Obama ve Gençliğin Gericiliği… (İbrahim GÜÇLÜ)

Nisan 11, 2009 by bahoz  
Filed under 4-Nivîskar

genclikDünyada, Türkiye’de ve Kürdistan’da 1968 sonrası siyasal gelişmeler, toplumsal olaylar, devrimci reformcu dalgalar ele alınıp incelendiği zaman, gençliğin bir toplumsal kategori olarak önemli bir rol, hem de değişimci, ilerici bir rol oynadığı rahatlıkla görülebilir. Çünkü gençlik, günlük çıkar kaygıları taşımayan, her zaman önünü görmeye çalışan, çıkarları değişim ve dönüşümde olan, saf, temiz bir toplumsal kategoridir. Gençlik kategorik alarak daha az kirlenmeye elverişli bir dönemin yaş kuşağıdır.

Gençlik bu özeliğinden dolayı, 1968’de ve sonrasında hiçbir çıkar gözetmeksizin, bağımsızlık ve özgürlük, haklar uğruna ölümü göze aldı. Türkiye emekçilerinin çıkarları için; Kürdistan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğü için, ölümü, hapisleri, okullarından uzaklaşmayı, gözünü kırpmadan benimsedi. Hatta bunda çok ileri gittiği bile söylenebilir. Bu nedenle, 12 Mart ve 12 Eylül Cuntası’nın hedef seçilen düşman kategorisi oldu. Dışlandı, ötekileştirildi, eğitim yuvalarından uzaklaştırıldı, işkence gördü, tutuklandı, on yıllarca hapis yattı, cezaevinde ve sorgularda işkencelerle katledildi.

Gençler bu idealist ve hesapsız tutumlarından dolayı, 12 Eylül sonrasında da kitleler halinde ölümü göze alarak PKK’ya, Hizbullah’a, Silahlı Türk Sol örgütlerine katıldılar. Bu örgütlere katılırken, bir genç olarak çıkarlarını hiçbir zaman gözetmediler. Bu nedenle büyük hesapsızlıklar yaptılar, kendisine, ailesine ve çevresine büyük acılar ve zararlar verdiler. O nokta ya da düzlemde ciddi bir sorunsalın olduğu tartışmasızdı. Gençlerin olaylara bilinçle bakarak, konumlarına uygun olarak toplumsal gelişimlere, devrimci ve ulusal hareketlere katılmaları denklemi ile karşı karşı-karşıya olması üzerinde durmanın gerekli olduğu ortadaydı.

Bu yaklaşım, gençliğin toplumsal kategori olarak misyon ve fonksiyonunun belirlenmesiyle ilgiliydi.

Bunun üzerinde düşünülürken, egemen sistemin gençleri tümden toplumsal gelişmeler dışında tutması, statükocu, muhafazakâr ve sistem yandaşı olmaları için bütün enstrümanların devreye sokması alternatifi; tehlikeli bir gelişme olarak gündeme oturdu. Gençliğin reformcu, değişimci, devrimci ve toplumsal özelliğinin hizaya getirilmesi için büyük projeler devreye sokuldu.

Egemen sömürgeci sistemin bundan çok başarılı olduğunun önemli ip uçlarını ve verilerini Obama’nın gençlerle yaptığı toplantı ve sonrasındaki televizyon programlarındaki değerlendirmelerde görmek ve öğrenmek olanağını yakından tanık olundu.

*****

Bundan bir hafta önce Obama Türkiye’yi ziyarete geldi. Obama, Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Meclis Başkanı, Muhalefet Parti Liderleriyle görüştü. TBMM’de bir konuşma yaptı. Gençlerle de bir toplantı yaptı.

Obama’nın bu ziyareti ve dile getirdiği görüşler, yaptığı öneriler, Obama’nın yapısal özellikleri en ince teferruatına kadar değerlendirildi. Buna bağlı olarak Türk siyasilerinin, devlet yetkililerinin tavırları ve yaklaşımları da sınırlı da olsa ele alındı. Ele alınmayan konulardan biri, Obama’nın gençlerle yaptığı toplantılarda gençlerin dile getirdikleri görüşler ve toplantı sonrası bu gençlerin televizyonlarda yaptığı değerlendirmelerin analizi yapılmadı.

Obama ziyaretinin bu yönü üzerinde durulmasının çok daha önemli olduğunu saptıyorum. Çünkü gençler, bir toplumun geleceği, liderleri, yöneticileri, aile reisleri, en aktif ve fonksiyonel olan kategorisidir.

*****

Obama’nın gençlerle yaptığı toplantı ve sonrasındaki televizyon programlarında dile getirilen görüşlerde muhafazakârlık, gericilik, şovenizm ve emperyal idealler en çok dikkat çeken bir konuydu. Toplantıda Kürdistan Federe Bölgesi ve Irak hakkında sorulan sorular ve gösterilen refleksler, Kürdistan’a kara harekâtını tasvip eden ve teşvik eden emekli generallerin ve diplomatların tavırlarından daha sert ve daha şoven milliyetçiydi.

