<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Argun "Ramanên Azad, Özgür Düşünceler" &#187; İbrahim KÜREKEN</title>
	<atom:link href="http://www.argun.org/category/4-niviskar/ibrahim-kureken/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.argun.org</link>
	<description>www.argun.org</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Sep 2010 13:53:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>FERİT UZUN’UN KATİLİ ABDULLAH ÖCALAN’DIR. (İbrahim Küreken)</title>
		<link>http://www.argun.org/2009/11/18/ferit-uzun%e2%80%99un-katili-abdullah-ocalan%e2%80%99dir/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2009/11/18/ferit-uzun%e2%80%99un-katili-abdullah-ocalan%e2%80%99dir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 12:52:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[1-Ferid UZUN]]></category>
		<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim KÜREKEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/?p=6826</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır Ferit’in öldürülmesi ile ilgili yazılar yazarak katillerini ifşa etmeye çalıştım.Benim dışımda PKK den ayrılan insanlar da Ferit’in Apo’nun emriyle PKK tarafından öldürüldüğünü bir çok defa yazdılar.Bu yazıların katilleri belirlediğini ve artık herkes tarafından bilindiği kanaatindeydim..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;"><strong><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2009/11/ibrahim-küreken.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6827" style="margin: 3px;" title="ibrahim küreken" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2009/11/ibrahim-küreken.jpg" alt="ibrahim küreken" width="155" height="220" /></a></strong></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;">22 Kasım günü Ferit’in 31. ölüm yıldönümü.Her yıl olduğu gibi bu yılda Siverek’te mezarı başında sevenleri tarafından anılacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;"> Yıllardır Ferit’in öldürülmesi ile ilgili yazılar yazarak katillerini ifşa etmeye çalıştım.Benim dışımda PKK den ayrılan insanlar da Ferit’in Apo’nun emriyle PKK tarafından öldürüldüğünü bir çok defa yazdılar.Bu yazıların katilleri belirlediğini ve artık herkes tarafından bilindiği kanaatindeydim.Bu sene Mart ayında İstanbul’da mobilya bakmak için dolaşırken ismi Kürtçe olan bir mobilya mağazasına girip sahibi ile tanıştıktan sonra Siverekli olduğumu duyunca “Liderimin memleketi” dedi. Kim senin liderin dedim.”Bucaklar tarafından öldürülen Ferit Uzun” demesin mi? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;">Aslen Siirtli olan ve Kawa davasından, en kötü döneminde Diyarbakır cezaevinde kalan bu arkadaşımızın Ferit’in katillerinin PKK olduğunu ve talimatı bizzat Abdullah Öcalan olduğunu kabul ettiremedim.Ona bu konuda bir çok yazı yazıldığını,eski PKK lilerin itiraflarının olduğunu anlatmamın da bir faydası olmadı.Anladım ki bu arkadaş sadece PKK yayınlarını takip ediyor ve onlardan etkilendiği gibi başka da bir şeye inanmak istemiyor.Ancak aradan geçen 31 yıla rağmen hala Ferit’in kendi lideri olduğunu söylemesi de bana ilginç geldi.Bu bakımdan Ferit’in öldürülmesi ile ilgili bizzat olayda görevli olan Ali Yaver Kaya’nın nasname sitesindeki itiraflarından olay anını anlatan bölümünü aşağıya alıyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: x-large;"><strong>Ali Yaver Kaya anlatıyor&#8230; -14- &#8220;Ferid&#8217;i vurdum&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">03 Jun, 2008 05:41:00 </span><a href="http://author/nasname/" target="_blank"><span style="font-family: Times New Roman; color: #0000ff; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;">Nasname :</span></span></a><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Gülmüş : &#8230;Bir de, başkabir şey daha var: Bana Emin’in bu işi nasıl bitirdiğini daha önce anlatmıştın. Siz onu takip ederken Ferid de durumu sezinlemiş, evini yükleyip gidiyormuş. Yani orayı  terkedecekmiş.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Ali Yaver Kaya :</strong> Ben bir hafta on gün oyaladım. Yaptırmadım&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Gülmüş :</strong> Yani bir nevi “anlasın, kaçsın, biz bu eylemi yapmış olmayalım.”</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Ali Yaver Kaya :</strong> Tabi tabi, ben on gün oyaladım. Şu veya bu bahaneyle. Her zaman bir gerekçe buldum. “Bu insan vurulmasın” diye düşündüm. Vurulduğu gün zannedersem Siverek’ten gidecekmiş.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Gülmüş :</strong> Evet, evini yüklemekle meşgulmüş&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Ali Yaver Kaya :</strong> Biz çarşıdaydık. O sırada Emin beni sıkıştırmaya başladı. “Haydi o tarafa (Ferid’in evine) gidelim.” diye. Ben “Emin hele dur ya, ne acelen var?” dedim. “Yarın gideriz, öbür gün gideriz. Gün mü bitmiş?”</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Hatta bir ara birbirimizi kaybettik, daha doğrusu kaybetmiş gibi yaptım. Bir şey sebep oldu, kaybettik birbirimizi. Ben şöyle düşündüm: “Eğer ben yanında olmazsam herhalde bu işi yapmaz, tek başına oraya gitmez. Beni arayıp bulması lazım.”</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ben de çarşıda oyalandım bir süre. Mahsus onu kaybetmiş numarası yaptım ki tek başına gitmesin. Bir süre Emin görünmedi. Görnmeyince aramaya başladım, yarım saat bir saat aradım. Ben de bağlara doğru geldim, oaradan Esmerçay Mahallesine gitmek istedim.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Benim bulunduğum yerden Ferid’in evi bir-iki kilometre var. Oraya gidip orada bekleyecektim. Baktım Emin koşa koşa geliyor. “Emin sen neredesin? Sabahtan beri seni arıyorum” dedim.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">“Ben eylemi yaptım” dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">“Ne eylemi yaptın?Nasıl Yaptın? Tek başına nereye gittin?”</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Dedi “Ferid’i vurdum.”</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ben bir daha şok oldum.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Gülmüş :</strong> Bu kadar basit!?&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Ali Yaver Kaya :</strong> Dedim “Sen manyak mısın, aptal mısın? Tek başına nasıl gittin, nasıl yaptın?” Dedi “Yaptım işte&#8230;”</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Artık yapacak bir şey yok.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Gülmüş :</strong> ‘Baktım elimizden kaçacak&#8230; Vurdum geldim.’ Sanki peynir ekmek&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>Ali Yaver Kaya :</strong> “O tarafa gidiyordum O da tam evden çıkıyordu, gittim vurdum” dedi. Ben bir daha kahroldum. Ama yapacak bir şey yok.”</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">   </span><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;">Bu yazıda yer alan anlatımda</span><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;">Ferit’in evini taşımak için hazırlık yaptığı doğru değildir.Üç arkadaşı ve ailesi ile Diyarbakır’a bir arkadaşın nişanına gitmek üzere olduğu bir sırada olay gerçekleşmiştir. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;">Ali Yaver Kaya ve tetiği çeken Emin Dal’ı bir tarafa bırakıyorum.Nihayet bunlar görevlendirilmiş millitanlar.PKK yi bilen her insan o dönemde ve her dönemde Merkez komitesinin veya bir üst sorumlunun verdikleri görevi ret etmenin mümkün olmadığını biliyor olması gerekir.Bu bakımdan bu öldürme olayında tetikçilere yönlenmenin anlamsızlığını biliyorum.Burada esas olan Ferit’in öldürülmesinin kimin eliyle değil kimin talimatiyla yapıldığıdır.Bu olayı yöneten üst düzey yöneticiler de talimatı veren kişi kadar olmazsa bile suçlular.Ki o dönem de bu olayla ilgili Siverek’te heredeyse tüm üst düzey yöneticiler görev almışlardır.Çünkü devletin yönlendirilmesiyle talimatı veren Abdullah Öcalan bu kararını Merkez komitesinde açıklamış ve karar altına almıştır. Gerek <a href="http://kurdinfo.com/" target="_blank">kurdinfo.com</a>,gerek <a href="http://argun.com/" target="_blank">argun.org</a> ve gerekse Kovara BÎR dergisindeki konuyla ilgili yazılarım incelenirse o dönemde devletin planlarının hangi hedefe yönelik olduğu geniş bir şekilde yazılıdır.Bölgeyi karıştırmak ve kendileri için tehlike gördükleri Kürt örgütlerini Abdullah Öcalan aracılığıyla etkisiz kılmak devletin planıydı ve bu plan PKK tarafından hayata geçirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: medium;">Nasnameye gelen bir yorum yazısında Ferit’in ölüm emrinin nasıl alındığı açıkça izah etmektedir.</span> </p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><em>“ </em></span><span style="font-family: Trebuchet MS; font-size: small;"><strong><em>FERİT UZUN’UN ŞAHADETİ İLE İLGİLİ MEHMET ŞENER İLE YAPILAN GÖRÜŞMEDEN BİR ANI</em></strong></span></p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><em>Gцnderen: </em><strong><em>Metin Asmen</em></strong><em> (IP Kaydedildi)</em></span></p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><em>Tarih: 22 November, 2008 01:22   Nasname</em></span> </p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><em>Kawa örgütünün liderlerinden olan büyük devrimci Ferit Uzun’u 22 Kasım 1978 de katledilmesinin yıldönümünde saygıyla anarken, 1991 yılında Mehmet Şener ile bir görüşmemizde konuyla ilgili konuştuklarımızı burada aktarmak istiyorum.</em></span> </p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><em>Mehmet Şenere, Semir’in (Çetin Güngör’ün) PKK den ayrıldıktan sonra, Ferit Uzun’un PKK Merkez Komitesinin kararıyla vurulduğunu yazdığını belirttim. Mehmet Şener bu olayın Semir tarafından yazıldığından haberi olmadığını, ama anlattıklarının doğru olduğunu belirtti. Ferit Uzun için ölüm kararı alındığında kendisininde sözkonusu toplantıda bulunduğunu belirterek: „Ferit Uzun’un öldürülmesi gerektiğini bizzat Abdulah Öcalan söyledi ve dayattı. çünkü toplantıda bulunanlardan bazıları, hatırladığım kadarıyla Mazlum Doğan, Ferit Uzun’un bölgede çok sevildigini ve Ferit Uzun’un öldürülmesinin kendilerine zarar verecegini, hatta Ferit’ten önce başkaları varken niye Ferit diye itiraz etti. Bunun üzerine Apo, hem Siverekte örgütlenmenin, hemde Kawa örgütünün tasfiyesinin bu eylemden geçtiğini söylediğini belirtti.“ Ben hem hayretle hemde öfke ile kendisinin bu toplantıda bu duruma karşı çıkıp çıkmadığını sorduğumda, kendisinin sessiz kalıp, daha çok Mazlum Doğan’ın tepkisini beklediğini, toplantıda bazı tepkilerin olduğunu ama cılız kaldığını ve de sonuçta kararlaştırıldığını belirtti.</em></span> </p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><em>Ferit Uzun’un katledilmesinden hemen sonra kendilerinin Batman ve Silvan’da olaya sahip çıktıklarını, ama hemen Abdullah Öcalan tarafından tekrar toplantıya cağrıldıklarını, kendi eylemlerine sahip çıkmaları durumunda çok sayıda düşman kazanacaklarını, eyleme sahip çıkmak isteyenlerin politika ve taktikten anlamadıklarını, hatta eyleme sahip çıkmaları durumunda bölgede tutnamayacaklarını belirtip, Ferit Uzun’un katledilmesinin Bucak’ların üzerine yıkılması gerektiğini, hatta Ferit Uzuna sahip çıkarak hedeflerine ulaşacaklarını belirttiğini anlattı.</em></span> </p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><em>Tabii bunları  anlatırken, Ferit Uzun’un katledilme olayının Diyarbakırdaki iddianamelerdede yer aldığını da belirtti.</em></span></p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><em>Metin Asmen “</em></span></p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;">Olay bu kadar açıktır.Olayın üzerinden 31 yıl geçmiştir.Bu aşamadan sonra olayın kimin tarafından yapıldığını tartışmak zaman kaybıdır.Katillerin hesap vermelerini sağlayacak adımların atılması gerekir.Devletin yönlendirmesi ve Abdullah Öcalan’ın talimatıyla yapılan bu katliamın bugüne kadar hesabı sorulamamıştır.Türkiye’nin açılımdan bahsettiği bu süreçte Ferit’ten başlayarak Devlet-Abdullah Öcalan tarafından katledilen tüm yurtseverlerin hesabı sorulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;">   Ferit Uzun 22 Kasım Pazar günü Siverek’te mezarı başında sevenleri tarafından anılacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;">İbrahim Küreken</span></p>
