İnkarın inkarı…Dr.Işık İŞCANLI

Haziran 23, 2009 by argun  
Filed under 4-Nivîskar, Işık İşcanlı, Manset

dirilisUzun süreden beridir bu titel altında bir yazı yazmak istiyordum. Ancak Türkiye’de çok hızla gelişen ve değişen gündem bu konuda yazmama bir engeldi. Türkiye’deki değişimin hızlılığı ve gündemi, aynı zamanda biz Kürtler için çok çekici ve cazip olduğundan, bu konuyu hep düşünmeme rağmen yazamadım. Oysa bu, bizler için, Türkiye’de gündem ne olursa olsun, önemi olan ve içinden geçtiğimiz bu süreçte aynı zamanda elzem olan bir konu.

Böylesine bir konun işlenmesi, aslında bir köşe yazısına sığdırılamayacak kadar geniş ve bir köşe yazısında anlatılması imkansız gibi olsa da, bir ihtiyaç. Bir ihtiyaç, çünkü ulusal birliğe ve ulusal sorunumuzun asgari ölçülerde olsa da çözümüne en yakın olduğumuz ama aynı zamanda en uzak olduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Üç hafta önce ulusal sorunumuzun çözüm sürecinde iyi niyetin oluştuğu bir atmosferden, birden bire TSK Genelkurmay Başkanı’nın Amerika’da yaptığı bir açıklaması, “arar, bulur ve yokederiz” söylemi ile yine 10 yıl hatta 80 yıl öncesine geri dönüş yaşandı.

TC cumhurbaşkanının yaptığı, Türkiye’nin en büyük sorunu “Kürt sorunudur” ve “acilen çözülmesi gerekir” açıklamasının ardından, gündeme TSK çıkışlı bir belge (!) oturdu.

Gündeme gelmesi gereken spontan bir gelişim miydi, yoksa suni yaratılmış bir sorun muydu? Henüz bilmiyoruz… Bunun bilinmesini, bu belgenin ‘sahte mi, doğru mu’, ‘Genelkurmayın bilgisi ve emri dahilinde miydi, değil miydi’ tartışmasının sonucunu zamana bırakmak en doğrusu olmakla birlikte, yaşananlar ve tartışmalar yeni bir ‘Dolmabahçe anlaşması’ olasılığını güçlendiriyor. Son aşaması da TSK Genelkurmay Başkanı istifa etmeli mi etmemeli mi? Böyle bir sürece evrileceği izlenimi var.

Bu belgenin Genelkurmay Başkanın istifası aşamasına gelmesi, hiç kuşkusuz Türkiye’de olmayan demokrasinin gelişmesi açısından çok önemli… Türkiye’de bu gelişim ve değişimler olurken biz Kürtler ne yapmalıyız?..

DTP’nin Amed’de yaptığı ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne küskün ve kırgın birçok Kürdün katılımını sağladığı toplantı kuşkusuz çok önemli… ve çok önemli ilk adım… Yeterli mi sorusunu sormalıyız.
Hayır… yeterli değil…

Göründüğü kadarı ile Kürtlerin hem Kürdistan’da hem Türkiye ve Avrupa’da poltiklesmiş inanılmayacak kadar büyük bir potansiyeli var. Bu potansiyel gücün BİRLİĞE ve EYLEME dönüşmemesi düşündürücü değil mi?
BU ULUSAL POTANSİYEL BİRLİĞE DÖNÜŞMEDİĞİ SÜRECE, EYLEME DE DÖNÜŞMEYECEKTİR. Dönüşse bile, birliğin olmadığı bir eylem, parçalı ve her an MANİPÜLASYONA açık olup Kürtler aleyhine kullanılmaya müsaittir. Tarihimizde örnekleri çoktur. Tarihimizi tekerrür ettirmemek için de yeterince gücümüz ve ulusal bilince ulaşmış bir kitlemiz var.

Tarihsel hafızamız zayıf ya da yoktur diyenler var… Bu doğru değil. Kürtlerin tarihsel hafızası güçlü olmasaydı, “kart kurt”tan bir ordu oluşturamazlardı…

Kürtler’in ulusal bilinçleri zirvededir… Yok diyenler var… hala Türk olduğuna inanan Kürtler olmasına rağmen, Kürtler bugün Türkiye’nin gündemini belirliyor… Yarın da belirleyecek… Tersini düşünenlerin doğanın vergisi olan akıldan yoksun olduklarını düşünmek yanlış değildir.

Kürtler de dünyanın diğer halkları gibi özgür ve onlarla eşit şartlarda yaşamak istiyor. Bunun için de 25 yıldır mücadele ediyorlar. En yoksul halk olmalarına rağmen 25 yıllık bir mücadeleyi finanse edecek halk gücüne sahipler. Ve anlamayanlara bir uyarı… Artık Kürtler bulundukları noktadan geriye dönemezler… Buna halkın verdiği bedeller engel olur…

Ama… Kürtler neden bütün güçlerini birleştiremiyor… Kürt Özgürlük Hareketi’nin önderlerinin dediği gibi silahlı mücadele miadını doldurdu…

Şimdi, Kürtlerin entellektüel güçlerini birleştirmenin sırası…
Bunun olamamasının nedenlerinden biri Kürt Özgürlük Hareketi’nin, (doğası gereği) silahlı, militer yapılanmasıdır…

En önemli ve belirleyici neden de, Kürtlerin 85 yıllık İNKARININ, bizzat Kürtler tarafından İÇSELLEŞTİRİLMESİDİR…

Kendi içimize dönüp bakabilme cesaretini gösterebilmeliyiz. Kendimizi sorgulamalıyız. İnkarın bizde yarattığı bilinçaltı tahribatları bilinçüstüne çıkarmalıyız.Bunu becerebilirsek hem kendimizi hem en önemli değerlerimizi nasıl inkar ettiğimizi, yok saydığımızı farkedebilir, potansiyelimizi birleştirmenin ilk adımını atabiliriz…
İNKARIN İNKARINI SORGULAMALIYIZ…

Dr.Işık İŞCANLI

Şirove

One Response to “İnkarın inkarı…Dr.Işık İŞCANLI”

  1. tiroj on Haziran 25th, 2009 01:11

    evet “inkarın inkarını sorgulamalıyız” söyleminiz oldukça belirleyici..bu konu hakkında geniş bir yazı bile kaleme alınabilinir.kürt militer yapılanmanın acilen bunu sorgulaması lazım.kapsayıcılık ve kucaklama o zaman mümkün olacaktır… çok klasik ama belirleyici olan içimizdeki ötekileştirme ancak o zaman ortadan kaldırılabilinir.agari müşterekleri dışarda ararken içimizdeki ortak paydayı görmezden gelip yok saymak ve sahip olunan tarihsel değerlerde taviz vermek jenosid dir.

Yorumlarınızı aktarırken lütfen kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmaya itina gösterin. Seviyeli, nitelikli, görüş ve eleştirilerinizi memnuniyetle yayınlayacağımızı, ancak eleştiri sınırlarını zorlayan, kişilik haklarını çiğneyen, hakaret içerikli, seviyesiz yorum ve yazıların yayınlanmayacağı bilinmelidir