Evdal´e Zeynik
Mayıs 1, 2009 by brahim
Filed under 4-Nivîskar, Günay Aslan
Hayatın ezdiği ve canından bezdirdiği duygularımın yeniden canlanmasında dengbejlerin önemli katkıları oldu.
Hayatın arka odalarından birinde yıllarca inzivaya çekilmiş olarak yaşayan (!) duygularım onların insan ruhunun derinliğine nüfuz eden hayat ve aşk dolu haykırışları sayesinde canlandı.
Yaşama tutkumu yeniden elde etmeyi ve yeniden sevebilme gücünü gösterebilmeyi onlara borçluyum.
Yaşama tutkusuyla, aşkla ve insana dair bütün iyi, güzel ve onurlu duygularla dolup taşmış olan her dengbej benim için hayatın acımasızlığı karşısında sığınabileceğim güvenli bir limandır…
Dengbej; kendinden başka gidecek bir yeri olmayan Günay kulunuzun biricik sığınağıdır.
Yüreğimin evi, duygularımın dilidir…
Kimilerine göre bir anlatıcıdır dengbej; Masalcı, söz ustası, ses sanatçısıdır.
Benim içinse bunlardan ötedir; bir hayat bilgesi, kutlu bir kişidir…
İnsan ruhunun derinliklerindeki güzellikleri çekip çıkaran, anlattığı sevda ve kavga öyküleriyle hayata anlam katan ve yüce gönüllü gönül işçisidir dengbej.
Tabii dengbej deyince aklınıza hemen ‘hayat terapisi’ yapması gereken ruhsuz ve köksüz kimseler gelmesin.
Müzik dünyasına doluşmuş,toplumun geçmişinden, ortak değerlerinden, aşkın gücünden ve kahramanlık menkıbelerinden bihaber, seslerine yüreklerinden ve bilgilerinden çok güvenen ve her adımda ‘alçak gönüllülük’ dersi alması gereken taklitçi yeni yetmelerden söz etmiyorum.
Böylelerine dengbej denilmesine karşıyım zira, bu dengbejlik makamına hakaret anlamına gelecektir. Bu makamın piyasanın yozlaştırıcı etkisine karşı korunması, gerçek manada dengbejin bir moral değer olarak ele alınması ve taklitlerinden sakınılması gerekir.
Benim sözünü ettiğim dengbej, ‘Kürtlerin Homerosu’ de denilen Serhadlı Evdal’dır, kuş diline hayat veren Fekiye Teyra’dır, Xane’dir, Bate’dir; hasılı kelam; Meme Alan’ın soyundan gelen soylu duygularla dolup taşan ozanlardır.
Bu yazının konusu da Evdal’dır.
Babasız büyüyen, hayatı yokluk ve yoksulluk içinde geçen, on yıllarca sığır güden Zeyne’nin Evdal’ıdır.
İnsanın, doğanın ve hayatın hayranı, yaralı turnaların yoldaşı, ‘dengbejlerin şahı’ olan Evdal, bundan 200 yıl kadar önce Ağrı’da dünyaya geldi. Küçük yaşta babasını yitirdi. Bu yüzden kendisine kol kanat geren annesini hem ana hem de baba bildi.
Babasız büyüdüğü için annesinin adını aldı. Yöre halkı onu Evdal’e Zeyne adıyla çağırdı. Öyle de tanındı.
Rivayete göre çocukluğundan başlayarak 30 yaşına yaşayan davar güden ve herhangi bir özelliğiyle dikkat çekmeyen Evdal’a ne oluyorsa 30 yaşındayken oluyor.
Bir gece garip bir rüya görüyor. Rüyasında karnının üzerinde değirmen taşı döndüğünü görüyor. Taş durmadan dönüyor ve döndükçe etrafına buğday saçıyor.
Evdal ertesi sabah rüyasını yorumlaması için köyün imamına gidiyor.
İmam ona, ‘ büyük bir ozan ve dengbej olacaksın, ayrıca etrafa saçılan buğday taneleri kadar da kılam söyleceksin ‘diyor.
Evdal’ın öyküsü böyle başlıyor.