<p><span style="font-family: Lucida Sans Unicode; font-size: small;"><a href="mailto:brahimk30@gmail.com" target="_blank">brahimk30@gmail.com</a> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2009/11/18/ferit-uzun%e2%80%99un-katili-abdullah-ocalan%e2%80%99dir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>29.ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANMAK İÇİN FERİT UZUN’A GİDİYORUZ(İbrahim Küreken)</title>
		<link>http://www.argun.org/2007/11/19/29olum-yildonumunde-anmak-icin-ferit-uzun%e2%80%99a-gidiyoruzibrahim-kureken/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2007/11/19/29olum-yildonumunde-anmak-icin-ferit-uzun%e2%80%99a-gidiyoruzibrahim-kureken/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2007 19:03:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim KÜREKEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/2007/11/19/29olum-yildonumunde-anmak-icin-ferit-uzun%e2%80%99a-gidiyoruzibrahim-kureken/</guid>
		<description><![CDATA[22 Kasım günü Ferit Uzun’un öldürülüşünün 29.yıldönümü.Bu yüce insanı anmak ve katillerini lanetlemek için yoldaşları,akrabaları,sevenleri mezarının başında olacağız...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><a title="ferid1.jpg" href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2007/11/ferid1.jpg"><img src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2007/11/ferid1.thumbnail.jpg" border="0" alt="ferid1.jpg" width="126" height="116" align="left" /></a>22 Kasım günü Ferit Uzun’un öldürülüşünün 29.yıldönümü.Bu yüce insanı anmak ve katillerini lanetlemek için yoldaşları,akrabaları,sevenleri mezarının başında olacağız. </span><span style="font-size: x-small;">Yakın bir geçmişte aramızdan ayrılan Kürtlerin büyük değeri ve Ferit’in amcazadesi Mehmed Uzun;Kürt yazarı olmasında büyük pay atfettiği Ferit için: “O bir Kürt prensiydi” diyordu.<span id="more-190"></span>Bu anlatım Onun asaletini anlatmak için kullanılan yerinde bir sözdü.İnsanlara bütün sevgisini veren ve karşılığında sadece sevgi bekleyen, insanların çıkar kavgasının dışında duran, örneği görülmemiş bir bilgeydi Ferit.Yanında dünyaya ait maddi hiçbir şey taşımadan kendini sevgiye ve gönüllere adayan modern bir dervişti.Bu bakımdan Ferit, üzerinde kavgalar geliştirilen biri değil,barışın, sevginin ve birliğin sembolü olmalıdır.</span><span style="font-size: x-small;">Bakıldığında insanı sevgiye ve mutluluğa taşıyan yüzler vardır.En üzgün olduğu zamanlarda bile karşısındakine sevgisini o güzel gülüşü ile yansıtan bir insanın yıllar geçse bile hatırlanması ve sevdikleri tarafından anılması bir ayrıcalıktır.Üzüntüsünü içinde saklayan,sevincini çevresiyle paylaşan,sevecen,yardımsever,olgun,sabırlı bir insanın kendinden sonrakilere bıraktığı bir esintidir mezarı başında anısını solduğumuz Ferit sevgisi.</span><span style="font-size: x-small;">Ferit ölümünün 29.yılında barışın,kardeşliğin,birliğin sembolü olarak anılmalıdır.Ferit’i anmak Kürt yurtseverlerine yönelik imha politikalarına karşı duruştur.Ferit’i anmak,Kürtler arasında birliğe,beraberliğe,dayanışmaya,sevgiye uzanan yoldur.Ferit’i anma günü ayni zamanda yakınında yatan,katledilen Kürt büyükleri Necmettin Büyükkaya’nın,Faik Bucak’ın,ve diğer Kürt yurtseverlerin ve şehitlerinin karşısında saygı duruşudur.Ferit’i anmak şehitlerimize ahtı vefadır.</span></p>
<div><span style="font-size: x-small;">Büyük tehdit altında yaşadığımız bu günlerde kırgınlıkların,kavgaların,düşmanlıkların bir tarafa çekilmesi gerekir.Büyük tuzaklarla karşı karşıyayız.En dikkatli olmamız gereken bu dönemde bir taraftan kurulan tuzakları açığa çıkarmaya çalışırken değişik çevrelere inanmış Kürt kitlesini incitecek söylemlerden de kaçınmalıyız.Birbirimize sırtımızı dayayacağımız günleri yaşıyoruz.Dilimizden ve farklı kültürümüzden dolayı aramıza bir fark konulmadan “değişmeyen düşman” ilan edildiğimiz bir atmosferde birbirimizle yurtseverlik yarışını devam ettirmemizin hiçbir tarafa yararı yoktur.Ancak bizi düşman ilan eden çevreye yararı vardır.Ferit’i böylesi bir dönemde barışın,sevginin sembolü olarak anmak çok daha anlamlıdır. Bu bakımdan Ferit’i bilen ve katledilmesine yol açan senaryoya karşı tepkisi olan her kesimden insanın Onu anacağımız 22 Kasım gününe önem vermesi gerekir.</span></div>
<p><span style="font-size: x-small;">Gelin bugünü kin ve nefretten arındıralım.Gelin bugünü barış,birlik ve dayanışma günü yapalım.Gelin bugünde birbirimize karşı sevgiyle dolalım.Gelin bugünde Feritleşelim.</p>
<p>Saygılarımla</p>
<p>19-11-2007</p>
<p>İbrahim Küreken</p>
<p> </p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2007/11/19/29olum-yildonumunde-anmak-icin-ferit-uzun%e2%80%99a-gidiyoruzibrahim-kureken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zil takıp oynuyorlar (İbrahim Küreken)</title>
		<link>http://www.argun.org/2007/10/31/zil-takip-oynuyorlar/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2007/10/31/zil-takip-oynuyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2007 20:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim KÜREKEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/2007/10/31/zil-takip-oynuyorlar/</guid>
		<description><![CDATA[Son yazısında “yazamıyorum” demiş Sayın Şükrü Gülmüş.Ben Onu anlayabiliyorum.Son birkaç aydır ben de yazının biz Kürtler üzerindeki etkisi üzerine tereddütlere kapıldım.Yazmak istemedim.Sadece benim gibi düşünen birkaç yüz kişinin okuduğu bir yazının etkilerini kendimle tartışarak yazmak istemedim.2004 Haziranında nasname sitesinde “Yeni Savaş Oyunlarına Karşı Uyanık Olalım” başlığı ile başlatılacak olan siyasi hedefi olmayan bir savaşın,savaş taraftarlarınca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2007/11/sati.gif" title="sati.gif"><img border="0" align="left" width="137" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2007/11/sati.thumbnail.gif" alt="sati.gif" height="85" /></a><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2007/10/ibrahim3.JPG" title="ibrahim3.JPG"></a>Son yazısında “yazamıyorum” demiş Sayın Şükrü Gülmüş.Ben Onu anlayabiliyorum.Son birkaç aydır ben de yazının biz Kürtler üzerindeki etkisi üzerine tereddütlere kapıldım.Yazmak istemedim.Sadece benim gibi düşünen birkaç yüz kişinin okuduğu bir yazının etkilerini kendimle tartışarak yazmak istemedim.<span id="more-97"></span>2004 Haziranında nasname sitesinde “Yeni Savaş Oyunlarına Karşı Uyanık Olalım” başlığı ile başlatılacak olan siyasi hedefi olmayan bir savaşın,savaş taraftarlarınca hazırlanmış Güney Kürdistan&#8217;a ve genel olarak Kürtlere yönelik bir tezgah olduğunu yazmış, okuyucuları uyarmıştım.Daha sonra da bugüne kadar bir çok yazımda yine bu konuda PKK ve Genelkurmay tarafından ortaklaşa hazırlanmış tuzaklarla ilgili uyarı yazılarım oldu. Yetmedi.Bu yazılar bu oyunu engellemeye yetmedi.Ayni kaygıları taşıyan ve bu oyunu fark eden birkaç yüz kişinin bu yazıları okuması bu tuzakları engellemeye yetmedi.Yazılarımı birkaç duyarlı Türk aydını ve gazete köşe yazarlarına da gönderdim.Onları da etkilemedi bu yazılar.Irak Kürt Federe Devletinin ulaşabildiğim yöneticilerine de tüm Kürtlere ve özelliklede genç devlete karşı hazırlanan tuzaklarla ilgili uyarılarım ve açıklamalarım oldu.Dinleyip kulak arkası ettiler.Tuzak hazırlayanlara daha fazla değer vermeye başladılar.</p>
<p align="justify">İmralı&#8217;dan ulaştırılan talimatlarla oyun adım, adım uygulanmaya konuluyordu. Tezgahlayanların dışında, çok az kişi gelen bu tehlikenin farkındaydı.Bu çok az kişi de bu tuzağı bozamadı.Hem gücü yetmedi hem de bunlardan bazıları yanlış umutlara kapılarak farkında olmadan oyunun küçük bir parçası oldular.</p>
<p align="justify">Hafızamızı şöyle bir kurcaladığımızda, İmralı 1999 dan bu yana sürekli dışarıya talimatlar gönderdi .Ertesi gün bu talimatların uygulanmasına başlanıldı.Sayın Ümit Fırat bunun bir ikisini söyledi diye kendisine yönelik söylenmedik laf kalmadı.Hırsıza yaptığının ne olduğunu söylerseniz hırsızı kızdırırsınız. İmralı süreci başladığından beri yüzlerce talimat dışarı ulaştırıldı.Bunlar saymakla bitmez.Bir çoğumuzda bu belgeler mevcut. Bugünlerde T.C.Devletinin meclisinden çıkarmış olduğu savaş kararı bu sürecin hazırladığı bir sonuçtur. Bu sonuç herkesimden güçlerin sessiz bakışları arasında geliştirildi.ABD gelişmelerin bu noktaya geleceğini bilmiyor olamaz.Irak Kürdistan&#8217;ı yöneticileri kavrayamadığım nedenlerle bu gelişmelere katkılar sundular.Onların büyüyen yanlışlarına karşı tepkim bu noktada patlama boyutundaydı.Yazmak istemedim.Yazamadım işte.Yeni ayaklanan çocuğumuzu, binlerce yıllık hasretimizin gerçeğe dönüştüğü bu yapıyı incitmek istemedim.Genel olarak Kürdü eleştirmek bana acı veriyor.Bu Apo dahi olsa. Acımı içime gömerek artık yazmamaya karar verdim.Kendimi okumaya hapsettim.Ama bu beklenilen korkulan sonucu engelleyemedi işte.</p>
<p align="justify">Yazan da yazmayan da hepimiz sıkıntılı bir dönemi yaşıyoruz.Türkiye&#8217;de bilinçli bir şekilde geliştirilen ırkçı ayaklanışın en yakın Türk dostumuz tarafından bize karşı ne zaman saldırıya dönüşeceğini bilmiyoruz.Bayraklar sokaklarda saldırı aracı olarak suratlarımızı yalıyor.Bu bayraklar her an bir ilmik olup boğazlarımıza sarılabilir.Tuzak kurucuları ise başarılarından memnun olarak “Türk” kahvelerini yudumluyorlar. Zil takıp oynuyorlar. Keyiflerine diyecek yok.Onların ne umurunda ki? Ne kadar insan ölürse onlar o kadar güçleneceklerini düşünüyorlar. Her tarafın kendine göre ve ortak hesapları var.Bugünler için her şey hesaplanmıştı zaten. Eski MİT Müsteşarı <strong>Sönmez Köksal </strong>, Haberx haber portalından Hülya Okur&#8217;un ‘ <strong>PKK ve Abdullah Öcalan hangi derin devletin kucağında büyüdü?&#8217; sorusunu cevaplandırırken ne diyor: ‘Herkesin kucağında büyüdü. Bebek yaşamaya başlayınca çok anne, baba çıkar ortaya. Çok anası, babası olan, tamamen diğer servislerin hizmetinde taşeronluk yapıyor </strong>.&#8217;</p>
