne Kurdewarî ye û ne jî dirûstî ye. Ji alîkî ve hûn dibên “ em dixwazin bibin partîyeki Tirkîyê ” li alîyê din pişta xwe didin pêşve çûnê! Heger hûn ji dil û can di vê gotinê de dilsozin ger hûn di dengdayînê de erênî lê mêzekin ne wisa ? Li dij serbestî û azadî yê helwest girtin çiqwas rast e ? Hema rasterast bibêjin “ em naxwazin statuko bi guhere “, cîhê we girtîye enîya kemalista ye bêguman…</p>
<p>Madem ku ew hêz tune em makezagonê bi tevahî ji bingehê bi guherin, divê em piştevanî bidin vê guhertinê di dengdayînê de bêjin ERÊ. Bila bibe sedema derî vekirina demokratikbûnê û pêşve çûnê. Ji bo çareser kirina pirsgirêka Kurd, çêtirdîtina Kurda gere ERÊ be, ne na û boyqot be.Şoreşgerî ne li dij pêşve çûna ye.</p>
<p>Ji bo pirsgirêka Kurd di nêvengeki azad de bê axivtin ERÊ</p>
<p>Ji bo mafê mirovan pêşve biçe ERÊ</p>
<p>Ji bo êdî darbe neyên kirin ERÊ</p>
<p>Ji bo bêdadî neyê kirin ERÊ</p>
<p>Ji bo zarokên bêguneh neyên daliqandin ERÊ</p>
<p>Ji bo rewşenbîr û rojnamevanên birûmet li kuçe û kolanan neyên kuştin ERÊ</p>
<p>Ji bo kujarîyên “kiryarker kifş” nebin ERÊ</p>
<p>Ji bo cîhawazîya TSK bê şikandin ERÊ</p>
<p>Ji bo bê sedem binçav kirin nebin ERÊ</p>
<p>Ji bo bandora kemalistan bê lawaz kirin ERÊ</p>
<p>Ji bo kedkar, xebatkar û karmend bigihên mafên azad ERÊ</p>
<p>Ji bo pêşve çûnê ERÊ</p>
<p>Ji bo bêdadî yê ERÊ</p>
<p>Ji bo êdî kes îşkencê nebîne ERÊ</p>
<p>Ji bo partîyên sîyasî neyên qedexe kirin ERÊ</p>
<p>Bîr û bawerî ya mirov bi gelê mirov hebe ger tu partî û rêxistin têkilî viyana gel nebe. Ku hûn vî gelî bikin bin bandorê wê gel bi çi awayî demokrasi yê nas bike ? An hûnê kengê bibin demokrat ?&#8230; 23.07.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/06/23/cima-ere-tevger-cekdar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ASİMİLASYON “ ÇİÇEK “ AÇTI (Tevger ÇEKDAR)</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/06/17/asimilasyon-%e2%80%9c-cicek-%e2%80%9c-acti-tevger-cekdar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/06/17/asimilasyon-%e2%80%9c-cicek-%e2%80%9c-acti-tevger-cekdar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 22:41:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=8001</guid>
		<description><![CDATA[Kürdleri asimile etmek için Osmanlı döneminde de çeşitli çalışmalar vardı.”Aşiret Mektepleri “nde Kürd çocukları bir Türk gibi yetiştiriliyordu. Demografik haritalar o dönemden itibaren hazırlandı ve sürgün ile bu uygulandı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1273" title="argun" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg" alt="argun" width="100" height="100" /></a>Kürdleri asimile etmek için Osmanlı döneminde de çeşitli çalışmalar vardı.”Aşiret Mektepleri “nde Kürd çocukları bir Türk gibi yetiştiriliyordu. Demografik haritalar o dönemden itibaren hazırlandı ve sürgün ile bu uygulandı. TC devletinin kurulması ile daha bilinçli bir politika yürütüldü. Kürdleri asimile etmek, dillerini yasaklamak için hem Kürdler hem de Türkler demografik haritalara uygun bir şekilde yeniden satha yerleştirildi. Bunun mimarı da M.Kemal ve İ.İnönü idiler. TTK ve TDK uzmanlarının, ideologlarının raporlarına dayanarak asimilasyonu kalıcı şekilde bir devlet projesi olarak yürüttüler.</p>
<p>İnönü, başbakan olarak yerinde inceleme yapmak için trenle Kürdistan bölgesine bir geziye çıktığında şok geçirmişti. Kürdleri asimile etmek için bölgeye yerleştirilen Türklere hitaben “ Nasılsınız ? Neler yaptınız ? Nasıl gidiyor ? “ dediğinde; karşılığında “ Paşam sayenizde Kürdçeyi iyi öğrendik “ cevabını alınca Diyarbekir’de “ Allah belanızı versin ! Bunun için mi sizi buraya yerleştirdik ? Siz Kürdlere Türkçeyi öğretecekken, Kürdleşmişsiniz “ demişti. Ankara’ya dönüşte yazdığı raporlara da bu politikanın sonuç vermediğini belirtmişti, üzüntü içinde. Bundan sonra CHP Kürdçeyi tamamen yasakladı ve konuşulan her kelimeye karşılık para cezası uygulandı. DP’nin iktidarı aldığı yıllarda ise (1950-60) din kullanılarak nispeten yumuşak bir politika ile asimilasyon devam ettirildi.</p>
<p>60 askeri darbesi ile daha etkili kurumlar devreye sokularak asimilasyon sürdürüldü. Darbe sonrası gelen iktidarlar da aynı politikayı devam ettirdiler. Kürdlük, Kürdçe aşağılanarak, Türklük ve Türkçe konuşma özendirildi. Bölgede Kürd çocuklarını asimile etmek için Yatılı Bölge Okulları ( YİBO ) inşa edildi. Batıdan gönüllü asimilasyon taşıyıcısı öğrenciler Kürdistan’daki Öğretmen Okullarına serpiştirildi. Tüm bu tedbirlere rağmen bir sonuç alamadılar. Kürdler inatla bilinçli olmasa da dillerinden vazgeçmediler. Uygulanan bu asimilasyon politikalarının başarısızlığını-tutmamasını Kürd nüfusun çoğunluğunun okur-yazar olmaması ve kırsal kesimde yaşaması ile açıklamak mümkündür. Ayrıca Güney Kürdistan’da Mele Mustafa Berzani öncülüğünde yürütülen mücadelenin Kürdler üzerindeki milliyetçi etkilerini de sayabiliriz. Erivan radyosunun ve dengbêjlerin etkilerini de unutamayız. Fakat ne yazık ki şehirlerde yaşayan Kürdlerin büyük bir kısmı özenti içinde Türkçe konuşmaya gönüllüydü. Şehirlerde oturan Kürdlerin de katkısı ile bu Türkleşme veya Kürdçeden kopma dalgası giderek kırsala doğru yayılma gösterdi.</p>
<p>Başbakan yardımcısı Cemil ÇİÇEK “Nijeryalılara Türkçeyi öğrettik, Hakkarililere, Diyarbakırlılara öğretemedik “ derken aslında sevincini belirtiyor, ama gizleme gereği duyduğu için böyle ifade ediyor ! Duyuyorum çoğunuz içinizden “ hopala bu da nereden çıktı ? “ diyorsunuz . Çok acıdır ki bugün Kürd nüfusunun % 64’ü Türkçe konuşuyor. Yaşlı kuşak ile genç kuşak Kürdçe sohbetlerinde ancak bir tercüman aracılığında anlaşabiliyorlar. Yine önemli bir bölümü Kürdçeyi dejenere ederek, kelimeleri Türkçeleştirerek Kürdçe konuştuğunu varsayıyor. Bu tablo Cemil ÇİÇEK’i yalanlamıyor mu ? Bana göre devletin asimilasyon politikaları boşa çıkarılmışsa da sonradan otoasimilasyon ve özenti ile kendimiz asimilasyonun gönüllü birer taşıyıcısı olmuşuz !</p>