Öğrencilerin Obama değerlendirmesi de, oldukça patalojik ve dar milliyetçi rasyoneller içindeydi. Gençler, Obama’nın sadece ABD’nin çıkarları için Türkiye’ye geldiğini ileri sürebiliyorlardı. Ulusların ve devletlerin karşılıklı çıkarlar için ilişki içinde olduklarından habersizdiler. Obama’nın bir şirketler piyonu olduğunu ileri sürebiliyorlardı. Bu tutumlarıyla, Türkiye ve ABD ilişkilerinin tarihi boyutlarından habersiz olduklarını da dışa vuruyorlardı.

Gençler, globalizme, evrenselliğe, küreselleşmeye, enternasyonalizme kapılarını kapatıyorlar, içe kapanmayı ve milliyetçi dar görüşlülüğü savunuyorlardı. Bu nedenle, ABD ve AB’nin Türkiye’yi bölmek istediklerini ileri sürüyorlardı. Bununla da, demokrasiden, AB’nin değerlerinden uzak, Türkiye’deki kocaman ve büyük sorunu olan Kürt Sorunu hakkında bilgi kısırlığına sahip olduklarını açığa çıkarıyorlardı. Bu yaklaşımla, Türkiye’nin içsel sorunları hakkında büyük bir cehalet örneği sergiliyorlardı.

Eğer Türkiye’nin gençleri çoğulcu demokrasi, hak ve özgürlükler konusunda hassas, bir proje sahibi değillerse, demokrasiye, bireysel ve grupsal hakları karşı iseler Türkiye nasıl demokratikleşecek, demokratik bir sistem yapılabilinecek ve demokrasi bir hayat tarzı haline gelecektir?

Gençler toplantılarda liberalizme karşı büyük bir bağnazlık ve karşıtlık içindeydiler. Eğer Türkiye’nin gençleri liberalizme karşı bir bağnazlık ve gericilik içinde olurlarsa, nasıl özgürlükçü, girişimci, fonksiyonel bir toplum tasarımına sahip olabilirler? Nasıl özgürlükçü olabilirler?

Gençler toplantıda sordukları sorularla ve televizyon programlarında dile getirdikleri görüşlerle Türkiye’nin sorunları konusunda ne kadar bilgisiz olduklarını da ortaya koyuyorlardı. Gençlerin bu tutumu, sistemin tam da bir aynası durumundaydı. Çünkü sistem, gençlerin ve tüm vatandaşların bilgisizliğine sığınarak adaletli ve özgürlükçü olmayan yapısını devam ettirmek istiyor.

*****

Gençlerin Türkiye’nin birçok sorunu konusunda bilgisizlikleri tartışmasız. Ama en fazla da Kürt sorununda bilgisiz olduklarını ortaya koyuyorlardı. Kürt sorununun içsel bir sorun olmasını kavramıyor, başkaları tarafından yaratılan bir sorun, bu nedenle ABD ve AB’nin bir bölme sorunu, kaşıma sorunu olarak ele alıyorlardı.

Kürt sorununun çözümü toplumsal bir karakterle olanaklıdır. Dünyada toplumlar etnik ve ulusal sorunlar konusunda devlet aparatından önde bir bilince sahip oldukları için bu sorunların çözümü kolaylaşmıştır. İspanya’da ve İrlanda da etnik ve ulusal sorunlar bu temelde çözüme kavuşmuştur. Türkiye’deki gençlerin konumu sorunun çözümü bakımından olumlu bir veri sunmamaktadır.

Kürdistan’da da bir başka açıdan muhafazakârlık ve gericilik söz konusudur. Bu konu, ayrı bir yazı konusu.

Bütün bu bağlamlarda, gençler üzerinde durmak ve onları yeni değerlerle eğitmek için ele almak en temel ve hayati bir sorun olarak gündemdedir. Bu konuda genel eğitim sistemine büyük görevler düşmektedir. Bunun için de, eğitim sisteminin hem demokrasi açısından hem de etnik/ulusal çoğulculuk açısından köklü bir reformla radikal bir tarzda değiştirilmesi gerekir.

Amed, 15. 04. 2009
İbrahim GÜÇLÜ
(ibrahimguclu21@gmail.com)

Şirove

Yorumlarınızı aktarırken lütfen kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmaya itina gösterin. Seviyeli, nitelikli, görüş ve eleştirilerinizi memnuniyetle yayınlayacağımızı, ancak eleştiri sınırlarını zorlayan, kişilik haklarını çiğneyen, hakaret içerikli, seviyesiz yorum ve yazıların yayınlanmayacağı bilinmelidir