<p>diyor.(Şamil Tayyar.22 Ekim 2007 Yeni Şafak) Bunu cevaplaması gerekenler susuyorlar. Sustukları böylesi bir çok iddia var.</p>
<p align="justify">Oyun büyük ve kurucuları güçlü.Elimizden geldiğince teşhir etmeye çalışıyoruz.Kimseler bizi tınlamıyor bile.Gerçeği bilen bazı aydınlar da sindirilmiş durumdadır.Bu tuzağa çocuklarını kurban verenler çocuklarının ölümüne sebep olanlara sarılıp ağlaşıyorlar.”Kalan çocuklarımı da alın ölüme götürün” diyorlar.Buna da vatanperverlik diyorlar.Bu “vatanseverlik” le karşıdan intikam alma yeminleri ediyorlar.Bizler de bu intikam yemininin hedefleriyiz.Her Türkün elinde bir saldırı bayrağı savaş naraları atıyor.Bu baskı birçok liberalli ve aydını da oyuna dahil etmeye zorlamış durumda.Daha önce akılcı düşünenler de artık “saldırın” diyorlar.</p>
<p align="justify">Bütün dünya tribünlere çekilmiş bu oyunu seyretmekle meşgul.Avrupa “terörizm” i sakız gibi ağzında çiğniyor.Oysaki ortada “terörizm” den daha vahim bir oyun, bir tehlike var. Bunu görmek istemiyorlar. Kürtlere karşı bir katliam adım, adım yaklaşmaktadır.Bu katliamın tek faili Türk devleti olmayacaktır.Bütün dünya ABD ve AB de bu katliamın faili olarak insanlık tarihine geçecektir.</p>
<p align="justify">Diaspora Kürtleri bulundukları her yerde müdahale gücünde olan insanların, kurumların kapısına sonuç alıncaya kadar oturarak bu oyunu bozmaya çalışmalıdır. Arkamızdan gözyaşı dökeceğinize bunu yapın.</p>
<p align="justify">Saygılarımla</p>
<p align="justify">İbrahim Küreken (kurdinfo.com)</p>
<p align="justify">27-10-2007</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2007/10/31/zil-takip-oynuyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ferit UZUN (İbrahim KÜREKEN)</title>
		<link>http://www.argun.org/2007/09/07/ferit-uzun/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2007/09/07/ferit-uzun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Sep 2007 18:31:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[1-Ferid UZUN]]></category>
		<category><![CDATA[Dı derheqê Ferid Uzun da]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim KÜREKEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/2007/09/07/ferit-uzun/</guid>
		<description><![CDATA[Tam olarak doğum tarihi bilinmemesine rağmen nüfustaki bilgilerde 01-01-1950 Siverek doğumlu diye yazılır. Ferit ilk ve ortaokulu Siverek’te bitirdikten sonra liseyi Ankara’da okumak için Ankara’da Sağlık Meslek Yüksek Okulu’nda okuyan ağabeyi Mehmet’in yanına taşınır.Ankara’da Ziraat Lisesini bitirir.Sonra Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesine kaydını yapar.Ferit gerek lisede gerekse üniversitede iken futbol oynar.İyi bir kalecidir.Siverek futbol severleri ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2007/09/bir_berg_hej_7_jpg.jpg" title="bir_berg_hej_7_jpg.jpg"></a><a href="http://www.argun.org/wp-content/uploads/2007/09/bir_berg_hej_7_jpg.jpg" title="bir_berg_hej_7_jpg.jpg"><img vspace="5" align="left" width="345" src="http://www.argun.org/index.php?feedimage=wp-content/uploads/2007/09/bir_berg_hej_7_jpg.jpg" hspace="5" alt="bir_berg_hej_7_jpg.jpg" height="236" style="width: 251px; height: 172px" title="bir_berg_hej_7_jpg.jpg" /></a>Tam olarak doğum tarihi bilinmemesine rağmen nüfustaki bilgilerde 01-01-1950 Siverek doğumlu diye yazılır. Ferit ilk ve ortaokulu Siverek’te bitirdikten sonra liseyi Ankara’da okumak için Ankara’da Sağlık Meslek Yüksek Okulu’nda okuyan ağabeyi Mehmet’in yanına taşınır.<span id="more-40"></span>Ankara’da Ziraat Lisesini bitirir.Sonra Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesine kaydını yapar.Ferit gerek lisede gerekse üniversitede iken futbol oynar.İyi bir kalecidir.Siverek futbol severleri ilk olarak Ferit’i bir futbol maçında tanır.Siverek Yenigün Spor ile Diyarbakır Ay Spor arasında futbol maçı oynanmaktadır.Bölgenin güçlü takımıdır Diyarbakır Ay Spor takımı.Siverek Yenigün Spor bu maça büyük önem verirler.İyi bir kaleciye ihtiyaç vardır. Ferit Ankara Demir Sporun genç takımında kalecidir. Ferit’i uçakla getirtirler. Ferit o maçta bütün Siverek futbol severlerin gönlünü kazanır. Yıl 1968 veya 1969.Benim de Ferit’i ilk görüşüm bu maçla gerçekleşir.</p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   İkinci tanışmam ise DDKO sanıklarının Diyarbakır Askeri cezaevinde oldukları sıralarda gerçekleşmiştir.Ferit’in yeğeni Paşa Uzun’la Diyarbakır Askeri Cezaevi’ne ziyarete gitmiştik.Her ziyaretçi bir kişiyi çağırabilir demişlerdi.Paşa Ferit’i çağırırken ben o güne kadar hiç tanışmadığım ama ismini duyduğum ve sonradan çok değer verdiğim bir dostum olan İbrahim Güçlüyü çağırtım.İkisi tel örgülerin arkasında görüşmeye geldikten bir müddet sonra diğer ağabeylerimiz de tel örgünün arkasında toplanmışlardı.Halkımızın kahramanlarını böyle toptan karşımda görünce çok mutlu olmuştum.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   1974 affıyla Ferit Cezaevinden çıkmıştı. O dönem Siverek Yüksek Tahsil Kültür Derneği başkanlığını yapmaktaydım. Onu Ankara Telsizlerdeki kayın validesinin evinde ziyaret etmiştim.Bu ziyaretimden çok memnun olmuştu. Ruhsar okulu bitirmiş,Ziraat mühendisi olmuş, onu bekliyordu.Ferit ilk iş olarak yarıda bıraktığı fakülteyi bitirmek için kolları sıvadı ve bir dönem Ankara’da kaldı. Ankara’da kaldığı dönemde onunla ilişkilerimiz sıklaştı.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   1975 Cezayir Anlaşması gerçekleşmiş,Güney Kürt hareketi büyük bir yara almıştı.Hepimiz perişan bir şekilde olayı tartışıyorduk.Barzani önderliğindeki Kürt isyanının kendi içerisinde zaafları vardı elbette.Amerika ve İran, Kürtleri satmıştı. Ama asıl bizi yıkan Sovyetler Birliği’nin Kürt Halkının Özgürlük mücadelesi karşısında takındığı tavırdı.İdeolojik kurtarıcımız sosyalizmin merkezi Kürtlerin katledilmesinde önemli roller almıştı.Sovyetler Birliği Saddam’ı desteklemişti. O dönem Saddam bütün imha silahlarını Sovyetlerden almaktaydı ve bu silahlarla Kürt Halkı yok ediliyordu. Saddam’ın Sovyetlerden almış olduğu savaş uçaklarını kullanmak için pilotların Rusya’daki eğitimleri devam ediyordu.Almış olduğu yeni savaş uçaklarını kullanmaya pilotları henüz hazır olmadığı için bunları kullanmaya Sovyet pilotları görevlendirilmişti.Sovyet pilotları Kürt Halkı üzerine ölüm kusmaktaydılar.Bu haberler yayılıp bize kadar gelmişti.Yanlış hatırlamıyorsam o zaman bu haberler KDP’ nin yönetimindeki Kürdistan Radyosundan da yayınlanmıştı. Bunun üzerine bir çoğumuzda olduğu gibi Ferit’te de bu olaylar çok etki yapmıştı.Sovyetlere karşı içsel bir tepki duymaktaydım.Amerika zaten emperyalistti ve onun yaptığını anlamak mümkündü.Ama sosyalist Sovyetleri anlamakta zorlanıyordum.Bu durumda Sovyet taraftarlığına büyük tepki duymaktaydım. Ankara DDKD içinde Özgürlük Yolu ve sonradan Şıvancılar olarak adlandırılacak Kürt arkadaşlar Sovyetler Birliğinden yana bir duruş sergiliyorlardı. O dönemde Sovyet taraftarlığı bir bakıma Barzani Hareketine karşı olmak ve yenilgisine onay vermekti.En azından biz öyle anlıyorduk.(Nihayet Özgürlük Yolu dergisinin Eylül 1977 tarihli 28. sayısında “Bir İhanetin Belgeleri” başlıklı yazıda Mola Mustafa Barzani ve KDP ihanet etmekle suçlanacaktı.)Ankara DDKD içindeki bazı arkadaşların ve Ferit’in Sovyetlere karşı göstermiş olduğu duruş ve Sovyetler hakkında söyledikleri siyasi söylemler tartışmasız kabulüm oldu.Sovyetler hakkında söylenecek her olumsuz söylem tarafımdan desteklendi ve beni ikna etmeye yetti.O günden sonra Ferit’le O katledilinceye kadar hiç ayrılmadık.O kadar yakındık ki kimsenin bilmediği sırlarını benimle paylaşırdı.Ayni şekilde ben de sırlarımı onunla paylaşmaktan çekinmedim.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   1975 yılında İstanbul’daki arkadaşlarla görüşmek,tartışmak ve ikna etmek için birkaç kez Ferit’le İstanbul’a gittik.Tartışmalar döneminde bizden taraf tavır koyan birkaç arkadaş rahmetli Necmettin Büyükkaya ve arkadaşlarının T-KDP’ nin tüzüğünü dağıtması ile bu arkadaşlar parti ismini ve programını daha çok önemseyerek bizden uzaklaşmışlardı. Burada bir konunun altını çizmek istiyorum.O dönemdeki siyasi  saflaşmada rahmetli Dr.Şıvan ve Sait Elçi olayının gölgesi etkili oldu.Kürt Halkının bu iki yiğit önderini saygıyla anıyorum.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Bütün hayatını Kürt Halkının mücadelesine harcayan değerli insan,Kürt Halkının kahramanlarından Necmettin Büyükkaya ile en son Ferit’in taziyesinde Apê Sefo’nun evinde birbirimize sarılarak dakikalarca ağlaşmıştık. Ocak 1984 tarihinde Diyarbakır cezaevinde başına kalaslar vurularak katledildi. Onu katleden cezaevi yöneticileri askerler hakkında her hangi bir soruşturma açıldığını duymadım. Onu Ferit’le birlikte hep anacağız. Ölümsüz kahramanı saygıyla anıyorum. </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Bir gün Ankara DDKD dönem başkanı İsmet Ateş benimle özel konuşmak istediğini söyledi.Derneğin karşısında bulunan Hukuk Fakültesi binası ile  yurt binası arasında tenha bir yer vardı.Oraya götürdü beni.Oraya vardığımızda o zaman ki adıyla Ulusal Kurtuluş Ordusu (UKO)’cuların  liderliğini yapan Abdullah Öcalan’ın bizi beklemekte olduğunu fark ettim. Abdullah Öcalan’la uzun bir konuşma oldu.Bana övgüler sıraladıktan sonra Kürtlerin silahlı mücadeleye başlaması gerektiğini söyledi.Bir düşüncenin altını çiziyordu:”Her aileden bir kişi dağa,cezaevine ve ölüme alınırsa halkı davaya (partiye) bağlayabiliriz” diyordu.Diğer tüm siyasi hareketler “önce siyasi inşa” dediğimiz için ortak bir noktamız olmadı.Orada konuşmakta olduğumuzu gören bazı arkadaşlar Ferit’e bildirmişlerdi.Konuşmalarımız bittikten sonra oradan ayrılınca Ferit’in girişte soluk bir yüzle beni beklediğini gördüm. Benim adıma endişelenmişti.Çünkü o dönem A.O’nın şüphe taşıyan ilişkileri bir çok kişi tarafından konuşuluyordu.(Kendi karanlık ilişkilerini kapatmak için DDKD gibi legal yapıların devletin kontrolünde olduğunun propagandasını yapıyordu.) Konuştuklarımızı anlatınca Ferit rahatladı ve beni sevgiyle kucakladı.O günden sonra ilişkilerimiz siyasi olmakla birlikte güvenli bir dostluk temelinde de devam etti.