<p>Kürd siyasetçisi Kürdçe konuşamıyorsa, Kürd aydını Kürdçe yazamıyorsa, Kürd sanatçısı Kürdçe düşünemiyorsa, Kürd şairi Kürdçe duygulanamıyorsa, Kürd örgütleri “önemli olan anlaşabilmektir anadilin ne önemi var “ diyebiliyorlarsa; geriye kim kalıyor ? Köylüler kaldı, zaten onlar hiçbir dönemde taviz vermediler dillerinden. İşte ÇİÇEK’i bir tek bu % 34 lük köylü kesimi üzmüştür.(!) Merak etmeyin yakındır onların da icabına bakılır ve Kürdçeye de rahmet okuruz hep beraber…</p>
<p>Kürdlerin sadece “ ben Kürdüm “ şeklinde kimliğini sahiplenmesi eksiktir, tek ayak üzerinde yürünmez. Mutlaka anadilini her alanda yaşamının klavuzu yapmalıdır ki iki ayağı üzerinde yürüyebilsin. Asimilasyon sürecini tersine çevirmek ve boşa çıkarmanın yegane yolu anadili kullanmaktan geçer. Entelektüellik adına sayısı beş-onu geçmeyen Kürdçe kelime ile konuşmak durumu kotarmıyor, bu sadece tatmincilik olur. Eğer anadilimiz Kürdçeyi sahiplenmezsek işte o zaman biçilen kefene girmiş oluruz ve Kürd düşmanlarını sevindirmiş oluruz.</p>
<p>17.07.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/06/17/asimilasyon-%e2%80%9c-cicek-%e2%80%9c-acti-tevger-cekdar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evet Demek İçin Bin Nenen Var (Tevger ÇEKDAR)</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/06/11/evet-demek-icin-bin-nenen-var-tevger-cekdar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/06/11/evet-demek-icin-bin-nenen-var-tevger-cekdar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 15:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=7979</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül cuntasının yaptığı anayasanın faşist bir anayasa olduğunu biliyoruz. Bu anayasanın temelinde “hak ve adalet “in olmadığı da açık. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2010/07/evet.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7980" title="evet" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2010/07/evet.jpg" alt="evet" width="193" height="102" /></a>12 Eylül cuntasının yaptığı anayasanın faşist bir anayasa olduğunu biliyoruz. Bu anayasanın temelinde “hak ve adalet “in olmadığı da açık. Yine askeri cuntanın bu anayasayı halka dayatarak zorla yürürlüğe soktuğunu da biliyoruz. Bunları tartışmak yerine, bu anayasayı kısmen de olsa değiştirme yönündeki “ ilerleme” ve bu ilerlemeye karşı bir blok oluşturan statükocu cephenin (CHP-MHP-Tüm Kemalist Sol partiler- G. Kurmay ) “ Kürd “ ayağını ve gerekçelerini sorgulayacağım.</p>
<p>Tamamen Türkçü bir anlayışla ırkçı-faşist, adalet ve demokrasinin tek nüvesini taşımayan bu anayasa; statükonun korunması için Kemalist oligarşinin elinde toplumu baskı altında yönetmek amacıyla yazıldı. “Halkoylaması” adı altında askeri cuntanın tehditleri altında vatandaşlara zorla onaylatıldı. Toplumsal bir mutabakat belgesi, ve demokratik olmadığı için de bu anayasaya karşı zaman içinde bir direnç ve başkaldırma eğilimi oluştu. Değiştirmek için AKP iktidarı mecliste harekete geçince statükocu partiler bu değişikliğe karşı tavır geliştirdiler. CHP ve MHP’nin statükoyu koruma adına bu değişikliğe arşı çıkmaları anlaşılır bir durumdu. Çünkü her iki parti de ırkçı-faşist yapılarına uygun bir tavır takınmışlardı. Bu kimseyi şaşırtmadı. Fakat DTP (BDP)’ nin bu blokla beraber başından beri hareket etmesi toplumda pek anlaşılmadı. Bu partinin kendi iradesi ile bu blokla aynı cephede yer almadığı sonra anlaşıldı.</p>
<p>Kürdlerin yasal olarak oluşturdukları siyasi partilerinden HEP, ÖZDEP, DEP, HADEP ve DTP 12 Eylül askeri cuntasının ürünü olan bu anayasaya dayanılarak kapatılmış her seferinde mağdur edilmişlerdi. Demokratikleşmeye en çok bunların ihtiyacının olduğu bir gerçek iken neden bu değişikliğe karşı çıktılar ? ! Nasıl oldu da BDP her fırsatta Kürd halkına kefen biçen ırkçı-faşist MHP ve CHP ile aynı cephede yer aldı?! İşte burası korkmadan ve dürüstçe sorgulanmazsa Kürdler daha çok mağdur edilecek ve birileri bu “ mağduriyetlere oynayarak “ daha da mağdur edecektir. Hiçbir Kürd’ün bile bile yanlışı savunma lüksü olamaz. Çok acıdır ki bugün Kürdler cellatları ile aynı cephede yer almaya zorlanmış bunun için de BDP tarafından kılıf uydurulmuştur. Bu tutarsızlığın, iradesizliğin daniskasıdır; başka türlü açıklaması olamaz.</p>
<p>BDP kendi iradesini kullanmadı, iradesini Öcalan’a teslim etti.Bunu daha önce “ açılım “ olayında da net gördük. AKP veya devlet muhatap olarak Kürdler adına seçilmiş BDP’yi(DTP) muhatab kabul etmişken İmralı’dan gelen direktifle çark etti.. Sınırlı ve kapsamsız da olsa bu olumlu bir adımdı ve değerlendirilmemiş olması Kürtler adına bir kayıp süreç olarak tarihe geçti ne yazık ki. (AKP’nin de basiretsizliği ve ürkekliği ayrı bir yazı konusudur.) BDP her iki olayda da Kürd halkının ulusal demokratik istemleri yerine Öcalan’nın durumunu kotaracak önermelerle gidince ( bunların kabul görmeyeceğini bile bile ) süreçte üzerine düşen ve beklenen tavrı da takınamadı. Sonra da bu tutarsızlığını, iradesizliğini başka şekilde gerekçelendirerek gerçeği gizleme yoluna gitti. Öcalan da, devre dışı kaldığını düşündüğü için süreci olmazlar üzerinden yönlendirdi. Bu dürüstlük değildi şüphesiz. Akabinde tırmanan şiddet ve provokasyonvari saldırılarla tekrar her zamanki gibi Kürdlerin iradesini teslim almaya kalktılar. Bunu hem BDP yapıyor hem de yargı eliyle derin devlet yapıyor. Bu iki farklı merkez tek bir şeye hizmet ediyor sonuçta. O da statükonun korunmasıdır. Bu konuda hiçbir gerekçe BDP’yi haklı kılamaz. Kürt halkı artık büyük oranda bu “ dönen dolabın oynanan oyunun “ farkında olduğu için bu sefer de referandumu BOYKOT etmek suretiyle hem halkın özgür iradesine müdahalede bulunulmuş, ipotek altına alınmış hem de halka güvenmediğini kanıtlamıştır.</p>