(Aslında çağının üretici ve yaratıcı birçok değeri için benzer efsaneler üretilmiştir. Birçoğunun yeteneği ve çabası görmezden gelinmiş, başarısı ilahi bir güce- tanrıya- havale edilmiştir. Örneğin iyi bir eğitim almış, gezme meraklısı Evliya Çelebi’nin de rüyasında Hazreti Muhammed’i gördüğü ve ‘şefahat ya resulullah’ diyeceğine ‘seyahat ya resulullah’ dediği için; yani rüyasında şaşırdığı için ‘gezgin’ olduğu söylenir! Evdal’ın da otuzuna geldiğinde bir gecede dengbej olması mümkün değildir. Bu onun yeteneğine ve yıllar süren emeğine haksızlıktır. Ancak her önemli gelişmenin tanrısal iradeyle açıklanmasının ve her başarılı çabaya gizem katılmasının anlaşılır nedenleri de vardır. Fakat konumuz bu değildir.)
Rivayet bir yana Evdal’ın 30 yaşında gözlerini kaybettiği söyleniyor. Gözlerinin yerini hislerinin almasından, kör olmanın acısını yanık sesiyle dillendirmeye başlamasından, derin hisleri ve yanık sesiyle köy köy dolaşmaya başladıktan sonra fark edilmiş olması muhtemeldir.
Oğlu Temo ve Mıho’nun elinden tutup dolaştırdığı Evdal’ın en önemli özelliği ise duyarlılığıdır. O farkındalık bilincine sahip bir ozandır. Görme yetisini kaybetmeden önce karşılaştığı her şeye dikkat eder.
Bakar körlerden değildir. Tersine çıplak gözle görünmeyeni gönül gözüyle görebilme yetisine sahiptir.
Gözlerini kaybettikten sonra da hayatı ‘dokunmak’ suretiyle hisseder; hislerinin önüne ellerini yerleştirir.
Kılamlarında sürekli olarak dağlara, taşlara, ağaçlara, kuşlara, akan sulara seslenen, doğadan, insandan ve hayvandan esinlenen Evdal’ın mucizevi bir sesi vardır. Sesi gizemlidir, ahenklidir ve içtendir. Bu yüzden etkilidir. Dengbej Filito’nun dediği gibi ne de olsa Serhad’ın büyülü suylarından içmiştir.
Evdal 35’ine geldiğinde Serhad bölgesinin tanınmış bir dengbeji olup çıkar. Sürmeli Memde Paşa onu himayesine alır ve ünü her geçen yıl biraz daha yayılır. Öyleki İran’daki Kürt ağa ve beylerinden de davetler alır. Diwanhanelerde ona özel bir ayrılır.
Hayatı binbir zorluk içinde geçen, çok çile çeken Evdal, eşiyle de mutlu değildir. Eşi her fırsatta Evdal’ı aşağılayıp rencide eder. Kimi zaman evden kovar. Evdal karısı Gule’den çektiklerini oğullarına yaktığı kılamda (Kuro Temo- Mıho) şöyle dile getirir.;
‘’Gule bese; edi tu ruhe mın qetand…’
Gule’sine böyle seslenir.
Yıllarca köy köy ,kasaba kasaba dolaşan, buğday taneleri gibi sayısız kılam yapan Evdal’ın ömrünün sonuna doğru gözlerine yeniden kavuştuğu, yaşlılığında dünyayı çıplak gözle yeniden görmeye başlandığı söylenir.
100 yıldan fazla yaşayan, hayatı boyunca yokluk yoksulluk içinde çırpınan ve binbir zorlukla karşılaşan Evdal buna rağmen Kürt halkına ve dünya insanlığına zengin bir miras bıraktı.
Evdal’dan geriye hayat ve aşkla dolu sayısız kılam ve öykü kaldı…
Bunları bulup çıkarmak ve günümüze taşımak da gazeteci arkadaşımız Bülent Gündüz’e kaldı.
Daha fazlası için Sevgili Bülent’in hazırlığını yaptığı Evdal’e Zeynik’e belgeselini beklememiz gerekiyor.
Bülent bizi Evdal’ın hayata anlam katan bilgeliği ve yüreğimizin dili olan eserleriyle yeniden buluşturuyor.
Belgeseliyle Evdal’ı geçmişten geleceğe taşıyor.
Onu bu çabasındna ötürü kutluyor, elinde bu konuda belge, bilgi olanlar başta olmak üzere okurlarımızı da anlamlı çabaya katkı sunmaya çağırıyorum…
(iletişim için; gunduz91sbglutece@yahoo.fr)
GUNAY ASLAN
gunayaslan@hotmail.de


evdal e zeynik i başlıklı yazınızı okurken yazının bitmemesini istedim. sona gelince bereket versin belgeselden bahsediyorsunuz. umarım en kısa zamanda bize ulaşır…..