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ankara DDKD içinde farklı siyasi söylemler başlamıştı.Dernek yöneticilerinden Yalçın Çakıcı, Mustafa Nuri Aksakal, Reşit Delek ve dernek üyelerinden bilinen isimlerden Ali Şahindal, Nurettin Elhuseyni gibi arkadaşlar da Sovyetlerle ilgili siyasi kaygılarını seslendirmeye başlamışlardı.DDKD içindeki Sovyetlerle ilgili tartışmalara bu arkadaşlar öncülük ediyordu.Kawa Hareketinin oluşumunda da bu arkadaşlar öncülük yaptılar.Doğal olarak bu arkadaşlarla birlikte çalışıyorduk.Ferit bizden yaşça büyük ve siyaseten tecrübeli olduğu için onun söyledikleri ve duruşu önem kazanıyordu.Bu ara İstanbul’da da bize yakın düşünen Ahmet Zeki Okçuoğlu,Mahmut Fırat ve bir çok diğer arkadaşlar guruplaşmışlardı.Ankara’da Apoculardan kopan arkadaşları da dahil ederek geniş bir toplantı yapmıştık.Daha genel bir toplantı için İstanbul’a Ferit’le birlikte otobüste gidiyorduk.Arkamızdaki koltukta oturan bir kişi tabancasını oturduğumuz koltuğun altına bırakmıştı.Tabancayı bulunca ilk mola yerinde alıp aşağıya indik.Tabancanın polis tabancası olduğunu anlayınca hemen yerine bıraktık.Adam uyanır gibi yapıp tabancasını aldı.”Bu tabancayı alıp kaçan olsaydı dünyayı başlarına yıkardım” dedi.Aslında bize büyük bir oyun hazırlanmıştı ve biz tam da bunun farkında değildik.Eğer tabancayı alıp otobüsten ayrılsaydık muhtemelen tuzaklarına girmiş olurduk ki bizi vurulardı.Ama polisin bizden bekledikleri hatayı yapmamıştık.Takip altında olduğumuzun tam da bilincinde değildik.Çok sonradan hem takip edildiğimize ve hem de o tabancanın yem olarak koltuğumuzun altına konulduğunun yorumunu yaptık.Planlanan toplantı da başka nedenlerden iptal edildi.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit, sonradan Kawa adını alacak olan hareketin ilk yönetim görevlendirmesinde yer almadı.Zaman zaman arkadaşlar Siverek’e gelir,Ferit’in babası rahmetli Apê Sefo’nun evinde toplanırdık.Çünkü Ferit evlendikten sonra bir müddet babasının evinde birlikte yaşamışlardı. Biz tam toplantıya başlardık ki Apê Sefo uzun beyaz derpêsı ve kırası ile gelir aramıza oturur kendince bizi eğlendirmeye çalışırdı. İslamın bazı şartlarını kabul etmiyordu.İslamdaki dört mezhebe de karşı olduklarından bu tür inanışta olanlar “beşinci” olarak adlandırılmaktaydılar.İslami inançları zayıftı.Dolayısıyla inanç olarak kendini bize yakın görmekteydi.Bu yakınlığı bize anlatmaya geliyordu ve konuşması uzuyordu.Onun konuşmasından sıkılmak mümkün değildi.Çok hoş sohbetli biriydi.Ferit sinirlenir ama Apo diye çağırdığı babasına hiçbir şey söylemezdi.Biz de toplantıdan vazgeçip Apê Sefo’nun söyledikleri ile eğlenmeye çalışırdık. Apê Sefo’yu saygıyla anıyorum.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Siverek’te olmadığım zamanlarda babamlarda büyük avluya açılan odalardan birini dışardan gelecek arkadaşlara ayırmıştım.Babam da annem de gelen arkadaşların kıymetini bilirdi ve her türlü hizmeti esirgemezlerdi.Onlara paralarının olup olmadığını sorar, harçlık verdiği de olurdu.Ferit evimizin bir ferdi gibiydi.Ben olsam olmasam fark etmez,eve gider,arkadaşları götürür,toplantılarını rahat yapardı.Bir gün Reşit arkadaş yağmurlu bir günde babamlara gider.Dış kapıya annem çıkar. “Reşîdê min vere hundir” der annem. Reşit,Ferit’in orada olmadığını anlayınca içeri girmeye utanır.Çekip gittikten biraz sonra tekrar gelir kapıyı çalar.Dışarda şiddetli bir yağmur var. Gideceği başka bir yeri de yoktur.Zaten kalmaya gelmiştir.Anneme “Anê anaxtar heye?” diye sorar.Annem Reşit’in silah istediğini, anahtar kelimesinin de parola olabileceğini düşünür. “Anaxtar tuneye” der.Çünkü arkadaşların kaldığı oda her zaman kalmalarına müsait haldedir.Reşit’in odaya girmek için anahtarı istemiş olabileceğini düşünmez.Reşit şiddetli yağmur altına çekip gider.O ara Ferit gelir.Ferit’le bizim evde sözleşmişlerdir.Annem Reşit’in geldiğini ve aralarında geçen konuşmaları anlatınca Ferit: “Anê, te bigota lavo ez di diya tenim” der ve Reşit’in peşine düşer.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit yaklaşık 173-175cm boyunda zayıf bir bedene sahipti.Kızlar onu çok yakışıklı bulurlardı. (öldürülmesinden bir dönem sonra Hanifi adında bir türkücü piyasaya sürdüğü kasetinin üstüne Ferit’in fotoğrafını yerleştirmişti.) Hoş sohbetli,sempatik ve konuştuğu herkesi etkileyecek bir özelliğe sahipti.İkna gücü oldukça güçlüydü.Bir çocuk gibi saf ve temizdi.Bir gün bizde yemek yiyorduk.Tavuk etinden lades kemiği çıkınca baldızımla kemiği kırıp lades tutuştular.Çok zeki idi ve kazanacağı kesindi.Ben de baldızıma eline bir kitap al ve okuduklarınla ilgili bir şey soruyormuş gibi yap dedim.Ferit okumayı ve okuyanı çok severdi.Kızın elinde kitap ona yaklaştığını görünce sevinçten ladesi falan unutmuştu. Kız da eline kitabı tutuşturup lades deyince çok bozuldu.Tabii bu darbenin benden geldiğini anlamıştı.Çünkü ben onu çok iyi tanıyordum.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit’le beni, bizi uzun süre yan yana görmeyen her insan karıştırırdı.Bizi çok benzetirlerdi.Bazen Ferit’in daha önce seminerler vermeye gittiği yerlere gittiğimde insanlar bana özel kıymet verirlerdi.Beni Ferit’le karıştırdıklarını anlardım.Bir gün sokakta teyzemle Ferit karşılaşırlar.Teyzem “İbramê mın” diyerek Ferit’in koluna girer.Ferit hiç bozuntuya vermez.Evimize kadar giderler.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   O benim için her şeydi.Ağabeyimdi,öğretmenimdi,arkadaşımdı. Hemen, hemen her şeyi benden sorardı.Oldukça mütevazi bir duruşu vardı.Bana sorarken hem öğrenmek istedikleri vardı, hem de bana kendime güveni aşılardı.Bunu çok bilinçli yaptığını biliyordum.Benden hep eleştiri beklerdi ve ben de bazen çok acımasızca eleştirirdim.Hanımlarımız da iyi arkadaş olmuşlardı. Bazen birbirlerini olumsuz etkileyebiliyordu.Onlar bizden kendi aralarında  yakındıklarında, eğer bu yakınmaları bizim eve olumsuz bir yansıma gösterseydi ben de Ferit’e acımasız eleştirilerde bulunurdum.”Senin eşin benim eşimi olumsuz etkiliyor” diye.Tabii O da gider eşine söylenirdi. </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit, DDKD içindeki ayrışmalarda anti-Sovyet çizgisinin etkin olması için önemli etkiler yaptı.Tartışmalara aktif katılıyordu.Bazı yerlerde onun ismi bile yeterdi.Büyük tartışma toplantılarında duruşu,vurguları ve söyledikleri ile dinleyenleri çok etkilerdi. “Üç Dünya Teorisi” sonucu Red Kawa ve Dengê Kawa ayrışmasında bu konu yoğun tartışılıyordu.Birileri köylülere “Biz iki dünya var diyoruz.Biri bu yaşadığımız dünya diğeri ahiret.Oysa ki Dengê Kawacılar üç dünya var diyorlar” diye aleyhte propaganda etmişlerdi.Köylüler bir gün ben ve Ferit beraberken gelip “Ya söyler misiniz bu üçüncü dünya neresi?” diye oldukça sinirli bir şekilde sordular.Ben ne söyleyeceğimi şaşırmıştım.Bunları halka anlatmak zordu.Halkın anlayabileceği kavramlar değildi.Halkın ne Mao’dan ne de Stalin’den haberi vardı.Bunlar halkın birebir yaşadıkları konular ve olaylar değildi.Bu kavramlar ve tartışmalarla halkın günlük problemlerinden uzaklaştığımız kesindi.Başından alınıp yırtılan kefiyesini,kaçak diye kutusundan yere boca edilen tütününü,devlet kapılarında yasaklanan dilini ve horlanan kişiliğini,güvenlik güçlerinden keyfi atılan dayağı biliyorlardı.Emperyalizmi,uluslar arası güç dengelerini konu alan “üç dünya teorisini” nasıl anlatacaktım?Ferit gayet sakin bir şekilde konuşmaya başladı. “Birinci dünya Türkiye Devletidir.Türkiye Devleti hepimize eziyet etmektedir.Fakir halka da eziyet etmekte, bölgedeki ağalara da eziyet etmektedir.Ağa olsun,halk olsun tüm Kürtlerin kimliği ve dili yasaktır.Ağalar sınıf gereği devlete daha yakındır.Ağalarda halkın üzerinde şiddet ve baskı uygulamaktadır.Bu bakımdan ağalar ara güçtür,yani ikinci dünyadır.Her ikisinin baskısı altındaki halk ise üçüncü dünyadır.Diyoruz ki halk ve devletle çelişmesi olan ağalar birlikte devlete karşı   mücadele etmeli.İşte bu formülü tüm dünya çapında devletler bazında düşündüğünde bizim anlattığımız Üç Dünya Teorisi budur” dedi. Köylüler: “Bu söylediklerinizin Müslümanlığa bir zararı yok.Bize dediler ki Kawacılar dini ve ahireti inkar ediyor.Biz Kürtler de birlik olmalıyız.O zaman bu üç dünya iyi bir şeydir” deyip gittiler.Bizden biraz uzaklaşınca da biri diğerlerine şaka ile karışık “lav êdî em jî uç dunyacînin” diyordu.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Hayatında en büyük hayal kırıklığı yeğeni Paşa’nın ondan uzaklaşmasıydı. Çünkü Paşayı çok severdi ve ona çok güvenmişti.Yazmış olduğu Kürtçe şiirleri ve öyküleri Paşa’ya teslim etmişti ve geri alamamıştı.Çok önem verdiği şiir ve öyküleri “kaybettim” diye Paşa ona geri vermemişti.Onlara hep hayıflanıyordu.Amcazadesi Mehmet Uzun’un yeteneklerine, bilgisine hep hayrandı.Onunla ilgili hep olumlu şeyler söylerdi. Çok sevdiği yeğeni Paşa Uzun Ferit’in cenazesine gelmedi.Bu durum o zaman ki farklı siyasi yapılardaki insanların,akrabaların,kardeşle<wbr></wbr>rin,dayı-yeğenlerin ne kadar birbirlerine karşı düşmanlaştığının bir örneğidir.Cenazeden bir gün sonra ise ben ve başka bir arkadaşla görüşüp Ferit’in katillerini tarif etti.Dayısının cenazesine gelmeyecek kadar karşı siyasi duruşu olan birisinin işaretine de inanmak kolay değildi.Doğrusunu söylemek gerekirse o zaman Paşa’nın, dayısının öldürülmesinden siyasi çıkar sağlamak istediğini düşünmedik değil. Paşa, Ferit’in ölümünden tam 28 yıl sonra,yani Ferit’in yaşadığı bir ömür kadar sonra “Xalê min Ferit” adlı bir Kürtçe kitap yazarak dayısından özür dileyecekti.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit o zamanlar Kürtçe şiirler  ve öyküler yazardı.Kürt milli oyunlarını bir bölgeye bağlı kalmadan çok iyi oynardı.Davulcuyla gerçekleştirdiği figürler seyredilmeye değerdi.Güzel saz çalar ve Kürtçe türküler okurdu.Yanık ve etkileyici bir sesi vardı.O kadar içten okurdu ki etkilenmemek mümkün değildi. Besteleri vardı ama ne yazık ki 12 Eylül silindiri bunların yok olmasına yol açtı.Şiirlerinden “peşmerge” ve “kevokên spi” adlı şiirleri Paşa’nın kitabında yayınlandı.(  Avrupa’da yayın yapan Kurdistan Pres gazetesinin 29-06-1988 tarihindeki 40 (11) sayısında SIMKO adında biri “peşmerge” adlı şiiri kendi adına yayınlama terbiyesizliğinde bulundu.)  Bir çok şiiri maalesef bulunamadı.Bu yazı üzerine Ferit’in şiirleri ve bestelerini yanında muhafaza etmiş arkadaşlar BÎR derginin adresine bildirirlerse o değerli eserlerin yaşamasına yardımcı olurlar.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit Ziraat mühendisi olarak önce Hilvan’da göreve başladı.Bir dönem orada görev yaptıktan sonra Siverek’e tayinini yaptırdı. Gübre ve tohumluk buğday o güne kadar yalnız büyük toprak sahiplerine verilmişti.Ferit ağaları da ihmal etmeden talep eden her köylüye gübre ve tohumluk buğday verdi.Babası Apê Sefo, birkaç kez gübre ve tohumluk için tanıdıklarını Ferit’in yanına göndermişti.Babasına büyük saygısı olan Ferit bu davranışından dolayı babasına bozuk atmıştı.İhtiyacını alması için kimsenin torpil yapması gerekmiyordu.Yanına gelen herkese iyi davranır,onları yolculamaya dairenin dış kapısına kadar çıkardı.