<p>Kürdlerin anayasa değişikliği ile ilgili referandumda oylarını EVET olarak kullanmak için bin haklı neden sıralanabilir, ama hayır demek için tek bir haklı neden gösterilemez. Hukuksuzluk ve Kürd inkarı üzerine bina edilen anayasayı tümden değiştirmek gereklidir ve zorunludur. Ancak, bu şartlar yoksa “ ilerleme “ adına da olsa; küçük çaplı değişikliklerle buna zemin yaratmak doğru olanı yapmaktır. Bu anayasa ve kaynaklık ettiği diğer yasalar en başta Kürdler olmak üzere muhalifleri ezmek için oligarşik sistemin en etkili kullandığı silahtır. Bu silahı etkisiz kılacak her adım çok önemlidir. AKP’yi bahane ederek “demokratikleşmeye-ilerlemeye “ karşı çıkmak vesayet altında ve güdümlü siyasetten başka bir şey değildir .</p>
<p>Demokrat olduğunu iddia eden siyasi partiler yetkili kurullarına ve halka dayanarak siyaset yaparlar, HEP sürecinden sonra ne yazık ki parti tamamı ile PKK’nin denetimine geçirilmiş, farklı düşüncedeki Kürt aydın ve siyasetçiler tasfiye edilmiştir. Bundan dolayıdır ki, Kürd halkının genel çıkarlarından ziyade örgütün çıkarlarına hizmet edilmiş, karşılığında da birer “ koltuk “ elde edenler bu dayatmacı despotluğa karşı çıkma cesareti de gösteremezler. Korkaklıklarını, yanlışlarını farklı biçimde gerekçelendirerek halkı aldatma yoluna gitmişlerdir. Her defasında yaptıkları gibi karşı çıkanları da “AKP’li olmakla” veya “ hain-işbirlikçi “ olarak suçlayıp üste çıkmayı erdem sanıyorlar. Bu çok kirli-ucuz bir politikacılıktır ve artık tutmaz. Kürdler her şeyin farkındalar, bir kesiminin sizi desteklemesi çaresizliktendir; bunu biliyorsunuz !&#8230;</p>
<p>Net söylemek gerekirse: Siz, AKP’yi alaşağı etmek için kurulan statükocu-komplocu-Ergenekoncu Kemalist cephede yer aldınız. Demokratikleşme ve ilerleme gibi bir derdiniz yok. Kürd halkının çıkarlarının gerektirdiği şekilde mücadele içinde değilsiniz. Örgütsel çıkarlarla elde ettiğiniz rant üzerinde bu halkı aldatmaya devam ediyorsunuz. Tırmandırılan çatışma ve şiddet ile seyrettiğimiz filmi tekrar gösterime sokmakla da kimlerin ne yapmak istediğini Kürd halkı çok net görüyor. Ama bu bile gerçek niyetlerin saklanmasına yetmeyecektir. Kürdlerin derdi iktidarlarla değil, Kemalist oligarşik sistemin kendisi iledir. İçinde bulunduğunuz durumu Kürd halkına nasıl izah edeceksiniz doğrusu merak ediyorum !</p>
<p>Demokratikleşme ve ilerlemeye kapı aralayacak en küçük bir değişiklik çok önemsenmeli ve desteklenmelidir. Bunu kim yaparsa yapsın hiç önemli değil. OHAL ve “ faili meçhul “ süreci tekrar Kürtlere dayatanlarla kolkola olmanın hesabı sorulacaktır hiç kuşkunuz olmasın. Güney Kürdistan’nın doğru mücadele sonucu özerklikle elde ettiği kazanımları hedef almaları sizi rahatsız etmiyor olabilir, fakat Kürd halkının büyük bir çoğunluğu salt bu edenle de olsa sizin bu hatanızı af etmeyecektir. Referandum sürecinde çatışma ve şiddeti tırmandıran ve daha da gerginleştirecek odakların hedefinde Kürdistan Özerk Yönetimi ve beğenmesek de demokrasiye yakın parti olan AKP iktidarının yıkılması var. Kirli ilişkiler içinde yürütülen bu politika Kürd halkından gizlenemez. Kürdler anayasa referandumunda tüm korku duvarlarını, tehditleri aşıp; gidip sandıkta tercihlerini EVET olarak belirlemelidirler. İradelerine konan ipoteği boşa çıkarmalılar.</p>
<p>BDP de artık kişilere endeksli değil de Kürd halkının ulusal demokratik mücadelesinin gerektirdiği şekilde , halka dayanan, halk için siyaset yapmalıdır. Şiddet, gerginlik ve çatışma üzerinden politika yürütüp; kendi halkına zarar verdiğini anlamalıdır.BOYKOT kararını tekrar gözden geçirip, henüz vakit varken “demokratikleşmeye ilerlemeye” katkı sunmalıdır. 11.07.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/06/11/evet-demek-icin-bin-nenen-var-tevger-cekdar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herêm Bi Demokrasiyê Pêşve Diçe</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/06/10/herem-bi-demokrasiye-pesve-dice/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/06/10/herem-bi-demokrasiye-pesve-dice/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 09:18:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=8055</guid>
		<description><![CDATA[Hilbijartin li herêma Kurdistanê di nav partîyên Kurda da bi rewşeki demokratik pêk hat. Kurda feraseta demokrasiyê, girîngîya demokrasiyê nîşanê neyarên xwe kirin. Kurd bi vê tevgerê ger bibin mînak ji gelê rojhilatanavîn re]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1273" title="argun" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg" alt="argun" width="100" height="100" /></a>Hilbijartin li herêma Kurdistanê di nav partîyên Kurda da bi rewşeki demokratik pêk hat. Kurda feraseta demokrasiyê, girîngîya demokrasiyê nîşanê neyarên xwe kirin. Kurd bi vê tevgerê ger bibin mînak ji gelê rojhilatanavîn re. Di demeki kin de gehiştine temûl û xweşdîtina demokrasiyê. Ev gelek baş e û tişteki pîroz e bêguman. Gelek dewletên sed salane bi qasî hikûmeta Kurda ne demokratikin ev jî derkete holê. Mîmarê vê tevgerê herdu partîyên bingehî PDK û YNK’ê ne. Kak Meshud û Mam Celal mohra xwe li demokrasiyê xistin.</p>
<p>Heçê kesê bizanibin ev tişteki gelek serbilindî ye ji bo netewa Kurd. Hemî dewlet û serokên cîhanê bi Mam Celal û Kak Meshud re ketin têkilîyê, pêwendî çêkirin. Di warê diplomasîyê de Kurd hatin nas kirin. Doza xwe bi hevdemî anîn zimên, dostên Kurda zêde kirin. Cîhanê, pirsgirêka Kurda fêm kirin û mafên netewa Kurd hat qebûl kirin. Gelek çûyîn û hatin û hevdîtin pêk hatin, ev bûn sedema hev naskirin û dostanîyan. Di demeki kin de pêşketina aborî herêma Kurdistanê bû navenda şirketên navneteweyî. Kurd gehîştin dewlemendîyê, bûn xwedîyê ax û nefta xwe. Pêwendîyên aborî rêya diplomasîyê jî vekir bi cîhanê re.</p>
<p>Herêma Kurdistanê piştî hilbijartinê jî yekitî û tifaqa xwe xurt kir. Mezin bicûk hemî partîyên Kurdistanî ji bo helwestgirtinê civîn û ji buy berjewendîyên herêmê strajejîya xwe gengeşî kirin. PDK, YNK, HEVGIRTO, GORAN, ITC hemî li ser programek bi hev re tevgerîn. Ev jî nîşan dide Kurdistanî êdî serbixwe dikarin kar bi gerînin û li ser herêma xwe bibin xwedî soz û peyman. Hemû cûdatîyên hindike jî gehîştine mafê xwe û bi rewşekî hevbeş dijîn. Cûdatîyên olî, netewî ne pirsgirêkin dijane bûne sedema hevgirtin û wekhevî yê. Ev serkeftineke gelek gir e û pîroz e bêguman.</p>
