‘Yol Haritası‘ egzersizleri

Haziran 28, 2009 by bahoz  
Filed under 4-Nivîskar, Günay Aslan

gunayaslanTürkiye hassas bir süreçten geçiyor. Yıllardır devam eden ‚yönetememe‘ krizi giderek derinleşiyor. Kemalist elitin ‚militarist modeli‘ her geçen gün biraz daha çöküyor.

Sistem pul pul dökülüyor. Bu ülkenin yapısal sorunlarına artık ‘radikal’ bir çözüm gerekiyor. Fakat bunu yapacak siyasi bir irade de ortada görünmüyor.

AKP oportünistce davranıyor. AKP durumu idare etmeye, fincancı katırlarını ürkütmeden işini yürütmeye; rantını büyütmeye çalışıyor.

Öte yandan Türkiye’nin militarist sistemini çöküşe götürenin çeyrek asırlık PKK direnişi olduğu da biliniyor. Kürt halkının haklı kavgası sistemi hayatın her alanında iflasa sürüklemiş bulunuyor.

Türkiye’ye artık ‘zamanın ruhuna uygun’ yeni bir model gerekiyor. Gündemdeki tartışmalar da özünde bu ihtiyaçtan doğuyor. Irka ve baskıya dayalı ‘model’lerin çözüm olmayacağı gerçeği az-çok anlaşılmış bulunuyor. Buna karşın eşitliğe, özgürlüğe ve hukukun üstünlüğüne dayanan yeni bir sistem talebi giderek yükseliyor.

İç ve dış konjöktür Türkiye’yi farklı toplumsal kesimleriyle uzlaşmaya, onların ortak iradeleri, katılım ve destekleriyle evrensel değerler temelinde ortak bir gelecek kurmaya zorluyor. ‘Yeni Anayasa’ tartışmaları da gücünü daha çok buradan alıyor.

Kısacası; Türkiye geri dönüşü olmayan bir yola girmiş bulunuyor. Bu ülke düşe kalka burjuva anlamda ‘demokratik hukuk devleti’ olma yolunda ilerliyor. Türkiye’yi girdiği bu yoldan ancak şiddetli bölgesel bir savaş veya 12 Eylül benzeri askeri bir darbe çevirebilir.

Bu koşullarda ikisi de pek mümkün görünmüyor. Gerçi Afganistan’dan Lübnan’a uzanan hatta çatışmalar devam ediyor ancak, aynı zamanda bu bölgelerde uzlaşma arayışları da güçleniyor.

Buralarda yakın gelecekte yeni dengeler kurulacağa benziyor. Askeri darbe içinse Amerika’nın desteği gerekiyor. Amerika bu kez destek vermiyor. Vermediği gibi darbecilerin yargılanmasını istiyor. Ordu iç ve dış muhalafete rağmen darbe yapmak istemiyor. Bu kez hepten kaybetmekten korkuyor.

Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu hassas bu süreçte PKK de yeni bir ‘yol haritası’ hazırlıyor. PKK ve lideri Öcalan, Cumhurbaşkanı Gül’ün de itiraf ettiği gibi ‘Türkiye’nin en önemli sorunu’ olan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için yeni bir fırsat sunuyor.

Ne var ki bu ‘fırsat’ Kürt sorununu kullarak ülke siyaseti üzerinde tekel kuran ordunun etkinliğini yitirmesine yol açacağından değerlendirilmek istenmiyor. Daha doğrusu ordu ayrıcaklıklarını yitirmek istemediği için süreci engellemeye çalışıyor.

Direniyor ancak direndikçe de batıyor. Hayatın akışını tersine çevirmeye çalışıyor ve böylece kendisiyle birlikte ülkesini de çöküşe sürüklüyor. Bu koşullarda birçok insan haklı olarak ‘çözüm olmaz’ diyor. ‘Türk devleti Kürtlerle uzlaşmaya yanaşmaz’ ya da ‘ordu savaştan vazgeçmez’ diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Bu ‘trend’den benim payıma da ‘iyimser’ olduğum eleştirileri düşüyor. Düşsün, zararı yok. Fakat nesnel sürece baktığımda kısa vade de bazı sorunlar yaşansa da, Kürtlerin hep birlikte sağlam bir duruş sergilemeleri halinde Türk devletinin daha fazla dayanacağını sanmıyorum.

Zap direnişiyle ağır darbe alan ordunun direncinin de çok geçmeden kırılacağını düşünüyorum.

Ayrıca PKK’nin Kürt halkının direngen yapısının sağladığı özgüvenle attığı barışçıl adımları da önemsiyor ve destekliyorum. Bunun Kürtlere içeride ve dışarıda ‘ek kazançlar’ sağladığına da inanıyorum.

Bu nedenle ‘eylemsizlik’ kararının devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kürt siyaseti barış seçeneğini öne çıkararak birşey kaybetmiyor. Aksine çok şey kazanıyor. Sebebi ve niyeti ne olursa olsun Amerika’nın Türkiye ile PKK arasında ‘arabulucu’ olmayı dillendirmesi bile başlı başına bir kazanım anlamına geliyor.

Kürt hareketinin boynuna haksız yere ‘terörizm’ yaftasını asanlar bugün onu çıkarmak zorunda kalıyor.

Anladığım kadarıyla PKK barışçıl adımlarıyla hem ele geçirdiği psikolojik üstünlüğü yitirmek istemiyor hem de süreci derinleştirerek çözümün yolunu açmaya çalışıyor.‘Yol haritası’nı da bu amaçla hazırlıyor.

Tabii ki Türk devleti ötekiler gibi bunu da kaale almayabilir. Ordu yeniden savaşı da dayatabilir. Bunlar olabilir. PKK’nin de bunları gördüğünü ve savaşa dönük önlemlerini de aldığını sözcülerin açıklamalarından biliyoruz zaten.

Dolayısıyla; ‘Türkler bizi kandırıyor, çözüm olmaz, bırakın bunları’ demek işe yaramıyor. Kaldı ki ‘Türkleri akıllı, Kürtleri aptal ‘ gören kompleksli bakış açısından da kurtulmak gerekiyor. Hem, ‘Türklerin’ ne kadar akıllı oldukları ‘son Türk devletini’ içine düşürdükleri durumdan belli oluyor!

Son olarak; ‘yol haritası’nın Türkiye’nin çoğulcu yapısından yola çıkarak farklı ulusal ve kültürel dinamiklerin hak ve özgürlüklerini genişletmeyi, toplum devlet ilişkisini demokrasi ve özgürlükler temelinde düzenlemeyi, devleti preferiye kaydırarak küçültmeyi ve eşit vatandaşlık bilincini geliştirmeyi’ esas alması gerektiğini düşünüyorum…

Günay Aslan
gunayaslan@hotmail.de

Şirove

Yorumlarınızı aktarırken lütfen kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmaya itina gösterin. Seviyeli, nitelikli, görüş ve eleştirilerinizi memnuniyetle yayınlayacağımızı, ancak eleştiri sınırlarını zorlayan, kişilik haklarını çiğneyen, hakaret içerikli, seviyesiz yorum ve yazıların yayınlanmayacağı bilinmelidir