İnsanlar üzerinde  iyi etkiler bırakırdı.Ferit’in büyüklüğü söylediği bazı siyasi söylemlerden kaynaklanmıyordu.O zamanlar herkesin kendine göre bir doğrusu vardı.Onun büyüklüğü kendi karşıtları dahil herkese saygılı davranmasıydı.Yaşamında hep azarlanmış yoksul bir köylü veya işçi, Ferit’in onların önünde eğildiğini ve saygı gösterdiğini görünce bir mühendisin onlara değer vermesinden sevinir ve sadece Ferit’e değil, o dönemki tüm Kürt siyasi hareketlere saygıları artıyordu.Çünkü Ferit bu saygıyı siyasetten yapmıyordu.Bir Kürt yurtseveri olarak yapmaktaydı.İnsanların yanında Ferit’ten bahsedilince yüzleri gülüyor ve saygı ifadesi şekilleniyordu.Ferit kısaca söylemek gerekirse halkla bütünleşmişti.Herkesin rahatlıkla uğrayıp dertleşeceği, yardım talep edeceği bir yüce insandı.Parası biten köylüler gelip ondan ödünç para alırlardı.Geri getirdiklerinde Ferit çoğunlukla karşıdakini incitmeyecek bir nezaketle parayı almazdı.Hangi insana Ferit’i sorduğunuzda iyiliğini,güzelliğini, büyüklüğünü anlatmakla bitiremezlerdi.Siverek’te iyilik sembolü olmuştu.Bir önemli konu da halkın içinde o güne kadar yaygın olan kanı şuydu: Öğrenciler okudukları sürece iyi şeylerden bahsederler.Okulu bitirince söylediklerinin tersini yaparlardı. Ferit’in duruşu,davranışları,hizmeti halkın üzerinde bırakılmış bu olumsuz kanıyı bitirmişti.İşte adam ziraat mühendisi olmuş ve gelmiş halkına hizmet ediyordu. Bu durum hem Ferit’in değerini daha çok artırıyordu hem de Kürt yurtseverlerine yönelik olumsuz düşünceleri tersine çevirmişti.Dolayısıyla Ferit tüm Kürt Yurtseverlerin halk içindeki sembolü olmuştu.Bu büyük sevgi ve saygı seli şüphesiz bu halkın uyanmasını istemeyen egemen kesimleri rahatsız edecekti.Ferit’in korunması gerekiyordu.Arada gittiğim Siverek’te Onun korunması için tedbirler alır bazı arkadaşları görevlendirirdim.Her gittiğimde bir önceki görevlendirmeyi kendisi farkına varıp iptal ettirmişti.Bu defalarca tekrarlandı.Bu konuda Ona sert eleştiri yöneltiyordum. Bizde başkanlık sistemi yoktu ama her gurubun ileri çıkmış,herkesten saygı gören birisi vardı.İsimlendirilmese de o bulunduğu hareketin lideri idi.Bizde de Ferit bunu hak etmişti.Herkesin saygısını kazanmıştı.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Siverek’te 12 Mart’tan devam eden TİKKO çalışması vardı ve azımsanmayacak bir kitle elde etmişlerdi.Ferit’in Siverek’teki çalışması ve bununla paralel milli meselenin her yerde tartışılıyor olması bu arkadaşları Kawaya yöneltmişti.Önemli bir kadro ve kitle Kawaya katılmışlardı.Onların bu kararında Ferit’in önemli etkisi olmuştu.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit İş ilişkilerini hiçbir zaman örgütü lehine kullanmadı.O Siverek’te iyi bir Kürt yurtseveri,bölgede Kawacı idi.İş takibine gelen farklı siyaseten arkadaşlara özen gösterir,yanlış bir düşünceye sapmalarını engellerdi.Ferit; küçük büyük demeden herkese saygılı davranır, gençlerle onların yaşıtları gibi davranırdı ve aradaki olması gereken örgüt hiyerarşisini pek dikkate almazdı. Bunun için de pek çok kez münakaşalarımız olmuştu.Bir yapı oluşturur,kademeler arasında bir mesafe dengesi sağlardım.Bir dönem sonra gelirdim ki Ferit,dostluk gurupları kurmuş.Sempatizan olsun,kadro olsun isteyen herkes istediği zaman Ferit’in evine yemeğe gider, sohbet ederlerdi.Tüm bunlara karşı durduğum için gençler beni Ferit’le mukayese edince  kibirli, sert bulurlar ve uzak dururlardı. Ferit için sağladığım koruma halkasını bir sonraki gelişte bozulmuş görürdüm.Ferit korumasını yapan gençleri çağırır,onlarla konuşur ve görevi iptal ederdi.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">     Ferit Siverek’te tüm Kürtler için iyi bir örnekti. Bir semboldü artık. Onun etrafına yaydığı ışık sadece Kawa’nın değil tüm Kürt siyasetinin yansıması olarak kabul görüyordu.O bir bilgeydi aslında.Diğer Kürt siyasi çevrelerle aramızda zaman, zaman  oluşan gerginliği yumuşatmaya büyük özen gösterirdi. Köylerde gerek aileler arasında gerekse aşiretler arasında çıkan anlaşmazlığı gidermeye çaba sarf ederdi.Tüm siyasi guruplarla,yöneticileri ile diyalogdan yanaydı. Beraber olduğumuz sürece karşıt siyasi kişilerle ilgili olumsuz tek kelime duymadım.Siverek’te DDKD’ li arkadaşların bir saldırısını protesto etmek için dağıtığımız bildiriyi rahmetli Ahmet Karlı ve sevgili dostum Şéxé’nın üzerine fırlattığımı duyan Ferit o güne kadar hiç rastlamadığım bir şiddete bozuk attı.Ben de yaptığımdan zaten pişman olmuştum.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Rahmetli Ahmet Karlı ile en son 1992 yılında Almanya’nın Bonn şehrinde Sayın Bayram Ayaz’ın evinde karşılaşmıştık.Memleket hasretini bana sıkı, sıkı sarılarak gidermeye çalışıyordu.Ağlaştık beraberce çevredekilere aldırmadan.Saygıyla anıyorum.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">    1978 yılı  1 Mayıs mitingi binlerce kişinin katılımı ile Siverek’te Kawa tarafından gerçekleştirildi..Mitinge çok sayıda polis asker Urfa ve çevre illerden gelerek Siverek’in etrafını tutmuşlardı.Miting bitiminde yaratmaya çalıştıkları provokasyona gelinmedi.Ama toplanan kalabalık devleti tedirgin etmişti ve devlet bunu unutmayacaktı.Bunun hesabı sorulacaktı. </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit’in ölümünden çok az bir zaman önce birileri, eşimle geçici ikamet ettiğim Ferit’in kayınvalidesinin Ankara’daki evine gece yarısı gelip kapıyı açmasam kıracaklarını söyleyerek uzun süre kapıyı zorladılar.Aşağıda onları iki beyaz Renault marka araba bekliyordu.Girerseniz sizi tararım dedim.Kapıyı açamayınca gittiler.Onların bana mı,Ferit’e mi geldiklerini anlayamamıştım. </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">    Kürtler arasında bir çok siyasi örgüt çalışmasını sürdürmekteydiler. Her ne kadar kendi aralarında kavga edecek kadar büyük yanlışlıklar yapmalarına rağmen Kürtlerin yaşadığı bütün bölgede halkın sempatisini kazanmışlardı. Tüm bu örgütlerin çalışması sonucu Kürtlük artık sahiplenilen bir değer olmuştu.Bu durum devleti çözümler aramaya sevk ediyordu.Müdahaleye bir yerden başlayacaklardı.Bunun için Siverek daha uygundu. </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit Siverek’te bir güneş gibi etrafını aydınlatırdı.Çünkü O gerçek bir aydındı.Ferit’in yaydığı bu ışık huzmesi karanlıklardan beslenen kesimleri oldukça rahatsız etmişti. 1 Mayıs mitinginin de hesabı sorulacaktı.Büyük planın uygulanmasına karar verilince derin devlet eylemin senaryosunu hazırlamıştı.Siverek bu iş için özel seçildi. Siverek bölgenin en dinamik,en devrimci şehriydi.Daha önce bölgede Hilvan ilk prova yeri seçilmişti. Hilvan’ın AP li Belediye Başkanı PKK’liler tarafından teslim alınmış,belediye hoparlöründe kendisinin aşağılık biri olduğunu,ajan olduğunu vb. açıklamalar yaparken sanki kurtarılmış bölgeymiş gibi devlet bu durumu sadece izlemişti.Ama Hilvan projeye küçük geliyordu.Bunu genişletmek için çevreye yayılmak gerekiyordu.Yer tespiti ve hedef belirlenmişti. Siverek’in halkı tarafından en çok sevilen kişisi ve Kawa hareketinin en önemli kişisi öldürülecekti ve bu işin sorumlusu da Siverek’in en güçlü ailesi Bucaklar gösterilecekti. Sonra “Ferit’in intikamını alıyoruz” diye savaş başlatılacaktı.Bu işler içinde bir aktör gerekliydi.Karanlık köşelerde senaryo tartışıldı.Bu rol için Pilot Necati derin devletin bir görevlisi olarak gerekli finansı sağlamıştı.Benzer görevler için alınan para Mahir Sayın’ın “Erkeği Öldürseler” kitabında Apo tarafından itiraf edilmektedir.( APO, Pilot Necati için “biz onun içimizdeki devlet ajanı olduğunu biliyorduk.Onu kullanıyorduk” diyecekti.Mahir Sayın: age.) Bölgede görev yapanlara talimat gönderildi.Bunun üzerine Mehmet Karasungur ve Rıza Altun’dan oluşan bölge askeri komitesi  tetikçi olarak  Hilvan’da görev yaptığı dönemden Ferit’i tanıyan  Emin Dal’ı ve Ali Yaverkaya’yı (2006 yılında Avrupa’ya sığınmış olan Ali Yaverkaya tetiği çekenin kendisi değil,Emin Dal olduğunu söyleyecekti. Paşa Uzun; Xalê mın Ferit s.103) görevlendirerek Siverek komitesine talimat verdi. Sıra bir güneşi söndürmeye gelmişti artık.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ölüm Ferit’in çevresinde pusuya yatmıştı. Derin devlet ve işbirlikçileri, senaryoyu, içine sığındıkları karanlık bölgelerinden izlemekteydiler. Tarih 22 Kasım 1978 saat 15.30 civarı idi.Ferit ve yanında üç arkadaşı evlerinin önünde duran arabaya binip Diyarbakır’a bir arkadaşın düğününe gitmek için apartmandan inecek olan hanımını beklemekteydiler.Kucağındaki 2.5 yaşında  olan kızı Yekbun’la arabanın sağ ön kapısının yanında oynaşmaktaydılar.Yekbun yolculuğa çıkacağı için sevinçliydi.”Babacığım seni çok seviyorum” diyordu.Dudaklarını uzatmış babasını ağzından öpmek için ona doğru eğilmişti. Saatlerdir o bölgede pusuya yatmış Emin Dal haince arkadan yaklaştı.O an ölüm ardı ardına patlayan mermilerle arkadan Ferit’in sırtından giriverdi.Yekbun  babasını öpemedi bir daha. </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit’in katilleri,yazılan senaryo gereği, intikamını alıyoruz diye Bucaklara karşı savaş başlattılar. Ferit’in intikamını alıyorlar diye tüm yurtsever kesimler bu savaşta taraf davrandı.Senaryo da zaten bunu gerektiriyordu.1979 yılında Dengê Kawa “Siverek Olayları Hangi Sonun Başlangıcı Olacak” adında 33 sayfalık bir broşür dağıtarak oynanan oyunu anlatmaya çalıştı.Ancak savaş bir kere başlamıştı ve silah sesleri arasında kimseye ses gitmiyordu.Ayrıca görünmeyen güçler savaşın uzaması ve büyümesi için sürekli bir denge sağlamaktaydılar.Her iki tarafa da silah ve mühimmat dengeli gelmekteydi.Bu olay sonradan bir çok kişi tarafından da itiraf edilecekti.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Bazı söylemler olmasına rağmen Ferit’in öldürülmesi ile ilgili olayı aydınlatan açık bilgiler yoktu.Çok sonra 1984 yılında PKK’den kaçmış ve Avrupa’ya sığınmış partinin merkez komitesi üyesi Semir kod isimli Çetin Güngör  yazdığı bir broşürde Ferit’i Siverek’teki etkinliği yüzünden PKK’nin merkez komitesi kararıyla öldürdüklerini itiraf etti. Çetin Güngör 16-08-1984 tarihinde yazmış olduğu 34 sayfalık broşüründe şunları yazmaktaydı:”Önce hem siyaset adamı ve hem de Siverek&#8217;te belli bir saygınlığı olan Ferit Uzun öldürüldü.Cinayet, çok kişinin kolayca inanabileceği gibi Mehmet Celal Bucak&#8217;ın üzerine atıldı.Ardından cenazeye sahip çıkıldı ve intikam yeminleri edildi. Uzun&#8217;lar ailesi ve yurtsever Siverek halkı, mensubu bulunduğu siyasetten (Dengê Kawa,dan) Bucak&#8217;a saldırı yapılmadığını görünce, istemeyerekte olsa PKK&#8217;nin doğal müttefikleri haline geldiler.Provakasyon harekatının ilk adımı böylece başarılı olmuş, PKK bir taş ile iki kuş birden vurmuştu. Hem kendisi için siyasi bir tehlike oluşturan Ferit Uzun&#8217;u imha etmiş,hem de bu ölüm olayını kitlelerin desteğini kazanma ve Bucak&#8217;a saldırmada malzeme olarak kullanmıştır. Bucak&#8217;larla çatışmaların ikinci ayından sonra Siverek yöresine gelip PKK&#8217;nin askeri faaliyetlerini organize eden Fehmi Hoca (Fehmi Yılmaz) isimli şahıs yakalandıktan sonra resmi MİT ajanı çıkmıştır. ”</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">  </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Bu açıklamadan önce PKK’den yargılanan ve Diyarbakır cezaevinde yatan Hasan Hüseyin Karakuş adındaki PKK’li 1982 yılında mahkemedeki itirafında aynen Çetin Güngür’ün yazdığı gibi Ferit’i merkez komitesi kararıyla  PKK’nin öldürttüğünü açıklamıştır.Ne var ki o cehennem günlerde bu haber çok geç dışarıya ulaşmıştı.K82 dizi 10645 nolu beyanında.Ferrit’in öldürülmesi için Muzaffer Ayata ve Muzaffer Kızartıcı’nın Siverek’te Emin Dal’ı yönlendirdiğini beyan etmiştir.Hasan Hüseyin Karakuş ayrıca itirafında: “bütün Kürt siyasi hareketlerinin önder kadroları öldürülerek örgütlerin dağıtılması sağlanacaktı” demekteydi.Bu itirafı kısaltılarak PKK ana dava cilt-2 de 1054.sayfasında yer almaktadır. Rıza Altun’un polis ifadelerinde çok geniş bir anlatımın olduğu söylendi.Ama gerek mahkemede gerekse Rıza Altun’la ilgili belgelerde bu anlatımın ortadan kaldırıldığı görüldü.