<p>Herêma Kurdistanê sazîyên xwe nû ava dike, misoger kêmasî jî dibe hebin. Lêbelê çareserî ya kêmasîyan bi xweşî dê bê dîtin. Problem ger nebin sedema neçê gotinan. Yekitî û hevgirtin dikare hemî probleman çareser bike. Diyar e herêma Kurdistanê wê di demeki kin de herî pêşve biçe û gel wê dewlemend bibe , bextewar bijî. Hikûmeta herêmê gelek girîngî yê dide hevotin û perwerde bûnê. Pêşeroj ji bo zarok û cîwanê Kurdistanî gelek ronî xûya dike.</p>
<p>Xweza û erdnîgarîya herêma Kurdistanê jî gelek xweş e. Çîya, zozan û çemên herêmê dewlemendîyeke mezine. Ji bo pêşveçûnê , ji bo jîyanekî bextewar divê gelek derfetan pêşkêş bike. Xaka Kurdistanê bi bereket e, bi her cûreyî fêkî û zerzewat dê bê çandin, gîhandin. Gundên ji ber zordarîya zalim Seddam hatine wêran kirin bi derfetên netewî dê bên çêkirin ji bo jîyaneki aramî. Gelê herêmê gelek zilûm û tedayî dît ji rejima Baasê, koçber bûn warê xwe terikandin ev nayê ji bîr kirin.</p>
<p>Têkoşîna başûr bi herêmeki azad hate xelat kirin. Berdêla rondik û keserên sedsalan gehîştin mafê netewî. Kurdistanî jî weki hemû neteweyên hevdem dikarin êdî azad bijîn ev jî heqê wan e. Pêwîste hemî kes girîngî ya welatê azad bi zanibin û gorî wî ji bi xebitin û pêşve bibin. Ez bawerim wê di demeki nêz de Hewlêr, Selehedîn, Duhok, Zaxo û dilê Kurdistanê Kirkûk bibin navenda çande û kultura netewî .Rûmet bi xîretê re bi dest dikeve bêguman. Digel silav û rêz. 30 Tîrmeh 2010</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/06/10/herem-bi-demokrasiye-pesve-dice/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MILAZGIR (KELA)</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/05/17/milazgir-kela/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/05/17/milazgir-kela/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 05:56:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=7892</guid>
		<description><![CDATA[Milazgir xwedîyê dîrokeki kevne, dîroka Milazgirê hevsalê dîroka Mesopotamyayê ye. Bi şerê Bîzansî û Selçûkîyan (1071) tê nas kirin. Lê belê dîroka Milazgirê gelek kevne. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2009/08/kela-bitlis.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5545" title="kela-bitlis" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2009/08/kela-bitlis-300x181.jpg" alt="kela-bitlis" width="300" height="181" /></a>Milazgir xwedîyê dîrokeki kevne, dîroka Milazgirê hevsalê dîroka Mesopotamyayê ye. Bi şerê Bîzansî û Selçûkîyan (1071) tê nas kirin. Lê belê dîroka Milazgirê gelek kevne. Warê Kurda bûye ji berê ve. Berî îslamîyê dema Kurd zerdeştîbûn , Milazgir wargeha Kurdabû. Di şerê navbera Bîzansî û Selçûkî de (1071) Kurd bi tevî 20 hezar siwarê şervan alîkarî dane siltanê Selçûkî Alparslan. Ku alîkarîya Kurda neba Selçûkî nikaribûn serkeft bibûna, ev rastîyeke eşkare û vekirîye. Mixabin ev rastî lê niha tê înkar kirin.</p>
<p>Cîyê Milazgirê di dema Osmanîyan da jî gelek girîngbû. Navenda mîr û begên Kurda bû. Navçeyên Kopê (Bulanik), Xelat (Ahlat) û Qereyazîyê (Karayazi) di bin kargerîya Milazgirê de bûn. Federasyonên eşîrên gir li Milazgirê kom bibûn. Federasyona eşîra herî gir ê Hesanan bû.Gelek şaxên federasyonê hebûn.Dîsa wê demê li Milazgirê File (Ermenî) jî pir bûn. Piştî êrîşa Hemîdîyan hatin kuştin û koçber kirin bêguman.</p>
<p>Bi damezrandina Tirkîye Cimhûrîyetî re Milazgirê girîngî ya xwe winda kir. Gorî navçeyên cînar pêşneket ger bi aborî ger bi sîyasî hate ceza kirin ji alîyê hukûmeta CHP ve. Sedem jî kifşbû, Milazgirîyan piştevanî û alîkarîya serhildanên Kurda kiribûn her demê. Di serhildana Araratê de şêrekî, şervanekî wek Ferzendeyê Silêmanê Ehmed derxistibûn holê. Beg û mîrên Kurda ê Milazgirî yên hatin kuştin yên avêtin zîndanan ku li ser wan gelek klamên dengbêjî hatine gotin.</p>
<p>Paşê jî dewleta dagirker di nava eşîrên Milazgirê de şerê birakujî li dar xist.Bi vî awayî him yekitîya Kurda lawaz kir him jî dijminatîyeki mezin kir navê mixabin. Gelek egîtên me di wan şerê bêwate de badi hewa hatin kuştin. Ji ber wî ye hîna jî şopa wan astengîyên paşverû û qirêj dom dike, nayê paqişkirin. Paşverûya feodalî bi awayekî xwe bi politikayên nû di nava civakê de vedişêre û berdewam dike. Ev jî xeterekî dine ji bo Milazgirîyan !</p>
<p>Erdnîgarîya Milazgirê gelek xweşe. Avên bijarte û zozanên bilind jîyaneki bextewar pêşkêş dike. Çemê Mûradê, Çemê Kesûkê, Çemê Badîşanê jîn dide deşta milazgirê. Ava Şekrîkê ji kurahîya çîyayê Sîpanê di herike, havînê jî wek berfê wek bûzê sar e. Çemê Dexda dil û hinava zozanên Milazgirê ye. Çemê Welekorkê, çemê gundê Mîro jî jîn didin xaka çîyayî. Çemê Mûrîya gencîne, Li Karê (Aktuzla) û gundê Baxçe ava şor dibe xwêya tehma xwarinê. Li her hêleki Milazgirê aveki çema di herike dibe sedema hebûna xwezayekî xweşik. Çîyayê Qertewînê û çîyayê Lele hemberê hev bi sîya xwe deşta Milazgirê di parêzin. Gola Qazê(Qaz Gölü) û newala Gula xemlekî dinin di erdnîgarîya Milazgirê de. Bi her cûreyî kulîlk deşt û zozanên Milazgirê di xemilînin wek bihuşte.</p>
<p>Di Milazgirê de gelek şexsîyetên navdar hebûn, hinek beg bûne hinek jî bi awayekî hatine nas kirin. Mirov dikare wuha bide rêzê : Rizayê Xêlid, Sertiv Beg, Ferzendeyê Silêmanê Ehmed, Şêx Badîn , Fesîhê Mihê Mîrze, Deral Beg, Ûsifê Kişo, Tûdoyê Fîrar, Fehîmê Qadir, Şêx Celaleddîn, Cemşîdê Evdî, Êhsan Qilîç, Mîrkan Beg, Evdilmecîdê Cindo, Îsmet Gundogmuş, Orhan Kotan û Qidûsî Aytaç ( Ê hatin bîra min evbûn, ê ku min ji bîr kirine bo wan leborîna xwe dixazim)</p>
<p>Di van salên dawî de Milazgir bi şaxeke Zanîngeha Alparslan bêşa dibistana bilind hat xelat kirin. Jîyana civakî divê bi guhere û bi rengîn bibe. Du otêlên tûrîstîk jî reng dane Milazgira rengîn. Dawet û şahîyên Milazgirê li ser tevna kevneşopîyê bi rewşekî Kurdewarî di domîne.</p>
<p>Li Milazgirê gelek afirandeyên dîrokî jî hene. Her çiqwas nehatibin parastin û lê xwedî derketin jî dîsa jî li pîya mane û balkêşin.</p>
<p>KELA MILAZGIRÊ</p>
<p>Di sedsala 10 mîn da Bîzansîyan ji kevirên reş û bi xercê Xûristanî çekirine. Birca kelê û sûra kelê hatîye restore kirin. Şehriyarîya Milazgirê parkeki xweş amade kirîye.</p>
<p>PIRA XATÛNÊ</p>
<p>Di salên 1200-1370 de ji terefê Îlhanî yan ve hatîye çêkirin. Ji kevirên Xelatê û bi xercê Xûristanî çêkirine.Li ser rêya Kopê û Milazgirê ye.</p>
<p>PIRA KEÇİKÊ</p>
<p>Berî Miladê di sedsala 2. û 3. yemîn da Ûrartûyan ji kevirên reş çêkirine.Li ser rêya Xelatê ye.</p>
<p>KELA BOSTAN</p>
<p>Berî Miladê di sedsala 5. de Ûrartûyan çêkirine. Li gundê Bostanqeyayê ye. Zinarên mezin kolane û çêkirine.</p>
<p>GIRIKÊ NORDÎNÊ (Nurettin)</p>
<p>Girikekî kevne û dîrokî ye. Bi berhev kirina xwelîyê hatîye çêkirin.Di bin de gor hene tê texmîn kirin.</p>
<p>GIRIKÊ DIGNÛGÊ(Konakkuran)</p>
<p>Di navenda gund da ye.Di binê wî de berê bizirxaneya fila hebû ye. Tê texmîn kirin wek pîramîdên Misrî di binê de gor jî hene.</p>
<p>ŞIKEFTA QEWARTIN</p>
<p>Ûrartûyan zinar qewartine û bi tunelan şikeft gîhandine hev. Li gundê Dignûgê taxa gundê teze ye.</p>
<p>KELA ZINCÎR</p>
<p>Li serê çîyayê Qertewînê ser Newala Gula ye. Ji kevirên gelek mezin çargoşe û bêxerc hatîye çêkirin ji terefê Ûratûyan ve.</p>
<p>Xeynî van afirandeyên tê zanîn li gundê Kûtka, Zikreş, Xara û li alîyê Şêbo jî gelek şikeft û kelayê hatine hilweşandin hebûne.</p>
<p>Milazgir bo têkoşîna netewî jî gelek berdêl daye. Xort û keçên Milazgirî ji buy doza Kurda şehîd ketine. Her dem hêzên dagirker li xelkê Milazgirê zordestî kirîye û hîna jî ev tadeyî dom dike bi awayeki. Milazgirîyan bi serhildanan bersiva dagirkeran dane, wê bi welatperwerî û welatparêzî ya xwe pirsgirêkên feodalî paşverû paqiş bikin û yekitîya gel saz bikin. Ez hêvîdarim û bawer dikim. 15 Hezîran 10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/05/17/milazgir-kela/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEDİKTEPE VE YENİ STRATEJİ</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/05/05/gediktepe-ve-yeni-strateji/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/05/05/gediktepe-ve-yeni-strateji/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 11:54:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=7943</guid>
		<description><![CDATA[Etrafı kum torbaları ile çevrili o siperlerde biri çömeltilerek, diğeri ayakta; uygulanacak yeni askeri stratejinin birer piyonu olma rolünü üstlenmeleri sağlandı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1273" title="argun" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg" alt="argun" width="100" height="100" /></a>Abdullah GÜL cumhurbaşkanı seçilir seçilmez ilk iş olarak Kürdistan’a gidip askeri mevzide yerini almış, hatta geceyi cephedeki siperde geçirmek istemişti. Şimdi de başbakan R.Tayip ERDOĞAN ve CHP genel başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU, genel kurmay başkanı ile beraber ayrı ayrı Gediktepe ye çıktılar. Etrafı kum torbaları ile çevrili o siperlerde biri çömeltilerek, diğeri ayakta; uygulanacak yeni askeri stratejinin birer piyonu olma rolünü üstlenmeleri sağlandı. TC’nin her taraftan kuşatıldığı ağır bir saldırı tehdidi altında olduğu(!) fotoğrafı dünyaya servis edildi. Medya üzerinden birine korkak, diğerine cesur denilerek uygulanacak olan plana razı olmaları dayatıldı. Siyaset bu şekilde militarizmin açık güdümüne sokuldu. Önümüzdeki günlerde bu yeni stratejinin uygulamalarını hep beraber göreceğiz. Hiç şaşırmamak lazım, çünkü Güney Kürdistan’a karşı PKK bahane edilerek büyük bir kara harekatı başlatılacaktır. Bu harekatın amacı PKK’yi, PJAK’ı bitirmek gibi görünse de bu yanıltmacadır, asıl amaç Özerk Kürdistan’ı ortadan kaldırmaktır.</p>
<p>Ortadoğu’da tüm dengeleri alt-üst edecek bir potansiyel olan Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesini kontrol etmek, Kürdistan’nın aynı statüde işgal ve ilhak altında kalması için sömürgeciler hep farklı politikalarla ayakta kalmaya çalıştılar. PKK ve ÖCALAN bu yeni stratejinin uygulanmasına bahane edimek için biçilmiş bir kaftan olma özeliği taşıyor işgalci devletler için.ÖCALAN’nın Türkiye’ye getirildikten sonra PKK’nin neden tasfiye edilmediği, ÖCALAN’nın İmralı’dan örgütünü yönetmesine izin verildiği de bu şekilde ortaya çıkıyor. Zaten ÖCALAN yaptığı her açıklamada “ Kürtlerin devletleşmesine karşıyım.Güneyde oluşacak Kürt devletine dikkat edin” demiştir. Bu açıklamasını da “ Ortadoğu Konfederasyonu “ ile süsleyerek imkansızı “ derin analiz ”lerine eklemiştir. Kürtler için devletleşmeye karşı olduğunu belirtirken TC devletini ve kurucusu M.Kemal’i yücelterek, Kürtleri halihazırdaki sınırlar içinde işgalci devletlerin himayesinde (azınlık-etnik bir topluluk olarak) yaşamak için bilinçli bir politikanın sürdürücüsü olmuştur, PKK eliyle de Kuzeydeki Kürtlere “ kültürel özerklik “le yetinmeyi dayatmış bulunmaktadır. Yani özünde Kürdistan sorunu olan sorunu “ Kürt sorunu”na indirgeyerek hem Kürtlerin uluslaşmasını engellemiş, hem de “demokratik devlet” söylemi ile statükonun korunmasına hizmet etmiştir. Hal durum böyle iken tabiî ki işgalci TC devleti de bu örgüte ihtiyaç duyduğu için, yeri geldiğinde onu bahane ederek farklı biçimde yararlanma yoluna gitmiştir. Tıpkı Gediktepe de olduğu gibi, Türkiye halkına hem korku verdi hem de ileride Güneye karşı girişilecek operasyon için psikolojik toplumsal alt tabanı oluşturdu.</p>