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit’in öldürülmesi ile ilgili Sayın Osman Aydın’ın bir anısını da eklemekte yarar görmekteyim.Sayın Aydın 28-11-2005 tarihinde <a target="_blank" href="http://kurdinfo.com/">kurdinfo.com</a> internet sitesinde şöyle yazıyordu:</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   “Kasım 1978 in ilk günlerinden birinde Kesire Yıldırım (Apo&#8217;nun eski eşi) iki arkadaşı ile birlikte, Karakoçan&#8217;daki evime geldiler. Kürt sorunu üzerindeki düşüncelerimi öğrenmek istiyorlardı. Bazı konularda tartıştık, karşılıklı görüşlerimizi birbirimize aktardık. Konuşmanın sonuna doğru Kesire Yıldırım kendileri ile çalışmamı önerdi. O zaman APOCU diye isimlendirilen bu siyasi anlayışla birlikte olmayacağımı ve bunun nedenlerini açıkça belirttim. Kalkacakları sırada Kesire Yıldırım, “Bu konuyu düşünmemi” isterken sesinde açık bir tehdit tonlaması vardı. Kısa bir süre sonra Ferit Uzun ile ilgili üzücü haberi aldım. Olayın kim tarafından, niçin gerçekleştirildiğini öğrenmeye çalışıyordum. 28 Kasım 1978 günü (PKK nın kurulduğunun ertesi günü) gece saat 22.00 sıralarında kapımın zili çaldı. Kapıyı açtığımda kimse yoktu, ancak kapının altından içeriye bir bildiri atılmıştı. “UKOCULAR” imzasını taşıyan bildiride özetle, Ferit Uzun&#8217;un DDKD liler tarafından öldürüldüğü ve bu yurtseverin kanının yerde bırakılmayacağı beyan ediliyordu. O gece önlem olarak yatak odamızda yatmadık ve çocuklarımızı da yanımıza aldık. Gece 02.00 civarında büyük bir patlama ile uyandık. Yatak odamızın balkonuna bomba atılmıştı. Can kaybı yoktu, ancak hasar önemliydi. </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">  </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">Ertesi gün olay ile ilgili olarak Karakaçan Emniyet Amirliği bilgime başvurmak için beni emniyete çağırdı. Gittiğimde o bildiriden bir tanesini de Emniyet Amirinin masasında gördüm. İlginçtir o bildiri ne o gece, ne de sonrasında başka bir yerde görülmedi. Takriben dört ay sonra yine evime bomba atıldı. Bu kez polisin gözetimi altında bombanın atıldığı bütün kanıtları ile ortadaydı. Her iki olayda da polis hem olay hakkında, hem de olayı gerçekleştiren kişilerin kimlikleri konusunda önceden bilgi sahibi idi.” </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   </font> </p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   PKK resmi olarak bu Ferit’in öldürülmesinden hiç bahsetmedi, üstlenmedi ve hiçbir özeleştiri yapmadı.Ancak birebir konuşmalarda Ferit’i kendilerinin öldürdüğünü bir çoğu itiraf ettiler.O dönem PKK içinde yer alan,fakat sonradan karşı duruş göstermiş olan Selim Çürükkaya bile PKK’nin işlemiş olduğu “merkezlerle ortak” cinayetleri anlatan “Sırlar Çözülürken” adlı kitabında bu konuyu teğet geçme ihtiyacını hissetmiştir. Kitabında bahsettiği Haki Karer’in cinayetinden sonra ikinci planlı cinayet olması açısından önem arz eden bu olayı neden atladığını doğrusu merak etmekteyiz. Nedenini açıklamasını bekliyoruz.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">  (Bu yazımı bir itirazı olabilir düşüncesi ile Sayın Selim Çürükkaya’ya göndermiştim.Ondan gelen açıklama önemli bir belge niteliğinde olduğundan eklemek istiyorum: “</font><font size="2" face="Arial">Ferit Uzun`un Katl edilmesi konusuna gelince onu kitabın birinci cildinde işlemedim. Çünkü benim amacım Kürdistan’da işlenen cinayetleri açıklığa kavuşturmak değildi. Ergenekon isimli bir Örgütün varlığına ışık tutmaktı. İlerde Kitabin diğer ciltleri yazılırsa konu anlatılmaya değerdir diye düşünüyorum.</font></p>
<p><font size="2" face="Arial">Ferit uzun un öldürülmesi ile ilgili ben özel olarak bir bilgiye sahip değilim. Ben 24 Mayıs 1980 yani yakalanmadan önce Ferit Uzun’un Bucaklar tarafından öldürüldüğünü biliyordum. Cezaevinde tutukluyken de öyle bilirdim. Ben Erkan Uzun, Pasa uzun, Kemal Pir, Maşallah Öztürk 35. koğuş olarak tabir edilen bölümün besinci hücresinde kalıyorduk. Ben O zaman hem PKK ana davası gurubuyla hem de PKK Elazığ grubuyla yargılanıyordum.</font></p>
<p><font size="2" face="Arial">Bir gün Elazığ grubu ile birlikte mahkemeye çıkmıştım. Söz hakki PKK- MK üyesi Şahin Dönmez’e verildi. Şahin kürsüye cıktı. Onun daha önce poliste çözüldüğünü ve mahkemede de itiraf yapacağını hepimiz biliyorduk. Şahin, Ferit Uzun PKK tarafından öldürüldü ve PKK bu olayla bir taş ile bir kaç kuş birlikte vurmak istedi.&#8221;1- Ferit Kawa örgütünün lideriydi onu vurarak Kawa etkisiz hale getirilmeye çalışıldı.</font></p>
<p><font size="2" face="Arial">2- Ferit Siverek’te sevilen sayılan biriydi, çevresi ve aşireti vardı onu vurarak ve Bucakların üzerine atarak birde cenazesine sahip çıkarak, hem Ferit’in çevresi kazanılacak hem Bucaklara karşı çatışma için malzeme ve gerekçe hazırlanacaktı.&#8221;</font></p>
<p><font size="2" face="Arial">Ben bu sözleri duyduğumda yüreğimden vuruldum. Mahkemeden geri döndüğümde beni döve, döve hücremin kapısına kadar götürdüler içeri girdiğimde Paşa Uzun Erkan Uzun, Kemal Pir ve Maşallah Öztürk oturuyorlardı. Biraz rahatlayıp ellerimi yüzümü yıkayınca aralarına oturdum. Şahin Dönmez in mahkemede anlattıklarını tek, tek en ince ayrıntılarına kadar anlatmaya başladım. Ferit Uzun olayını anlatırken Erkan, Pasa Uzun ve Kemal Pir`in kip kırmızı kesilmiş suratlarıyla karşılaşıp bende sustum. Artik hiç birimiz konuşmuyorduk. Selamlar.”)</font> </p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Devlet kendi ilişkilerinin açığa çıkmaması için tüm bu açıklamalar ve itiraflar olmamış gibi davranarak İmralı duruşmaları dahil hiçbir zaman konuyu ne sordu ne de dava konusu yaptı.Devlet için ortaya çıkmaması gereken önemli bir olaydı.Çünkü bu olayın aydınlatılması,binlerce insanın ortadan kaldırılmasına yol açan derin devletle anlaşıkları arasındaki ilişkinin üzerini de açacağından çok bilinçli bir şekilde üzeri örtüldü.Mümkün olduğu kadar üstünü kapattılar.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   PKK yapılanmasına ve özellikle A.Ö. nın ilişkilerine eleştirel bakan her kes “hain, ajan” vb. suçlanarak büyük baskılar uygulandı.PKK’nin kendi dışındaki siyasi yapılara düşmanlığı merkezi kararla ve bilinçli yapılmaktaydı.Amaç kendi karanlık ilişkilerini böylesi suçlamalarla gizlemekti.Örnek olarak Cemil Gündoğan’ın aktardığı önemlidir:”…Mazlum Doğan ve arkadaşlarının savunmasında kendilerinin dışında tüm siyasi kesimlerin nasıl düşman kutbunda görüldüklerini şu satırlarda aktarmaktadır; ‘Geçmişte Kürt Teali Cemiyeti ve DDKO,günümüzde de DDKD ve ondan kopan guruplar içinde örgütlenen bu aydın gençleri içinde uşaklığın en çok geliştiği kesimi oluşturmakta ve tümüyle Türkleşenlerden yalnızca Kürtçü geçinmeleriyle ayırt edilebilmektedirler.Yoksa devlete bağlılık ve sömürgecilere uşaklık bakımından şoven Türk çevrelerinde yer alanlardan bir farkları yoktur.’ (Doğan 1982. 237) (aktaran C.Gündoğan. Kawa Davası Savunması.s.269)İşte bu düşüncelerinden dolayıdır ki Ferit Uzun ve PKK içindeki duyarlı kadrolar da dahil yüzlerce insan ortadan kaldırıldı.Geri kalanlar ise bu baskı ve vahşet karşısında susturuldu.Tehditler azalmadan bugüne kadar devam etmektedir.Buna örnek olarak; ikinci baskısı DOZ yayınlarınca basılan Mehmet Şerif Şener’in yazmış olduğu “Adını Koyamadım” adlı kitapta Apo’nun gazetecilerle yapmış olduğu röportajda söyledikleri,uygulanan senaryoyu anlama bakımından çok, çok önemlidir.Kitabın yazarının, röportajı yapanın Nuriye Akman olduğunu söylemesine rağmen, araştırmalarım sonucu bu röportajı yapanın Nuriye Akman değil,Kürşat Akyol olduğunu tespit ettim.Bu röportajın bir bölümü 23 Aralık 1996 tarihli radikal gazetesinde yayınlanmıştır..<em>Apo bu konuşmada şunları söylemektedir:</em> “…Bugüne kadar kendi otoritemizi yapıda hakim kılmak için yapıda bulunan üçte iki kadroyu temizledik.Bu az bir şey değil.Bu yapılanların bir gün hesabı sorulur.Ben bütün bunları yaparken,bugünü düşündüm.Bu günlerin acımasız yargısı kapımın önünde duruyor.Bu bana ürküntü vermiyor değil.Ama,buna rağmen taktik ilişkiler adı altında <u>bu sürüyü</u> halen uyutabileceğime inansam bile,bir gün benim de bunda yetersiz olabileceğimi anlamanız gerekir.Zaten,daha şimdiden bu tür barış çağrılarımın kendilerine pek hayırlı olmadığını söyleyen bir çevrenin,yapıda kendilerini örgütlediklerinin haberini alıyorum.Fırsat buldukça bunları yapıdan temizliyoruz.Bilinmezlere karışıyorlar,ama ne zamana kadar? Diye soruyorum sizlere.Bir gün bunları engelleyebilecek gücü kendimde görmezsem; o zaman devletin yöneticileri ne kadar aymaz bir politika güttüklerinin farkına varacaklardır.Ama o zaman iş işten geçmiş olacaktır.”( sayfa 182)</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Devlet ve PKK,Ferit’i öldürerek “büyük” senaryolarını hayata geçirdiler.Kürt siyasi yapılarını etkisiz kıldılar.Kürt halkının ve aydınlarının üzerine yoğun bir baskı geliştirdiler.Bir çoğunu teslim aldı,bir çoğunu da satın aldılar.Bağımsızlık şiarıyla silahlı mücadele başlatıp on binlerce insanın ölümüne yol açtıktan,birkaç milyon Kürdün yurdundan yuvasından uzaklaşmasını sağladıktan sonra, baş aktörün “pişmanlığı” sonucu “demokratik cumhuriyet’e” merkezlendiler.Kürt insanının beynini boşaltan yeni  süreç başlattılar.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">   Ferit’i öldüren karanlık planın üstü aydınlatılmadığı sürece sonraki dönemde oluşan kuşkulu olayları ve üzerinde şaibe taşıyan oluşumların açıklanması zordur.Devletin Kürtlere yönelik hazırlamış olduğu uzun dönemli senaryosunu ve aktörlerini tarih açığa çıkaracaktır. Bugünkü şartlarda, devletle kurulmuş olan işbirliğini ve engelleri aşarak, (Aslında Apo’nun açıklamalarında her şey açıkta belirtilmesine rağmen kurulan sistem sonucu herkes kendi çıkarları için sağır ve körleri oynamaktadır.), karanlık ilişkilerin resmi belgelerini açığa çıkarmaya ömrümüz yetmeyebilir. Ama gelecek kuşaklar bir gün bu karanlık ilişkilerin resmi belgelerini açığa çıkaracaklardır.Buna inancım tamdır. Bu söylediğim tarihe bir notdur.</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">  Ferit’in iyi bir dostu ve arkadaşı olan Dr. Adem’in özel ilgi ve katkısıyla Ferit’in mezarı yapıldı ve yine bu arkadaşın girişimi ile her yıl öldürüldüğü gün olan 22 Kasım tarihinde mezarı başında kalabalık bir akraba gurubu ile birlikte anılmaktadır.  </font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman">  Ferit Uzun’u saygıyla anıyorum.Onu hep kalbimizde yaşatacağız.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">İbrahim KÜREKEN  </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Bîr Dergisi (Sayı 7 havin) </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2007/09/07/ferit-uzun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kürt çıkmazı: PKK&#8221; (İbrahim Küreken)</title>