<p>Zaten güdümlü, istikrarsız ve kapasitesiz olan Türk siyaseti de bu şekilde militarizmin emrine alınarak; yeni stratejiye uygun dizayn edildi. Kürt düşmanlığı temelinde yapılacak bu operasyon ile Kürt halkının tüm kazanımları yok edilecek, başarabilirlerse silindir gibi bir ezme harekatı olacaktır. İran, Suriye ve Türkiye’nin ortak yapacakları bu operasyona karşı Kürtler ne kadar karşı koyabilecekler orası meçhul. Dünya kamuoyunu da ikna etmek, gelebilecek tepkileri bertaraf etmek için ( !)yeterli gerekçeleri var PKK’nin varlığı ve yarattığı şiddeti onun için ön plana çıkardılar . Onun için Gediktepe’deki savaş siperlerinden yüzlerini Özerk Kürdistan toprağına doğru çevirerek “ tehdid ve saldırı merkezi “olarak orayı işaret ettiler. “ Ülke güvenliği “ söz konusu edilince dünya kamuoyunu ikna, tepkilerini tolore etmek hiç de zor değil.</p>
<p>Son şaibeli adeta yönlendirmeli karakol baskınları ile bu planın temelleri oluşturuldu. Öldürülen askerlerin cenaze törenleri kullanılarak toplum üzerinde derin psikolojik harbin egemenliği sağlandı. Yargı üzerinden yapılan son tutuklamalar ile PKK’nin şiddeti tırmandırması için ortam sağladı. Ergenekon tutuklularının salıverilmesi orduya karşı duyulan güvensizliği azalttı. Referandum bahanesiyle CHP, MHP ve BDP farklı bir cephede bir araya getirilmiş oldu. AKP sıkıştırılarak iktidar nimetlerinden mahrum bırakılma ile tehdit edildi. Yeni stratejik plana karşı direnemez duruma getirilen, kolu kanadı budanan bu siyasi partinin de fazla direnme gücü kalmadı. Tüm bunlara bir bütün içinde baktığımızda uygulamaya sokulan ince planı görmemek için kör olmak gerekir.</p>
<p>Kürtler bu yeni stratejik saldırıya karşı nasıl direnebilir veya nasıl boşa çıkarabilir noktasında şunlar yapılabilir. Sorunun adı açık ve net bir şekilde konulmalıdır. Bu sorun Kürdistan sorunudur, işgal ve ilhak edilmiş bir ülke dört farklı devlet tarafından pay edilmiş; ulus olmanın gereği bu halkın kendi kaderini özgürce belirleme hakkının olduğu her zeminde meşruiyet içinde savunulmalıdır. Dünya siyasetine yön veren aktör ve aktivist devletler bu nokta üzerinden sıkıştırılmalıdır. Yoksa işgalci devletlerin insafına bırakmakla her seferinde bu mücadele en vahşi yöntemlerle ezilecek acı ve kan yüzyıllarca bize eşlik etmeye devam edecektir.</p>
<p>Kürtler, artık ulus bilinci ile her parçadaki kazanımı sahiplenmeli, kazanıma yönelecek saldırıya birlikte tüm güçleri ile karşı koymalıdır. Ulusal birlik için Kürdistan’nın tümünü kucaklayacak yeni bir örgütlenmeye gitmelidir. Ulusal renklerini farklılıklarını iyi yöneterek, Kürdistani olmayan örgüt ve partileri de deşifre ederek, ayıklayarak demokratik mücadelesini bu temelde yürütmelidir. Kürtler siyasetlerini kişilerin vesayetinden ve provokatif yönlendirmelerden kurtarmak için bunu yapmak zorundalar.05.07.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/05/05/gediktepe-ve-yeni-strateji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>JI ÇANDEYA KURDA ÇEND NÎŞE</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/05/02/ji-candeya-kurda-cend-nise/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/05/02/ji-candeya-kurda-cend-nise/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 05:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=7703</guid>
		<description><![CDATA[Çande rewşa tevgera jîyana gela ye. Gelek nexşên balkêş di tevgera gelê Kurd da hene. Sal diborin ev kevneşopî tên ji bîr kirin an tê terikandin; qirna nû fêr nîne ev çi ne û tên çi wateyê]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2010/05/kalem.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7704" title="kalem" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2010/05/kalem.jpg" alt="kalem" width="108" height="129" /></a>Çande rewşa tevgera jîyana gela ye. Gelek nexşên balkêş di tevgera gelê Kurd da hene. Sal diborin ev kevneşopî tên ji bîr kirin an tê terikandin; qirna nû fêr nîne ev çi ne û tên çi wateyê. Ji bo domdarîyê hewceye her kesek bi qasî zanabûna xwe van nexşan bîne zimên û binivîse ku neyê ji bîrkirin.</p>
<p>Ev kevneşopîyên li herêma Serhedê li bakurê Kurdistanê hatine jîyandinnin.</p>
<p>KEVIRÊ HEVDEH: Di 17 meha Adarê de, xwelîya (ax-xak) ser banê xanîya êdî germ dibû. Kêzik û bûxik(bihok) di livîyan, di gerîyan. Ev nîşana dema jîyaneke nû bû. Ferdên malbatê her yekî ji xwe re kevirek di hilbijirî û bi nêt (mebest) datanî ser banê xanî. Di ser de şev derbas dibû roja din li bin kevirê xwe mêze dikirin. Ku di bin kevir da kêzik, bûxik heba, ew kes şa dibû. Hebûna kêzik û bûxikê nîşana pejkê (pelîs) bû, dihat wê wateyê. Kevneşopîyeki arîşenî bû ev, dibû sedema bawerîyê ji alîkî ve.</p>
<p>KADE YA BI XWÊ (Kilora Şor): Ev kevneşopî di xidirnebî de pêk di anîn. Ji bo bawerîyekî cûda bu ev çalaki. Xort û keçên ezeb bi dayîkên xwe kadeyên (kilor-çoreg) pir bi xwê didan hecinandin, çêkirin. Ev kade dihatin pijandin (pahtin) di tenûrê de. Şev, dema xew de çûnê (razan) xort û keçan ev kadeyên pir bi xwê şor di xwarin. Ji bo di xewna xwe de delala xwe bibînin. Kadeya şor di xewê de dibû sedema av vexwarinê an jî av xwestinê. Kî kîjan kes di xewna xwe de bi vî awayî bi dîta wisa şîrove dikir ku ew kes delala wî ye, wê bi wî kesî/ê re bi zewice. Sibe xewnê xwe ji heval û hogirên xwe re di vegotin. Gelek xewnên balkêş dihatin zimên. Ew jî dibûn babeta(mijar) suhbetên taybet. Kevneşopîyekî bêguneh bû ev, nexşek bû di jîyana civaka cîwanan da.</p>
<p>MIZGÎNÎ YA QIJIKA BELEK: Bi hatina biharê re, ev kevneşopî bi cîh dianîn cîvanên Kurda. Dayîka mezinatî ya wî bi qasî saeta mila kadeyên biçûk û tenik çê dikirin. Xort û keçên Kurd ew kade datanîn ser banê xanî û bi xwe jî di pencerê de an jî di cîyekî nepenî de çavnêrî dikirin. Qijika belek dihat ew kade hildida nava nikilê xwe û di fırî ku biçe li cîyekî bixwe. Ber bi kîjan malê bi firî ya zilam an keç wer di hesiband ku wê zewaca wî li wir bibe. Ev jî bawerîyeke bêguneh bû.</p>
<p>Derheq qijika belek da bawerîyekî din jî hebû: Kî qijik li ser banê xanîyê xwe an li dev dora mala xwe bi dîta, hatina wî dikir sedema mizgînîyekî baş. Mînak : An lawê wî ji leşkerî yê tê, an mêvanê wan tên, an jî agahîyekî cûda tîne.</p>