		<link>http://www.argun.org/2007/08/30/kurt-cikmazi-pkk/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2007/08/30/kurt-cikmazi-pkk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Aug 2007 13:13:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[1-Ferid UZUN]]></category>
		<category><![CDATA[Dı derheqê Ferid Uzun da]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim KÜREKEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/2007/08/30/kurt-cikmazi-pkk/</guid>
		<description><![CDATA[Toplumların tarihinde iç ve dış etkenlerden dolayı inişler-çıkışlar olmuştur.Bazı olaylar ve gelişmeler bilimsel öngörüyü aşarak tam tersine gelip toplumun sorunlarının önüne bir tıkaç gibi kanalları kapatır.Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulması teorik olarak ezilen toplumların ulusal kurtuluşuna katkı sağlaması gerekirken Kürtlerin ve Kürdistan&#8217;ın dört parçaya bölünmesine katkı sağlamıştır.Dörde parçalanmış Kürdistan&#8217;ın bu sömürge zincirini kırması mücadelesinin önünde de hep [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumların tarihinde iç ve dış etkenlerden dolayı inişler-çıkışlar olmuştur.Bazı olaylar ve gelişmeler bilimsel öngörüyü aşarak tam tersine gelip toplumun sorunlarının önüne bir tıkaç gibi kanalları kapatır.Sovyetler Birliği&#8217;nin kurulması teorik olarak ezilen toplumların ulusal kurtuluşuna katkı sağlaması gerekirken Kürtlerin ve Kürdistan&#8217;ın dört parçaya bölünmesine katkı sağlamıştır.<span id="more-20"></span>Dörde parçalanmış Kürdistan&#8217;ın bu sömürge zincirini kırması mücadelesinin önünde de hep engel olmuştur Sovyetler Birliği Ortadoğu&#8217;da sağlanmış olan statüko&#8217;nun uzun süre destekçisi olmuştur.Ne zaman ki Sovyetler Birliği yıkılmış, Kürdistan&#8217;ı sömürgeleştiren zincirlerden biri zayıflamış ve o noktadan kırılmıştır.Tüm bu süreçlerde Sovyetler Birliği&#8217;nin bu engelleyici etkisini kavramadığımız gibi,onlardan kopya ettiğimiz tekçi stalinist örgütlenme biçimi bugün dahi bize büyük sıkıntılar yaşatmaktadır.Yıllardır kendi içinde ve dışında muhalefet kabul etmeyen PKK ve Apo hareketi bunun tipik bir örneğidir. Kürt sorununu çıkmaza sokmuştur.</p>
<p>1975 yılında Apo ile yapılan bir görüşmede: “her Kürt aileden bir kişi ölmezse,biri cezaevine girmezse ve biri dağa çıkmazsa Kürt halkını örgütlemek mümkün olmaz.” Bu her ailenin partiye zorunlu bağlantısının büyük planıydı.Çocuğu çatışmada ölen veya partinin kendi içindeki infazları sonucu öldürülen gerillanın tüm ailesi ve devam eden çatışmalardan her an kendilerine gelebilecek kötü haberlerin sıkıntısını yaşayan aileler ve cezaevindeki çocuklarının her gün maruz kaldıkları işkenceler sonucu yaşamları ile ilgili duyulan derin kaygı bu kitleyi taraf yaparak partiye sıkı bir şekilde bağlamıştır.Bu bakımdan ölen,öldürülen,dağa çıkan,cezaevine giren her kişi Apo&#8217;nun diktatörlüğünün gerçekleşmesinde önemli aşama geliştirmektedir. Bu sonucun gelişmesinde devletin tutumu çok etkili olmuştur.<br />
PKK&#8217;nin her zaman övgüyle bahsettiği Siverek olaylarının çok ilginç bir başlangıcı ve gelişmesi vardır. 1970&#8242;li yıllarında gelişen Kürt siyasi hareketliliği halkın içinde büyük bir sempatiyle izleniyordu.Değişik bölgelerde farklı siyasi yapılar halkla bağlarını geliştirdikçe devletin kaygısı da artıyordu.Böyle bir dönemde Apo:”önce örgütlenmemizin önündeki siyasi gurupları ve kişileri ortadan kaldırmak gerekir” lafını tüm kadrolarına empoze etmeye başlar.Çok geçmeden Apo aldığı bir kararla infaz ekibini Siverek&#8217;e gönderir.Bölgede çok sevilen, etkin olan KAWA siyasi hareketinin lideri FERIT UZUN 22 Kasım 1978 günü saat 16.00 ya doğru kucağında 1.5 yaşında kızı Yekbun olduğu halde vurulur.Arkasından Ferit&#8217;i Bölgenin en etkin feodallerden Bucak ailesinin vurduğu propagandası yapılarak kitleyi Bucaklara karşı gelişecek kavgaya hazırlamanın senaryosu uygulanır.PKK itirafçısı Hasan Hüseyin Karakuş mahkemedeki açıklamasında Ferit Uzun dışında başka siyasi liderlerinin de öldürülme kararının olduğunu ama Siverek&#8217;te bunu başaramadıklarını belirtmiştir.Ferit Uzun&#8217;un hesabının sorulamamış olması sonraki katliamlara davetiye çıkarmıştır. Siverek&#8217;te başlayan çatışmanın daha uzun devam etmesi ve yıkımın daha kalıcı olması için bilinmeyen (aslında bilinen) bir gücün sürekli taraf değiştirdiği,çatışan güçleri dengelediği, olayları izleyenler ve Bucak ailesinin o dönemde reisi olan Hakkı Bucak tarafından ve ayrıca orada görev yapan subaylar tarafından birkaç yerde itiraf edilmiştir. Siverek çatışması senaryo gereği PKK&#8217;yi geliştirmiş ama Siverek ve çevresini her bakımdan on yıllarca geriye çekmiştir. PKK dışındaki diğer siyasi yapılar birbirlerine rakip olmalarına rağmen günlük anlaşmazlıkların dışında birbirlerini fiziki imha planları olmamıştır.Ancak PKK&#8217;nin diğer tüm siyasi yapıları ortadan kaldırmak için planları olmuştur.Bu da PKK&#8217;nin tüm diğer siyasi yapılardan farklı olduğunun göstergesidir.Kürt çözümü işgal altındadır<br />
Bugün bir tarafta devletin tüm inkarcı ve engeleyici yasaları diğer taraftan PKK&#8217;nin teslimiyetçi-işbirlikçi politikası Kürt sorunun çözüm kanallarını işgal etmiştir.Bütün çalışma alanları işgal altındadır.Basın yayın işgal altındadır.Sivil örgütler işgal altındadır.Şehirler işgal altındadır.Kırsal bölgeler işgal altındadır.Temsillikler işgal altındadır.Duygular işgal altındadır.Ticaret işgal altındadır.Iş alanları işgal altındadır.Kadınlar işgal altındadır.Çocuklar işgal altındadır.Siyasi kişilikler işgal altındadır.Sevgi işgal altındadır.Yaşam işgal altındadır.SIYASET işgal altındadır.VE BU IŞGAL KURUMLARI SADECE VE SADECE Apo&#8217;nun PSIKOLOJIK SAPMALARINA hizmet etmektedir.Ve bu manzara 1970&#8242;li yıllarında hazırlanmış senaryonun sonucudur.Yıllardır süreçle ilgili kuşku ve endişeleri olan yurtseverlerin sesi tehditlerle,haksız suçlamalarla kesilmişti.Ellerindeki bütün silahları yurtseverlere karşı kullanan Apo&#8217;nun maskesi düşmüştür.<br />
PKK&#8217;nin 1984 yıllında “ Bağımsız Birleşik Kürdistan ”şiarıyla başlattığı silahlı mücadele binlerce gencin katılmasını sağlamış ve yüzbinlerce taraftar toplamıştır.Daha ilk gününde kafasında Kürdistan endişesi olmayan Apo, zamanla kafasındaki veya başkalarınca ona dikte edilen planları sinsice uygulamaya sokmuş,Kürt halkının mücadeleye katılan bu değerli evlatlarının heba olmasını,ölmesini,öldürülmesini sağlamak için uygulamalar başlatmıştır.Yetişen her önemli kadro bir şekilde yok edilmiştir.Yaşayan her kadronun,militan ve sempatizanın milli ruhunu yok etmek için inanılmaz yöntemler uygulamıştır.Kişilikleri silinmiş onlara kulluk aşısı yapılmıştır.Selim Çürükkaya&#8217;nın yaşadıkları,gördükleri ve yazdığı “ Apo&#8217;nun Ayetleri ”nde anlatıkları bunların sadece küçük bir parçasıdır.<br />
Kitlede sağlam bir ruh hali kalmamıştır.Güven kalmamıştır.Inanç kalmamıştır.Hiçbir siyasi talebi olmayan birkaç bin gerilla çaresizce her sabah Apo&#8217;ya bağlılık yemini edip çok bozuk bir ruh haliyle ölüme ve öldürmeye koşmaktadır.Taleplerinde ne Kürt vardır ne de Kürdistan.” Biji serok Apo ” ve Apo&#8217;nun “ tecritten ”kurtulmasının dışında başka bir talep yoktur.Dünyanın hiçbir yerinde buna benzer bir örnek yoktur.Tüm bunların yanında asıl düşündürücü olanı kendisine aydın deyip bazı kariyerist ve çıkar beklentileri karşılığında devrimci ve milli kişiliklerini bırakmalarıdır.Bazıları sırf zaman zaman televizyonda görülsünler diye sanatını,kişiliğini,duygularını,milletine olan sorumluluğunu bir tarafa fırlatmışlardır.Bazıları,hatta içlerinde geçmişte toplumun saygısını kazanmış kişilerinde bulunduğu aydınlarımız sırf bir gazetede yöneticilik,partide medyatik bir görev alsınlar diye kişiliklerini Apo&#8217;nun planlarına esir etmişlerdir.Saymakla bitmez.Apo&#8217;nun emri ile sakalları kesilenler,boşananlar,el etek öpenler,belediyelerde bir işe girmeyi veya elindeki işi kaybetme korkusu yaşayanlar,ihale alanlar ve bekleyenler,aldığı maaşı kaybetme korkusu yaşayanlar, Apo&#8217;nun memurları ve kölelikten başka bir şey yapacak yetenekleri olmayanlar,Apo&#8217;nun hoşuna gitsin diye kişilik değiştirmeden önceki kendi arkadaşları ve Apo&#8217;nun muhaliflerine en ağıza alınmadık lafları hiç sıkılmadan sarf edenler. Kişiliksizleştirilen kişiler .Bağımsızlıkçı taleplerden, ne olduğu daha hiç kimse tarafından anlaşılamayan demokratik konfederalizm saçmalaması sürecine kadar yapılmış belirlemelere karşı düşünme ve tartışma ihtiyacı ve cesareti gösteremeyenler,tek görevleri dikte edileni kabul etmek olan bu “aydın”larımıza acımamak mümkün degildir.Yıllarca yan yana çalıştığı arkadaşının katledilmesine sessiz kalan,cenazesine gidemeyen bu “aydın”lardan ne beklenebilir.</p>
<p>PKK&#8217;de herkes birbirlerinin potansiyel katilidir<br />