<p>BÛKA BARANÊ: Dema baran di barî dibû sedema şahî û kêfxweşî ya zarokan. Zarok kom dibûn gêzik(havlêk-melkes-sivnik) di xemilandin û mal bi mal di gerandin. Bûka baranê biçûya ber derê kî, bi serê bûka baranê ve hinekî av di rijandin. Xelata bûk gerandinê şekir, ard û rûn didane zarokan. Zarokan xelatên xwe berhev dikirin, li malekî ew şekir, ard û rûn ji wan ra dikirin helaw an borek an jî qatme. Bi dilşayî dixwarin û vedixwarin bi komdarî. Çimkî baran nîşana bereketê(adan) bû. Ev kevneşop di dîrka mîtolojî ya Kurda da cîh girtî ye.</p>
<p>BERAN BERDAN: Ji bo mîh bêwext avis nemînin beran ji kerîyê pez di qetandin an şivanekî beran di çêrand an jî beran heta payîzê tevî berxikan dihat çêrandin. Demsala payîzê dema beran berdanê bû. Beran di xemilandin, bi boyaxê di neqişandin. Bi temezîyên rengîn qoçên berana dihat xemilandin. Ji bo şivan jî xelat amade dikirin. Wek dewet şahî bi bergeran(dia) beran berî kerîyê mîha dikirin. Ew roj ji bo şivan betlane bû. Xort û keç dibûn şivanê pezên xwe. Ev jî dibû sedema hevdîtina keç û xortan. Gelek evînên bêguneh û qedexe di vî demê de hatine jîyandin.</p>
<p>ROVÎ YÊ DAWETA: Dema dawet bê kirin rojek ewil kesek bi navê “ rovî yê dawetê “ ji bo agahî ya hejmara vexwendîyên dawetê bide malbata bûkê dihate wî gundî. Rovî yê dawetê bi tevî çend pezên xelata dawetê bi rê diket, di hat. Gorî agahî ya wî malbata bûkê xwarin amade dikir ku vexwendî dilxweşbin. Xortê gundê bûkê wê demê çavnêrî ya rê dikirin ku rovî yê dawetê hîna xwe neavêtî ye mala bûkê bi girin bexşîşa xwe ji bavê zavê bistînin. Rovî yê dawetê jî ku ji bo nekeve destê xortan rê ya xwe di guherî bi dizîka ve xwe diavête mala bûkê. Dema ku rovî yê dewetê di girtin îcar gelek leyîstik çê dikirin. Tiştê kesanedîtî dianîn serê wî. Mînak: Rovî yê dawetê roja ku vexwendî yê dawetê dihatin derdixistin ser tişteke bilind, di bin wî de jî agir dadidan. Xorta bi çoyên serî derzî tê de ji binî ve têra dikirin, dibû qîre qîra rovî yê dawetê. Bavê bûkê heta dilê xortan bi bexşîşekî baş razî nekira bernedidan. Ev jî kevneşopîyekî me bû</p>
<p>KOK GERANDIN: Zemanê berê ji bo dawet vexwendinê bangname yên nivîsî tunebû. Xwedîyê dawetê bi kokê cîranên xwe hogirên xwe vexwendî ya dawetê dikir. Kok carna destmalek bû, carna şekirekî nav kaxiz bû. Vexwendî jî bi wî awayî agahdar di bûn ji buy dawetê û beşdarê dawetê dibûn.</p>
<p>BÛK PÊŞWAZÎ KIRIN: Bûk li hespê siwar dikirin bi berbûk û dawetvanan re bi rê dikirin. Gava nêzîkê gundê zava di bûn ji dawetvanan yekî nişke va hespê xwe diajot pêşagahî dibir. Ji vî re “ balîf “ di gotin. Kî balif anîba xelat dikirin. Zava derdixistin ser banê xanî li benda bûkê bûn. Bi gulebarandin hatina bûkê pîroz dikirin. Bûk ji hespê peya dikirin, dianîn ber derî yê malê. Zava sêva nav pere(draf) tije kirî diavêt serê bûkê de lêdixist. Bi ser xêlî ya bûkê ve şekir di reşandin, zarokan ew şekir û fêkî berhev dikirin. Paşê bûk derbasî malê dibû.</p>
<p>Hêvîdarim kesên derheq kevneşopîya Kurd de xwedî zanînin van babetan binivîsinin, bi me re parvekin ku qîrna nû bidomîne…</p>
<p>1 Gulan 2010</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/05/02/ji-candeya-kurda-cend-nise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÜRD GENÇLERİ NEDEN VURULUYOR ?</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/04/20/kurd-gencleri-neden-vuruluyor/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/04/20/kurd-gencleri-neden-vuruluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 05:43:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=7787</guid>
		<description><![CDATA[Artık sıradan olaymış gibi her gün herhangi bir yerde geleceğimiz olan bir Kürd gencinin vurulduğuna veya linç edildiğine tanık oluyoruz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2010/05/kavga.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7788" title="kavga" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2010/05/kavga.jpg" alt="kavga" width="260" height="195" /></a>Artık sıradan olaymış gibi her gün herhangi bir yerde geleceğimiz olan bir Kürd gencinin vurulduğuna veya linç edildiğine tanık oluyoruz. En son Muğla’da Şerzan KURT vuruldu, henüz 21 yaşında üniversiteli bir gencimiz. Yüreklerimizi parçalayan bu ölümlerin arkasında kimler var ? Kürd gençlerini tek tek vurarak mı bitirmek istiyorlar ? Kürd gençlerinin bilimle buluşmasını, okuyup bir yere gelmesini kimler istemiyor ? Yaşamlarının baharında bu güllerimizi neden solduruyorlar? Bir halkı toptan yok edemediklerine göre şah damarlarını keserek mi ölümcül hale getiriyorlar !?</p>
<p>Sömürgeci-işgalci güçlerin politikalarını dikkatle incelediğimizde bu katletmelerin bilinçli bir politikanın sonucu olduğu gerçeğini görebiliriz. Geçmişten günümüze Kürd gençleri hep ya açık ya da örtülü saldırıların hedefinde oldular. Kimi silahlı saldırı ile, kimi trafik kazası süsü verilerek, kimi örgütsel iç hesaplaşma sonucu, kimi de sokak ortasında vurularak ortadan kaldırıldı. Özellikle okumuş aydın bilimle buluşan gençlerin seçilmiş olması yürütülen politikanın ne kadar acımasız ve ne kadar düşmanca olduğunu anlamak mümkün!</p>
<p>Kürd gençlerini, ya işgalci güçlerin eli silahlı zaptiyeleri ya resmi ajanları ya da ajanlaştırılmış yerel işbirlikçi güçleri tarafından vurdurttular. Bu öldürmelerin daha pervasızca ve aleni yapılması için de ortam hazırlandı ki, “ meşru “ hale gelsin ! İşte bundan dolayıdır ki artık açık şekilde bu gençlerimizi vurmaktan çekinmiyorlar. Şerzat’ın öldürülmesine de bu pencereden bakılmalı. Kürd halkının ulusal demokratik mücadelesini bilerek şiddetle buluşturmalarının temelinde yatan bu mantıktır. Kontrol ettikleri yerel unsurlar üzerinden kurdurttukları illegal despotik örgütleri kullanarak, yaratılan şiddet ortamında Kürdü daha rahat öldürmenin kapısını açtılar. Bu, farklı cephelerden ama tek merkezden yönetilen, şiddeti esas alan insan yaşamını önemsemeyen, bir takım “ kutsiyet “ler yaratarak “ ölmeyi-öldürmeyi “ mübah sayan bir anlayışı topluma dayattılar ve kanıksattılar ne yazık ki ! Kürd gençlerini vuran bu anlayıştır…</p>
<p>Normalleşmenin beklendiği, çatışmasızlığa gidilen dönemlerde yaratılan her provokasyonvari eylem (Reşadiye-Samsun-Ladik-Giresun), faşist ve karanlık güçler tarafından Kürd gençlerine yönelik yeni bir saldırının gerekçesi yapıldı. Bu derin bir planın hayata geçirildiği, ince dokunmuş bir tezgahın işlemekte olduğunun kanıtıdır. Bütünsellik içinde olaylar değerlendirildiğinde, Kürd gençlerinin gerçek katillerini ve neden öldürüldüklerini daha net anlayabiliriz. Kürd halkının geleceğini karartan güçleri ve uygulamaya sokulan politikalarını daha iyi görebiliriz. Olaylar sıradan olmayıp, belli bir merkezden yönetiliyor. Temelinde, Kürd halkının meşru ulusal demokratik taleplerini; yarattıkları şiddeti gerekçe göstererek boğmak ve bir halkı rehin almaktır…</p>
<p>İnce ve derin dokunan bu plan Kürd gençlerinin yaşamını kararttı. Kürd kimliğini sakıncalı hale getiren de, Kürdün her türlü saldırı ile karşı karşıya kalmasını sağlayan da bu ince plandır. Provakatif ve tahrik edici olaylarla bu gençlerimizi sokaklara çıkarıp onları saldırılara açık hedef haline getiren zihniyeti görememek daha büyük acıların bizi beklediğini de bilmemek demektir. İnsanın yaşamından daha kutsal ne olabilir ki, bu yaşamı kirli amaçlarınıza kurban ediyorsunuz?!</p>
<p>Kürd gençlerinin kirli ilişkilerle dokunan derin tezgahlarda can vermemesi için, onları sokaklara sürüp saldırılara açık hedef haline getiren zihniyeti sorgulama cesareti göstermeden ve DUR demeden, daha çok Şerzan’lar için yüreğimiz parçalanacaktır. Ardlarından yakılan ağıtların , faillerinin kınanmasının hiçbir anlamı olmayacaktır, çünkü giden geri gelmeyecektir…20.05.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/04/20/kurd-gencleri-neden-vuruluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>XAK NÎNE DAYÎK E !  (Tevger ÇEKDAR)</title>
		<link>http://www.argun.org/2010/04/11/xak-nine-dayik-e-tevger-cekdar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2010/04/11/xak-nine-dayik-e-tevger-cekdar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 05:40:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Tevger ÇEKDAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=7634</guid>
		<description><![CDATA[Dema em zarokbûn bi çar çava li benda biharê bûn. Belekî dikete beroj û palên çîya berfhelandin dest pê dikir em şa dibûn...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1273" title="argun" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2008/05/argun.jpg" alt="argun" width="100" height="100" /></a>Dema em zarokbûn bi çar çava li benda biharê bûn. Belekî dikete beroj û palên çîya berfhelandin dest pê dikir em şa dibûn. Me jî xilçê xwe amade dikir ku em biçin xwarinên xweza di bexşîne me, em bixwin. Ewil kereng, pîvong, xandoq, qencelîsk û gizêr derdiketin. Me bi alîkarî ya xilça ji axê derdixist û bi çamûr û gemarê ve dixwar. Îcar me bi xwarina cara yekem ve dua yê wî jî bi cîh di anî. “ şemî tamî Xwedê bike nesîb em her sal bixwin ji vî tamî “ Xaka (ax) Kurdistanê wek dayîkê bû, bi gîha û pincara xwe me têr dikir.</p>
<p>Berf di helîya erd ziwa dibû êdî hêşînahî û fêkîyên xaka Kurdistanê dest pê dikir, ji demsala biharê heta payîzê dom dikir. Em bi dayîna axa pîroz xwedî dibûn. Ev bereketeke mezine, li her welatî nabe. Kereng, gûlik û cax derdiket mal şên dibûn bi xwarinê. Kereng him xavî bi xwê tê xwarin him jî di qelînin tevê hêka, gelek xweşe. Gûlik ji di kelandin di xaşandin paşê bi hêka ve di qelandin û dihat xwarinê. Keçên xama û pîrek, pisporên xwarina xwezayî bûn. Hejarî û tunebûn bi dayîna xakê dihate çareserkirin. Hîna îro jî pîrek diçin giha û pincarê berhev dikin li bazaran û bajaran difroşin pê derbasîya aborî dikin.</p>
<p>Rojek ewil jin û keç di şêwirîn, biryara xwe dikirin yek. Çend xort jî dibûn parêzger ji wan re. Sibe zû bi rê diketin ber bi çîya. Çimkî cax, hêliz, karî û ribês li serê çîyayên bilind hêşîn dibûn. Jina bi şahî pincar berhev dikirin, çewal an torbe tijî dikirin bi caxê, karî û ribêsan. Li zozanan kuvarkê kinkorkê derdiketin wek şewqe mezin bûn. Kuvark dikirin tevê savar wek goştê berxika bi tehm bû, xwarinek xweşik bû. Keç û xort stranên gelerî distran bi nêrînen şermoke û evînên veşartî. Zarok bêtebat li benda vegera wan bûn. Êvarê di bin barê giran da û bi west di zivirîn malê. Zarok bi xwarina ribêsan dilşa bûn. Jina cax di kûpikan da dikirin tirşî xwarinekî bijarte çê di bû.</p>
<p>Devdorê çem û kanîyên Kurdistanê tijî xwarinên xwezayî bûn. Pûng, sîrim, sîrimok, melajo û pelhewês cûre yê pincarê bûn. Di mêrg û zevîyan da soryaz, siping û silqok kêm nedibû. Rihan, sîrimok û piltan dikirin nav penêr, tehma penêr bêhna penêr herî xweş dibû. Pîrekan ev pincar berhev dikirin ê ku bi hêşînayî di hat xwarinê, ê ku zêde bû li ber tavê hişk dikirin bo xwarina zivistanê star dikirin. Xeyrî xwarinê ev giha û pincarên axa pîroz, ji bo tendurîstî ya mirov derman bûn. Ev dewlemendîyeke mezine ku axa Kurdistanê daye me.</p>
<p>Bi demsala payîzê ve fêkîyên xwezayî derdiketin. Karçîn, hilûk, şîlan, rêxok, givêj û sêvên tirş ê beyanî. Darên fêkîya wek bûka ser xêlî bûn. Keç, xort û pîrekan bi çewalan fêkî berhev dikirin dianîn dikirin malan. Ev jî dayînek din bû ê axa Kurdistanê. Werhasil axa me wek dayîkê ji ewilê biharê heta payîza dereng em bi hêşinahî û fêkîyên xwe xwedî dikir. Xwarinên xwezayî dibû çareserî ya têrbûna me û demanê nexweşîyan. Ji ber wî bû bav û kalên me di emrê xwe de nexweşxanê û doktor nedîtibûn.</p>
<p>Lê ev diyar e, xaka Kurdistanê bi destê dagirkeran hatî ye herimandin, lewitandin. Zozan û çîyayên wî li gel hatîye qedexe kirin. Ji tirsa leşker û cerdevanan wekî berê kes newêre azad bi gere, ev jî astengîyeke mezine mixabin. 11.04.10</p>
<p>Tevger ÇEKDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2010/04/11/xak-nine-dayik-e-tevger-cekdar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