Bugün PKK&#8217;de herkes birbirlerinin potansiyel katilidir.Kimin ne zaman hangi arkadaşı tarafından ispiyonlanacağı ve infaz edileceği belli değildir.Kime ne zaman nerede sıra geleceği düşüncesi her kadroyu şüpheciliğe ispiyonculuğa sevk etmektedir.Apo&#8217;ya karşı şüpheye düştüğü veya tehlikeli görüldüğü için öldürülenlerin katlinde dönemin tüm kadrolarının katkısı ve etkisi olmuştur.Bugüne kadar öldürülmüş olanların hesabını sormayı akıl edemeyenlerin veya cesaret göstermeyenlerin bu ölümlerde payı inkar edilemez..Öyle iğrenç bir yöntem uygulanmış ki öldürülen kadroların kanına, sonradan öldürülecek kadroların eli bulaştırılmıştır.Katliamlara sessiz kalmış olanlar infaz kararı veren ve infaz edenler kadar suçludur.Apo uydurma gerekçelerle infaz kararlarını uygulamaya sokarken sessiz kalan M.Can Yüce(Apo&#8217;nun ölüm korkusundan devlete teslim olmasına karşı çıkmasını saygıyla karşılıyorum) ve diğer kalemşörler yıllarca partiyi ve Kürt halkının meşru demokratik ve milli taleplerini geriye iterek Apo&#8217;nun tanrı olduğunu savunmuştur..Apo&#8217;nun özgürlüğü halkın özgürlüğü yapılmış,Apo&#8217;nun sağlığı halkın sağlığı yapılmış,onun istek ve arzuları,sapıklıkları bütün geleneksel değerleri çiğnerken onun önemi hak taleplerinin önüne çıkarılmıştır.Bütün yeteneklerini Apo&#8217;yu tanrılaştırmak için sergileyen bu insanlar yarattıkları tanrı ile ilgili kuşkuya düştüler ve onun canını kurtarmak için Kürt halkının bütün değerlerini, yaşamına karşılık satışa çıkardığını yazmaya başladılar.Sadece Apo&#8217;yu suçlayarak kendilerini temize çıkarmaya çalıştılar.Aslında her şeyin normal gittiğini 1999 Şubat itibarı ile Apo&#8217;nun “tesliminden” sonra değiştiğini söylerken insanları kandırarak,geçmişte kendilerinin doğruyu temsil ettiklerini anlatmaya çalışıyorlar.Bu beylere kim inanır?Hiç kimse. Apo bugün ne idiyse dün de oydu.Sürecin doğru tahlili yapılmadan hastalığa doğru reçete yazamazsınız.1999 Şubat öncesine doğru, sonrasına yanlış demek mantıklı değildir.1999 Şubat&#8217;ına yol açan nedenlerin geçmişi vardır ve bunu doğru tespit etmek gerekir.Bütün iyi niyetinizle bir sürece girmiş olabilirsiniz.Bütün iyi niyetinizle süreci doğru yöne çekmeye çalışmış olabilirsiniz ama 1999 Şubat öncesi en basit olarak yetişmiş yüzlerce kadronun katledilmesine bir bahane bulamazsınız.Binlerce kadronun itirafçılığa itilmesini normal olarak izah edemezsiniz.On binlerce koruyucunun yaratılmasını normal bir savaşın sonucu olarak anlatamazsınız.Köylere baskın yapıp sivil çoluk-çocuk katledip, savaştığınız güçlerin sizin adınıza yaptıkları ayni benzer katliamların sorumluluğunu üzerinizden atamazsınız.Oturun geçmişin muhasebesini doğru yapın ve bunu açık yüreklilikle kitleye anlatın.Çünkü bu çok çok önemlidir.Önemlidir;çünkü PKK&#8217;nin içinde her şeye rağmen kürdi duygularını koruyan kalmışsa bu insanların önünde tarihi bir görev durmaktadır. Bu insanlar Kanıyla canıyla yarattığı bu milli potansiyelin Kürde karşı kullanılmasını engellemelidir</p>
<p>Gerilla ilerici,devrimci ve milli özelliğini kaybetmiştir .<br />
Gazeteci –Yazar Oral Çalışlar&#8217;ın yazdığına göre: 6 Agustos tarihli Özgür Gündem gazetesinde APO:”ABD bizi kullanmak istiyor.Halbuki bizi Türkiye kullanabilir.Biz Türkiye&#8217;nin kullanımına açığız.” diyor. Be mübarek Türkiye&#8217;nin seni kullandığını bütün dünya zaten biliyor.Senin sayende savaş varmış gibi gösterip her iki silahlı kuvvetin tekrar başrol oynamasını sağlamaya çalışıyor.Özellikle Kürt kökenli gençleri senin silahlı kuvvetlerinin önüne çıkarıp her iki taraftan Kürdün heder olmasını ve kan davasının oluşmasını sağlamaya çalışıyor.Avrupa Birliği sürecini seninle etkisiz kılmaya çalışıyor.Siyaset alanını seninle işgal ederek başka olası bir düşüncenin gelişmesini engelliyor.Saymakla bitmez.<br />
Ortadoğu&#8217;da devam eden karışıklıkta, hazır ve pusulası bozulmuş silahlı bir gücü herkes kullanmak isteyecektir.Pazara malını çıkarmışsan alıcılar ilgilenirler.Her kesimin bu pusulası bozulmuş silahlı gücü kendi emellerince çok ucuza kullanma hesabı olabilir.Ideolojisi silinmiş,varolma amacı anlamsızlaştırılmış böyle bir güç herkese gereklidir. En büyük handikaplarımızdan biri de budur.Apoyu ve gücünü yaşatmak isteyen başta T.C.Devleti olmak üzere geniş bir kullanıcı kesim vardır.Ve bu kesimlerin bir kısmı gerillayı Kürt halkının doğru mücadelesinin karşısında kullanmaktadır.</p>
<p>Sonuç<br />
Apo,PKK ve bunların gölgesinde politika yapan “aydınlar” ve T.C.Devletinin yasaları,kurumları ittifak halindeler.Bunlar Kürt Sorunun çözümünün önünde engeldirler.Bu ittifak güçleri sorunun uluslar arası alanda ehli ve gerçek temsilcilerinin yer almasına engeller.Bu güçler Kürt halkının doğru alanlarda örgütlenmesine engeldirler.Bu güçler Kürt halkının doğru taleplerinin iç ve dış kamuoyuna yansıtılmasına engeldirler.Bu sebeplerden Apo ve Apoculuk aşılmalıdır.Gerillanın devrimci ve milli vasfı yok edilmiştir.Sadece bir adamın çıkarına çalışan silahlı bir gücün hangi tanıma girdiği bellidir.Halkımızın çocuklarına sahip çıkması gerekir.PKK&#8217;nin son dönemde hazırladığı söylenen 250 kişilik ölüm listesindekilerin infazında, ortalığın karışmasında fayda bekleyen başka “ortak” güçler de rol alabilir.Çünkü her iki gücün ortak hedefi gerçek Kürt aydınlarını yok etmektir,halkı ve bir bütün olarak tüm kesimleri susturmak,sindirmektir.Her kesimden yurtseverin dikkatleri buna yöneltmesi gerekir.Korkunun ecele faydası yoktur.Korkarak,susarak,sinerek bu katliamları durdurmak mümkün olmaz.Hikmet Fidan&#8217;ın öldürülmesini kınamak bu bakımdan çok önemlidir.<br />
Saygılarımla&#8221;</p>
<p>Kürt çıkmazı: PKK<br />
Kaynak: İbrahim Küreken, Ferit Uzun’u Anarken, Kurdinfo.com, Platform<br />
8 Ağustos 2005</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2007/08/30/kurt-cikmazi-pkk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ferit Uzun&#8217;u Anarken&#8221; (İbrahim Küreken)</title>
		<link>http://www.argun.org/2007/08/30/ferit-uzunu-anarken/</link>
		<comments>http://www.argun.org/2007/08/30/ferit-uzunu-anarken/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Aug 2007 13:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>argun</dc:creator>
				<category><![CDATA[1-Ferid UZUN]]></category>
		<category><![CDATA[4-Nivîskar]]></category>
		<category><![CDATA[Dı derheqê Ferid Uzun da]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim KÜREKEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.argun.org/2007/08/30/ferit-uzunu-anarken/</guid>
		<description><![CDATA[Bilindiği gibi Ferit Uzun 22 Kasım 1978 tarihinde Abdullah Öcalan&#8217;ın talimatıyla PKK tetikçisi Emin Dal tarafından Siverek&#8217;te,kucağında küçük kızı olduğu halde vurularak öldürüldü.O saat itibariyle Ferit&#8217;in Bucak aşireti tarafından öldürüldüğü propagandası yapıldı.Kafalar karışmıştı.Yoğun propagandayı duyan M.Celal Bucak gönderdiği haberlerle olayın sorumlusu olmadığını,olayın kendisine karşı da bir komplo olduğunu bildiriyordu.Ferit&#8217;in öldürülmesinden önce, Siverek&#8217;te daha da açıklığa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği gibi Ferit Uzun 22 Kasım 1978 tarihinde Abdullah Öcalan&#8217;ın talimatıyla PKK tetikçisi Emin Dal tarafından Siverek&#8217;te,kucağında küçük kızı olduğu halde vurularak öldürüldü.O saat itibariyle Ferit&#8217;in Bucak aşireti tarafından öldürüldüğü propagandası yapıldı.Kafalar karışmıştı.Yoğun propagandayı duyan M.Celal Bucak gönderdiği haberlerle olayın sorumlusu olmadığını,olayın kendisine karşı da bir komplo olduğunu bildiriyordu.Ferit&#8217;in öldürülmesinden önce, Siverek&#8217;te daha da açıklığa kavuşturulmamış soygunlar, talan olayları, adam öldürülmeler, kaynağı belirsiz yoğun silah atışları Kenan Evren&#8217;in Türkiye&#8217;yi 12 Eylül&#8217;e hazırlığına benzer bir şekilde Siverek&#8217;i büyük olaylara hazırlamaktaydı.Bu olayların kaynağının Bucaklar olduğuyla ilgili yoğun bir propaganda devam ediyordu.Ferit&#8217;in öldürülmesi hazırlığın son<span id="more-19"></span> halkasıydı.Hazırlanmış senaryonun farkında olmayan KAWA kitlesi intikam için kendi yönetimine büyük bir baskı yapmakta idi.Bu büyük baskıya dayanamayan yönetim kafasında daha netleşmemiş bir çok soru olmasına rağmen M.Celal Bucak&#8217;ı öldürmeye bir kaç kişi görevlendirdi.Ancak olayda PKK parmak izlerinin olduğuyla ilgili bazı duyumların çoğalması görevlendirilenlerin geriye çağırılmasını gerektirdi.Sağdan soldan olayın PKK tarafından yapıldığı sesleri artmaktaydı.Ceylanpınar&#8217;da PKK çevresinin olayı gayri resmi üslenmeleri,kafaları daha çok karıştırıyordu.Bu gel-gitler içerisinde Siverek&#8217;te derin devletin kontrol ettiği PKK-BUCAK çatışması başladı.<br />
Siverek çatışmasının başlamasıyla bir çok siyasetin taraftar kitlesi silahın cazibesine kapılarak çatışmada PKK&#8217;den taraf tavır koydu.Hilvan&#8217;dan sonra Siverek&#8217;te de PKK ismi ve propagandası etkili olmuştu. Artık kitle sadece PKK yöneticilerinin etkisinde idi.Benzer oyun Batman&#8217;da ve daha bir çok yerlerde sahneye konuluyordu.Hilvan&#8217;da Sıdkı Paydaş,Mardin Derik&#8217;te Zülfü Türk bu senaryo gereği öldürülmüşlerdi. Tüm bu gizli senaryolar ilk önce örgütünden kaçan merkez komitesi elemanı Semir kod Çetin Güngör&#8217;ün kaçtığı Avrupa&#8217;da yaptığı açıklama ile aralandı.Çetin Güngör şöyle anlatmıştı: ”Önce hem siyaset adamı ve hem de Siverek&#8217;te belli bir saygınlığı olan Ferit Uzun öldürüldü.Cinayet, çok kişinin kolayca inanabileceği gibi Mehmet Celal Bucak&#8217;ın üzerine atıldı.Ardından cenazeye sahipçıkıldı ve intikam yeminleri edildi. Uzun&#8217;lar ailesi ve yurtsever Siverek halkı, mensubu bulunduğu siyasetten (Dengê Kawa,dan) Bucak&#8217;a saldırı yapılmadığını görünce, istemeyerekte olsa PKK&#8217;nin doğal müttefikleri haline geldiler.Provakasyon harekatının ilk adımı böylece başarılı olmuş, PKK bir taş ile iki kuş birden vurmuştu. Hem kendisi için siyasi bir tehlike oluşturan Ferit Uzun&#8217;u imha etmiş,hem de bu ölüm olayını kitlelerin desteğini kazanma ve Bucak&#8217;a saldırmada malzeme olarak kullanmıştır. Bucak&#8217;larla çatışmaların ikinci ayından sonra Siverek yöresine gelip PKK&#8217;nin askeri faaliyetlerini organize eden Fehmi Hoca (Fehmi Yılmaz) isimli şahıs yakalandıktan sonra resmi MİT ajanı çıkmıştır.”<br />
Daha sonra yine ayni davadan Diyarbakır&#8217;da yargılanan Hasan Hüseyin Karakuş&#8217;da verdiği ifadede PKK merkez komitesi tarafından Ferit Uzun&#8217;un öldürülme kararı alınmış olduğu belirtilerek devamla ayni Semir&#8217;in anlattığı gibi bu cinayeti kullanarak Siverek&#8217;te olayların boyutlanması planlanmıştır.Yine gerek Diyarbakır cezaevinde gerekse gözaltında iken karşılaştığım PKK mensubu kişiler bizzat bana Ferit Uzun&#8217;un PKK tarafından öldürüldüğünü itiraf etmişlerdir.Bunlardan ilginç olan birini anlatmakta yarar görüyorum:PKK&#8217;nin eyalet sorumlusu iken devlete teslim olmuş Gözlüklü Adil kod Hidayet Bozyiğit Diyarbakır işkencehanelerinde görevli devlet memurları ile birlikte bana yoğun işkence yaparlarken “Ferit&#8217;in PKK&#8217;liler tarafından öldürüldüğünü neden sakladınız?”diye hesap sorduktan sonra kararın merkez komitesi tarafından alındığını açıkça söyledi.Ayrıca olayda o zaman Siverek&#8217;te görevli komitenin de eylemde rol aldıklarını belirtmişti.<br />
Ferit Uzun&#8217;la beraberliğimizin ilk başlangıcı 1974 yıllındaki DDKO sanıklarını Diyarbakır&#8217;da ziyaretimle başlar.Yeğeni Paşa Uzun&#8217;la birlikte cezaevindeki devrimci-yurtseverleri ziyarete gitmiştik.Her birimiz bir kişiyi çağırmak zorunda idik.O Ferit&#8217;i, ben İbrahim Güçlüyü çağırtmıştım.Cezaevinden çıktıktan sonra öldürülünceye kadar yakın beraberliğimiz sürdü.Benden büyük olduğu için abi diyordum.Bir gün düz hitap etmem gerektiğini beraber kararlaştırdık ve artık adıyla hitap etmeye başladım.Ferit hayatımda artık hiç bir zaman rastlayamayacağım bir kişilikti.</p>
<p>Ferit Uzun&#8217;u Anarken<br />
Kaynak: İbrahim Küreken<br />
Kurdinfo.com<br />
Platform<br />
27. 11. 2005</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.argun.org/2007/08/30/ferit-uzunu-anarken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
